Kadın Doğum Kontrolünde Toplumsal ve Hukuksal Engeller

0
1149

İlk çağlarda insan sayısının azlığı temel sorun olduğundan genellikle doğurganlık bireye saygınlık kazandırmış, kısırlık da aşağılanmaya yol açmıştır. Buna karşın Konfüçyüs Çin’in kuzey kesiminin kalabalığı karşısında ilk kez optimum nüfus kavramını ortaya atmış, ardından eski Yunan’da Platon kent devletinin optimum sayıda yurttaşı bulunması gerektiğini ileri sürmüştü. Roma İmparatorluğu’ nda ise siyasal güç kent devletindekine kıyasla daha önemli sayıldığından, doğurganlığı özendirici politikalar ağırlık kazanmıştır.

Konuya din açısından yaklaşırsak görüyoruz ki Yahudiliğin verimlilik ve çoğalmayı öğütlemesine karşılık Hıristiyanlık, ilk yıllarında nüfusun artmasına değer vermemiştir. Üstelik evlenmemeyi yüceltmiştir. Evlenmenin kutsanması, gebeliğin önlenmesi, boşanmanın yasaklanması daha geç gelişmelerdir. Müslümanlık evlenmeyi, aile kurmayı, çok çocuk sahibi olmayı öğütler. Hiç bir döneminde Hıristiyanlık gibi evlenmemeyi hoş görmemiştir. Üstelik erkeğin dörde kadar varan karısı, aynca istediği sayıda cariyesi olabilmesi de bir gerçektir. İslam’da evlilikte bireylerin cinsel yaşamlarına da önem verilmiştir. İslam’da erkeklerin cinsel yönden uygun görmedikleri ya da kısır olan eşlerini boşayabilme hakları olduğundan, gebeliği önleme yöntemleri işlerlik kazanmamıştır.

19. yüzyıla kadar gebeliğin önlenmesi yalnızca aristokrat sınıfın üzerinde durduğu bir konuydu. Halka inmesinde Francis Place adlı kendi kendini yetiştirmiş bir işçinin 1823 yılındaki katkılarının payı büyüktür. Place işe, İngiltere’nin kuzeyindeki endüstri bölgelerinde doğum kontrolünü öneren bildiriler dağıtarak başladı. Onu buna, nüfusun hızla artmakta olduğu gözlemi değil, çalışan sınıfın umutsuz ve yürekler acısı durumu itmişti.

Oysa 1798 yılında Malthus, Nüfus İlkesi Üzerine Deneme adlı kitabında: “Nüfusun bu hızla artması, açlık, salgınlar ve savaşları doğuracaktır ve insanlık bir çırpıda yok olacaktır” diye yazmış ve önlem olarak geç evlenmeyi salık vermişti. Francis Place ise sünger kullanmayı ve boşalmadan önce geri çekmeyi (coitus inttereptus) salık veriyordu. Place’ın bildirileri 4 yıl boyunca, hukuksal bir engellemeyle karşılaşmadan etkilerini korudular.

1830 yılında ABD’li Robert Dale Owen doğum kontrolü üzerine Ahlaksal Fizyoloji adlı kitabını yayınladı. Kısa bir sürede bir çok baskıları yapılan kitap toplumca benimsendi. Ama konuyu biraz daha genişleten Charles Knowlton’un Felsefenin Meyvalan adlı kitabı onun 3 ay hapis yatmasına neden oldu. Bundan sonra uzun yıllar boyunca sorunu irdeleyen öncülerin hepsi toplumsal ve hukuksal engellerle karşılaştılar.

Gebelikten korunma konusunda ilk ayrıntılı bilimsel araştırmayı Dr. Dickinson yaptı. Bu çalışmayı ele alan Amerikan İyi Ahlak Derneği üyelerinden Anthony Comstock gebeliği önleme eylemine karşı savaş açarak Amerikan Kongresi’nden gebeliği önlemeyi suç sayan Müstehcen Davranışlar Yasası’nın çıkmasını sağladı. Margare: Higgin Sanger faaliyetlerine böyle bir dönemde başladı. 1883 yılında New York’ta onbir çocuklu bir ailenin altıncı çocuğu olarak dünyaya gelen Sanger, üç çocuklu bir hemşireydi. 1912 yılında sosyalist bir gazete olan The Calida (Çağn) “Her Kadının Bilmesi Gerekenler’ sonra da “Her Genç Kızın Bilmesi Gerekenler” adlı yazı dizileriyle konuya girmiş oldu.

Sanger’a göre gebeliği bilmek kadının özgürlüğe kavurması ve kölelikten kurtulması 1914 yılında The Woman Rebel (Asi Kadın; sonradan Birth Contnd Review Doğum Kontrolü Dergisi 15 adlı bir dergi çıkarmaya başladı. Comstock’u ağır bir dille eleştirdiği ve gebeliği önlemeye ilişkin yazılar yer aldığı için dergi toplatıldı: s~rger sorguya çekildi. Sorgudan sonra İngiltere’ye dönerken gebeliği önleme yöntemlerini açık açık anlattığı Aile Sınırlaması adlı kitabını yayınlamaktan çekinmedi, ingiltere’de Havelock Elli ve Maria Stopes gibi konunun ileri gelenleriyle görüştü. 1915 yılında yargılanmak üzere gönüllü olarak New York a döndü. Yargıcın önüne kızının ölümünün ardından çıktı ama savcı kovuşturmadan vazgeçmişti. Doğum kontrol hareketi hukuk alanında ilk kez önemli bir savaşına kazanmıştı. Bir yıl sonra Margare: Sanger ABD’de Brooklyn’de ilk Doğum Kontrol Kliniği’ni açtı. Üç gün geçmeden polis kliniği kapatır yöneticilerini tutukladı. Sanger kamu huzurunu bozmakla suçlanarak 1917’de 30 gün ıslahevinde kaldı Margaret Sanger savaşımını yılmadan sürdürdü. Sonunda ABD Federal Mahkeme doğum kontrolü üzerine yazılanları ve doğum kontrol araçlarını müstehcen sayar. 1873 tarihli Comstock Yasası’nı yeniden yorumlayarak “New York eyaletinde hekimlerin annenin sağlığı sözkonusu olduğunda gebelik kontrolü uygulamasına izin verdi. Ülkenin değişik kentlerinde doğum kontrolü fikrini yayan dernekler 1921de ulusal doğum kontrol birliği adı altında birleşti. 1925’e kadar işlerliğini sürdürecek olan birlik daha az kurulduğu zaman basıldı. D. Hanna Stone ve 3 hemşire tutuklandı; araç gereç ve dosyalara zorlza el kondu. Hekimle hasta arasındaki mahrem gizliliğinin böylesine çiğnenmesine gerek tıp adamları gerekse kamuoyu tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı. Sonuçta tutuklular serbest bırakıldılar. Konu ülkenin her yanında tartışılarak güncellik kazandı.

1927’de Sanger cenevre’ de ilk dünya nüfus konferansının toplanmasına önücülük etti. 1931’de New york tıp akademisinin toplum sağlığı kurulu, doğum kontrolünü destekleyen bir önergeyi kabul etti. Sanger 1953de kurulan uluslar arası aile planlaması federasyonunun ilk başkanı oldu. Hindistanda ve uzak doğu ülkelerinde doğum kontrolü çalışmaları yaptı. Gün geçtikçe hem toplum, hem hekimler gebeliğin denetlenebileceği fikrine alıştılar. Bugun dünyanın hiçbir yerinde hukuksal engel söz konusu olmasa gerek…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here