İçtihat

0
1640
İçtihat

İçtihat, hukuki bir sorun ya da uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk bilginlerinin ya da yargı organlarının vardıkları görüş ve yargılar. Hukuk bilginlerinin görüşlerini yansıtan bilimsel içtihatlar kuramsal bir değer taşır. Mahkemeleri bağlamaz ve yalnızca yardımcı bir kaynak işlevi görür. Yargı organlarının kararlarına dayanan mahkeme içtihatları (yargısal içtihatlar) ise bir davada uygulanabilecek bir hukuk kuralının bulunmadığı ya da hangi kuralın uygulanacağının yeterince açık olmadığı durumlarda yargıcın hukuk yaratma işlevinin bir parçası sayılır.

İçtihat

İçtihatların çeşitli hukuk sistemlerinde oynadığı rol farklıdır. Hukukları daha çok örf ve adete dayanan sistemlerde, bir mahkemenin bir hukuk sorunu hakkında verdiği karara temeloluşturan ilke, benzer durumlarda alt dereceli mahkemeler tarafından da uygulanır. Örneğin İngiltere’de medeni hukuk bir yasaya değil, mahkeme içtihatlarına dayanır. Buna karşılık yazılı yasalara dayanan hukuk sistemlerinde alt dereceli mahkemeleri bağlayıcı gücü ve niteliği olmayan mahkeme içtihatları daha çok örnek kararlar olarak yargıca yardımcı olur. Bununla birlikte büyük boşluklar ve esnek hükümler içeren yasaların uygulanmasında içtihatlar önemli roloynayabilir. Özellikle medeni hukuk alanında hukukun günlük yaşama ve toplumsal ilişkilere uygulanması, mahkeme kararlarında belirginleşir. Türk Medeni Kanunu’nun ı. maddesinin 2. fıkrasında yargıcın hüküm verirken yargı. kararlarından yararlanacağı belirtilmiştir. Içtihatları birleştirme kararları doğrudan bağlayıcı kabul edilir; mahkemeler bunlara uymak zorundadır. Anayasa normlarını yorumlayan mahkeme kararları da açıklığı sağlama açısından büyük önem taşır. Anayasa Mahkemesi kararları öteki mahkemeler için bağlayıcı nitelik taşır. İdare hukuku büyük ölçüde mahkeme kararlarıyla oluşan bir hukuk dalı olduğundan, bu alanda da mahkeme içtihatlarının rolü çok büyüktür. İslam hukukunda, Kuran’da ve sünnette kesin hüküm bulunmayan konularda kıyas, istihsan ve istishab gibi yöntemlerle yorum yapmaya içtihat, bu tür yorumları ortaya koyanlara da müçtehit denir. Içtihat yeterliliği belirli koşullara bağlanmıştır. Içtihatla ulaşılan bilgi ya da yargı kesin ve bağlayıcı bir nitelik taşımaz. Hz. Muhammed ve sahabe (peygamberin yakın arkadaşları) döneminde içtihat yetkisi geniş biçimde kullanılıyordu. Sonraları Islam hukukçuları arasında içtihat yöntemleri konusunda beliren bazı görüş ayrılıkları, iki temel hukuk okulunun oluşmasına yol açtı. Küfe merkezli Irak okulu içtihada daha çok ağırlık verirken, Medine merkezli Hicaz okulu eski kaynakları temel aldı. Doğal olarak Irak okulu içinde gelişen içtihat hareketi, en parlak dönemini Hanefiliğin kurucusu Ebu Hanife ve öğrencileri döneminde yaşadı. Mezheplerin biçimlenmesinden sonra içtihat hareketi canlılığını yitirmeye başladı. Hukuk bilginlerinin mezhep imamlarının içtihat ve fetvalarını temel alarak sorunları çözmeye çalışması, özellikle Sünniler arasında içtihat yolunun kapandığı yolunda bir kanıya yol açtı. Buna karşılık uygulamanın daha esnek olduğu Şiiler arasında içtihat önemini korudu. Günümüzde de önde gelen Şii hukukçuları müçtehit olarak adlandırılır. 20. yüzyılda içtihat konusunu yeniden ele alan yenilikçi Islam bilginleri, uzun yıllar içinde ortaya çıkan zararlı etkileri gidermek ve çağın gereklerine ayak uydurmak için içtihadın canlandırılmasını savunmuşlardır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here