Öğretmenlik Mesleği ve Kpss Engeli

1
1092

Öğretmenlik mesleği, yılın birkaç döneminde bazı bahanelerle toplumun gündemine gelir oturur. Bu vesilelerden biri de, okulların açılış dönemleridir.

Kimi çocuğunu okula kaydetme telaşı ile iyi bir öğretmen aramakta, kimi de çocuğunu üniversiteye yerleştirirken, kerhen de olsa öğretmenlik mesleğini tercih etmeyi düşünmektedir. Bu yazının ortaya çıkması, bu endişelerin hiçbirine dayanmıyor. Bu yazı, sadece öğretmenlik mesleği üzerinde bu vesile ile görüşlerimizi ilgililerle paylaşmayı amaçlıyor.

Öğretmenlik mesleği, zor, fedakârlık isteyen, mesai kavramı olmayan bir meslektir. Öğretmenlik mesleği bir aşk işidir. Öğretmenlik mesleği ile dünyalık elde etmeyi düşünen birileri varsa, lütfen bu sevdadan vazgeçsin. Çünkü hem aşk, hem para aynı yerde durmuyor. Öğretmenlik mesleğinin etik kurallarının (ahlak kuralları değil, onlar başka), ülkemizde henüz istenilen bir biçimde hayat bulduğunu söylemek zordur. Birde Kpss hazırlıkta yaşanan sorunların eklenmesiyle, Öğretmenlik mesleğine, ekonomik kazancı iyi olmadığı için rağbet etmeyen gençlerin, çaresizlik karşısında mesleğe yönelmeleri, onların bu işi aşk ile yapamayacakları konusunda bazı ipuçları veriyor. Nitekim, geçen hafta Yalova’da yapılan “Pedagojik Formasyon Kursu”nda eğitim görevlisi olarak bana şu sorunun yöneltilmesi, bizim bu fikrimizi teyit etmektedir.

Soru şu: “Hocam, öğretmenlere daha çok ücret verilirse öğretmenlik kalitesinin yükseleceğine inanıyor musunuz?” Tabii ki, bu sorunun sahibi pedagojik formasyonu olmayan öğretmenin, inancı bu yönde olduğunu fark ediyorsunuz. Oysa bizim cevabımız, “hayır”!.. Öğretmenlerin öğretmenlik sanatını gereği gibi icra edememelerinin çaresi, onlara fazla ücret vermek değildir. Fazla ücret almakla, kişide aşk doğmuyor, arzu ve istek ortaya çıkmıyor. Öğretmenlik mesleğini sadece ekonomik getirileri yüksek bir meslek haline getirerek öğretmenlerin kalitesini artırmak neredeyse imkânsızdır. Ama böyledir diye, “Nasıl olsa öğretmenler fedakârdır, onlar az para ile de idare ediyorlar, ekonomik durumlarını düzeltmeye gerek yok” gibi bir anlayış asla doğru değildir. Öğretmenler arasında idealizmi yaşatabilen öğretmenlerin sayısı ne kadardır? Çocuğunu üniversiteye gönderirken, “Çocuğum okuyacak, öğretmen olacak ve Van’ın herhangi bir köyünden başlayıp ülkeme hizmet edecek” diyen kaç veli vardır, dersiniz? Bu sorunun cevabını test etmek için, bilimsel araştırmalar yapmaya gerek bile yoktur. Çünkü cevabı belli olan sorunlar için araştırma yapmak, bilimsel araştırmalarda kabul edilebilir bir davranış değildir. Hasbelkader öğretmen olanların, önünde tek seçenek var: Mesleğe âşık olmak. Bir atasözümüz diyor ki, “Sevdiğinizi alamazsanız, aldığınızı sevebilirsiniz”. Ben bu atasözünü şöyle değiştirdim: “Sevdiğiniz mesleğe giremezseniz, girdiğiniz mesleği sevebilirsiniz”. Olur mu? Olur. Nitekim ben öğretmenliğe sevmeden yöneldim, ama öğretmenliğe yöneldikten sonra başka bir mesleği hiç aklıma getirmedim; öğretmenliği hep sevdim. 1977 yılında göreve başlarken ilk derste yaşadığım heyecanı, bu gün hâlâ yaşıyorum; hatta yetişkinlerle beraber olduğumuz seminerlerde bile…Herkes, inanıp inanmamakta serbesttir.

Evet, bizdeki meslekler, statülerini ilgililere kazandırdığı ekonomik kazançlara göre almaktadır. Kaç lira ücret kazanıyorsanız, statünüz ona göre belirleniyorsa, bu anlayışı yıkmanın tek bir yolu var, öğretmen olarak “kaliteli bir öğretmen” olup, hem kendimiz mutlu olabiliriz, hem de bizden hizmet bekleyenlerin, bizi ekonomimize göre değil, iş kalitemize göre değerlendirmelerini sağlayabiliriz.

“Bu kadar kötü şartlarda, üstelik diğer öğretmenlerin aldığı ücret kadar bir ücret alarak bu işi nasıl sürdürüyorsunuz? Ücretinizin artırılması ile bu okuldaki başarının bir ilişkisi olamaz mı?” Bu soruya karşı öğretmenin verdiği cevap çok ilginç, ilginç olduğu kadar, öğretmenlik mesleğinin önemli bir etik kuralının da açık bir ifadesi olduğu açıkça görülüyor.

Cevap: Hayır, ben profesyonel bir öğretmenim. Bu ücret işi devletin sorunudur. Bu sınıfın böyle olması ve ücretlerin istenilen seviyede olmaması, benim öğretmenlik mesleğini icra etmemle hiç ilgisi yoktur. Ben işimi gereği gibi yaparım, gerisini devletle birlikte düşünmemiz gerekir. Bu cevapta, öğretmenlerin profesyonelleşmelerinin açık bir göstergesi vardır. Öğretmenlik mesleğini, dışardan tedbirlerle değil, içerden iyileştirmelerle istenilen bir meslek haline getirebileceğimizi anlayabilirsek, öğretmenlik mesleğinin statüsü kendiliğinden yükselecektir.

Öğretmenlik mesleği, her ne kadar ataması artık zor yapılsa da, Kpss öğretmenleri bıktırsa da tek bir yazı ile anlatılabilecek kadar statüsü düşük bir meslek değildir.

Mehmet okutan hocamızdan uyarlama

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here