Kurbağaların Sırrı

0
2139
dev kurbağa

Kurbağa deyip geçmeyin. Yüzyıllar boyunca kurbağa şeytani ve cadı dostu olarak tanımlandı. Kurbağalar bazen kaya kütlelerinin içinde canlı olarak bulunuyorlardı. Bu garip yüzergezer hayvanın gizemi araştırmacıların dikkatini çekti. Bu yazıda, talihsiz kurbağaların gizemli öyküsü anlatılıyor.

1856 YILININ kış mevsiminde, Fransız işçiler bir tünel açmaya çalışıyordu. Bu tünelden Saint-Dizier’den Nancy’e gidecek olan tren geçecekti. Işçiler karanlıkta dev bir cisimle karşılaştı. Bir az önce jurasik yapıdaki arazide, kireçtaşı tabakasında bulunan büyük bir kaya parçasını yarmışlardı. Karşılaştıkları bu büyük cisim kayanın içindeki delikten sallanarak çıktı, kanatlarını çırptı ve hırıltılı bir çığlık attıktan sonra düşüp öldü. Bu canlı, bir kaz büyüklüğündeydi ve biçimi de bir kazı andırıyordu. Buna karşın, içinde keskin dişleri olan ağzıyla, kafasının görünümü korkunçtu. Uzun bacaklarının ucunda sivri pençeleri vardı. Bu pençeler yarasanınki gibi bir zarla birbirine bağlanmıştı.

100 milyon yıldan daha önce yaşamış olan fosilleşmiş bır kanatlı kertenkele. 1856 yılında Fransa’da canlı bir kanatlı kertenkelenin kayaların arasından çıktığı bildirildi.

Derisi ise siyah, kalın ve yağlı bir hayvan derisi gibiydi. İşçiler cesedi, yakında bulunan Gray kasabasına dikkatle taşıdılar. 9 Şubat 1856 tarihli Illustrated London News’ta yayınlanan bir rapora göre, paleantolojide uzmanlaşmış bir doğa bilimci bu yaratığı hemen tanıdı. Kanatlı kertenkeleler sınıfına giren soyu tükenmiş bir hayvandı. Bu hayvanın bulunduğu kaya tabakası, kanatlı kertenkelelerin yaşadığı dönemlere uyuyordu. İçinden çıktığı kovuk ise, gövdesini tam anlamıyla saracak büyüklükteydi. Bu da kalıntı birikimi ile sıkıca çevrelenmiş olduğunu göstermektedir.

dev kurbağa

Taştan çıkan kurbağa
Belki de bu Fransız uçan kertenkelesinin öyküsü, binlerce yıl kayalar içine hapsolup kalmış yaratıkların öykülerinin en dokunaklısıdır. Bu öyküler, Viktorya Devri’ndeki bilimin sınırlarını oldukça zorladı. Aynı zamanda da yan tutmalara yol açtı. Ancak, fizikçi William Crookes’un fiziksel araştırma deneylerine de bu tepkiler gösterilmişti. Bu tür bir gizemin çağdaş eşiti UFO sorunudur. Aynı şekilde yıllardır doyurucu bir sonuca varılamadan, UFO sorunu da sürüp gitmektedir.
Bu gibi sıkışıp kalmış hayvanlarla ilgili tartışmaların temeli Annual Register‘in bir yayımı ile 1761 yılında. ortaya atıldı. O yıl Annual Register, bazılan antik çağlarda, bazılan daha yakın tarihlerde, çoğunluğu küçük sürüngen ve kabuklu deniz hayvanı olmak üzere, böyle taşlar içinde hapsolup kalmış hayvanlara yazılarında geniş yer verdi. Bunlann yanı sıra, Toulon limanı’na döşenen taşlar kırılıp açıldığında içlerınden canlı ve olağanüstü bir tadı olan kabuklu deniz hayvanlarının çıktığından söz ediliyordu. Ayrıca Francis Bacon, Baptist Fulgosa, Agricola ve Hostius’un yazılarını yayınlıyordu. Bu bilim adamları yengeçlerin istakozların, kara kurbağalarının ve kurbağaların yiyecek, hava, ışık ve nem olmadan sonsuza değin yaşayabileceklerini kanıtlamaya çalışıyorlardı.

Ambroise Pare‘nin bu konudaki kişisel gözlemi de ayrıntılı olarak yayınlandı. Ambroise Pare, III. Henry‘nin özel baş cerrahıydı. Anlattığına göre, 16’ıncı yüzyılda, Meudon‘daki evinde bir işçinin çok büyük ve sert taşlan kırmasını oturmuş seyrediyordu. Bu taşlardan bir tanesi kırıldığında kocaman ve canlı bir kara kurbağasının çıktığını gördü. Hayvanın taşın içine girebileceği en küçük bir delik yoktu. Pare’nin bu öyküsü Viktorya Devri’nde çok küçük değişikliklerle tekrarlanıp durdu. Bunlardan bazıları belgelenmiş bazıları belgelenmemiştir. Fakat ne olursa olsun, hepsinin ayrıntılan şaşırtıcı bir şekilde birbirine uymaktaydı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here