Baykuş Krallığı Efsanesi Alt Yazısı

0
1006

Baykuş Krallığı Efsanesi filminin içinde geçen sözleri baştan sona kadar aşağıda yazılıdır.

Pençelerim üzerinde!

Baykuş Krallıklarının üzerine dehşet
saçtığın günler geride kaldı!

Ağır ol bakalım! Kötücül ordumla
boy ölçüşemezsin sen.

Eh, bir ihtimal!

– Ama ben Kiel fatihi Lyze’ım.
– Soren, ama..

Bizzat kendi ordumu topladım,
Ga’Hoole Muhafızları!

Ama Soren…

Zayıfı güçlü kılmak, zarar görmüşleri
iyileştirmek ve kötülüğü bertaraf…

…etmek için ant içtik.

Eglantine, ne var?

Soren, bu sefer Kiel fatihi Lyze’ın
ben olacağımı söylemiştin.

Hadi ama. Bir dahaki sefere, tamam mı?

Peki, umarım yalan söylemiyorsundur…

…Metal Gaga’ya!

Tuttum!

Gagam. Baba!

Tamam. Yeter bu kadar genç başkuşçuklar.
Yatma vakti.

Evet, lütfen.
Muhafızlarla ilgili bu kadar masal yeter.

Yapma Kludd, masallar kültürümüz ve
tarihimizin bir parçasıdır.

Onlardan öğreniriz.

kez duymuş olsak bile mi?

Evet, öyle bile olsa.
Ta ki bütün tarihimizi öğrenene kadar.

Muhafızların kazandığını biliyorum.

– Soren, altı üstü bir masal.
– Hiç de bile!

Yine başlıyoruz.

Yani baba, hayatında hiç
Muhafız gördün mü?

Kludd, sırf gözünle görmedin diye
bu var olmadığı anlamına gelmez.

Kursağında bir şey hissetmek gibidir.

Kursağımız aracılığıyla…

…kadim sesler, bize fısıldar ve
neyin doğru olanı söyler.

Bir gecelik bu kadar yeter, hayatım.

Yarın büyük gün.
İlk defa dala konacaksınız.

– Şimdi yataklara.
– Gelin bakalım çocuklar.

Senin için yosundan yaparak ekstra
yumuşaklık kattım, Eglantine.

Soren, Metal Gaga’nın gerçekten de
var olduğuna inanıyor musun?

Hatırlarsın,
Buz Pençeler’in Savaşı.

Muhafızlar sayıca azdı.
Hiç umut yok gibiydi.

Ama Kiel fatihi Lyze gelip…

…kötü baykuşların başını ezdi.

Muhafızlar galip geldi.

Baykuş krallıkları bir kez daha
refaha erdi.

Ardından evlerine, Ga’Hoole’un
Ulu Ağacına döndüler.

Ama kimilerine göre,
kötü kral hâlâ hayatta…

…ve kayıp gagasını gizlemek için
metal bir miğfer takıyor.

Yeter! Çocuğa kabus gördürteceksin.

Ama burası en sevdiğim kısmı.

Biliyorum. Binlerce kez duyduk.

Saf bir beynin var Soren.

Ve sanırım, babam onu hikâyelerle
ve hayallerle doldurmuş.

Hayallerin kötü bir tarafı yok.

Aramızdaki fark da burada kardeşim.
Ben hayallerimi uyurken görüyorum.

Şimdi sen de uyumaya gider misin?

Soren…

…babam, hayallerimiz neyse,
biz de oyuz der.

– Yani, benim… Kludd, bekle!
– Hayır!

Bak baba!

En iyi uçan ben olacağım.

Çünkü Tytolar, her şeyde en iyisidir.

Değil mi baba?

Buna kâdirsin Kludd. Ama baykuşları en
iyi avcı yapan yalnızca bir sebep vardır.

Evet, biliyorum. Sessiz uçuş.
Pençelerim çıktığında…

Sıçanlar elden kaçacak. Ve yavrularınla
beraber aç kalacaksın.

Baba!

Ben hazırım.

Pekâlâ, genç Muhafız…

…ilk dala konma dersinin o kadar da
tehlikeli olacağını sanmıyorum.

Şimdi, ilk başta ne kadar
ses duyarsan duy endişeye kapılma.

Tek gereken, kanatlarını…

…germen.

Aferin.

Acemi şansı.

Biliyor musun Kludd, konacağım yeri
aklımda canlandırmanın yardımı oluyor.

Hadi, yarışalım!

Tamam. Başla!

Ama sen önde başladın.

– Hayır, başlamadım!
– Evet, başladın. Baba, hile yaptı.

Çocuklar. Kavga yok.

– Çocuklar içeri götürelim. Gitme vakti.
– Seninle ava gelebilir miyiz?

Bu gece olmaz. Ama vakit geldiğinde…

…bu iş için, en azından
miğferin hazır olacak.

– Güzel miğfer.
– Git başımdan!

Çocuklar.

Bir daha yap hadi. Bir daha söyle.

Noctus, Soren’ın biraz
hayalperest olduğunun farkındayım.

Onun için endişeleniyor musun?

İkisi için de endişeleniyorum.

Daha düne kadar yavrulardı…

…ama yakında kovuğu
terk edecek kadar büyüyecekler.

Onların buna hazır olmalarını,
istiyorum sadece.

İyi olacaklar.

Hadi.

Eglantine, iyi misin?

O iyi, tatlım.

Gelesi varsa, bırak gelsin.

İşte böyle tatlım.
Böyle. Devam et.

Güzel olacak!

– İşte geldi.
– Eg, bu iğrenç!

Büyük başarı.

– Bu ne?
– Bu senin ilk peletin.

İlk mi?
Dahası da mı var yani?

Tanımadın mı Eg?

Bu senin yediğin fare.

En azından postu ve kemikleri.

Bütün baykuşlar pelet çıkarır.

Hatta, abilerinin ilk peletleri
bendeydi sanırım.

– Hayır, hayır.
– Onları görmek ister miydin?

– Hayır. Gene olmaz Bayan P. Lütfen.
– Hadi, tatlım.

Bu ağaç için ne büyük bir gece.
İlk dala konma, ilk pelet.

Affedersiniz.

Kludd, dışarı çıkıp biraz daha
dala konmaya çalışmak ister miydin?

Ne? Oraya gidip, biraz daha
hava atasın diye mi?

Hiç sanmıyorum.

Belki de haklısın.

Belki de sadece…

…bilmiyorum, belki de içeride kalıp
Buz Pençeler’in Savaşını oynarız yine.

Kludd? Yapılışını gösterebilir miyim?
Seni o kadar kızdırmadan?

Peki. Yapılışını göster bakalım.

Tamam, atlamadan önce…

Muhafızlarla büyük bir
tepenin üzerinde…

…savaşa hazır ve nazır
durduğumu hayal ediyorum.

Aşağı atlıyor, Kiel fatihi Lyze gibi
sessizce süzülüyoruz.

– Rüzgar bizi taşırken…
– Yeter!

Kludd, iyi misin?

Olamaz.

Yerdeyiz.

Burada olamayız. Bu… Bu…

Bir baykuş için en tehlikeli bölge.

Evet. Hayır, hayır.
Aşağısı garip.

Hayır. Geri dönmeliyiz.
Burada kalamayız.

Şu dalı bir ulaşabilseydik.

Gerisini tırmanabilirdik.

Evet, deneyelim bakalım.

Sessiz ol!

Neydi o?

Soren!

Kludd!

Kludd! Kludd!

Bizi nereye götürüyorsunuz?

Evimiz o tarafta kaldı!

Bunu yapamazsınız!

Çeneni kapat,
yoksa senin yerine, ben kapatırım.

– Sence nasıldım Jutt?
– “Senin yerine ben kapatırım” kısmı mı?

Hayır, o değil. Kötü bakışım.
Haftalardır üzerinde çalışıyorum.

Kaçırmışım. Göstersene.

Etkileyici.

– Sevdin mi?
– Evet.

Senin kötü bakışın, bana biraz,
“göz korkutucu”mu anımsatıyor.

Öyle mi? Ben tek bir kaşımı
kaldırıyorum…

…çenemi içe çekiyor ve…

– Siz kimsiniz?
– Hey! Soru sormak yok.

“Kimler”, “neyler, “nedenler” yok.

Yeteri kadarını yakında göreceksin.

Ne düşünüyorsun? Kötü bakışım
kasıntı mı yoksa doğal mı duruyor?

– Tamamen doğal.
– Sağ olasın.

Bırak beni!

Kludd!

– Bunun gagası güçlü çıktı.
– Öyle mi? İşlerine yarayacaktır o halde.

Biliyor musun Jatt,
kötü bakışı kullanır…

…ve benim kalkık kaş
bakışımla birleştirirsem…

…ortaya bu çıkar.

– Adı ne?
– “Yırtıcı”.

Yırtıcı mı?
Biraz aptalca değil mi?

Hey, Jatt, bak.
Bu Grimble.

Mükemmel. Onu yeni bakışınla vur.

Kalkık kaşlı mı yoksa
kalkık olmayan kaşlı mı?

Kalkık kaşlı.
Kalkık kaşlı.

Selamlar Grimble.

Jutt, Jatt, ikinizi görmek ne güzel.

Bu gece anca yarım baykuş
mu yakaladın, Grimble?

Hayır, Jatt. Bu bir cüce baykuş.

Çok küçüktürler, ama sıkı çalışırlar.

Normal boyluları taşımak
için çok yaşlısın yani?

Evet, çok komik.

Yüzünde bir problem mi var, Jutt?

Hayır!

– Onu sinirlendirdin şimdi.
– Bu yeni bir bakış!

Evet, biliyorum ama hazır cevapların
üzerinde çalışmalısın.

Ben Soren.

Gylfie.

Senin, cüce bir baykuş olduğunu,
söyledi.

Kuneer’dan.
Çölde bir yer.

Sen bir Tyto musun?

Evet, Tyto Ormanı’ndan.

Bu baykuşlar kim?

Bizi nereye götürdüklerine
dair bir fikrin var mı?

Kesin konuşmayı.

Sessiz! Yaşlı adama kulak verin!

Kludd!

– Sakin olun.
– Sessizlik!

– Kludd!
– Sessizlik!

Ebeveynleriniz ve aileleriniz
sizleri terk etti.

Şu andan itibaren,
yetim olarak bilineceksiniz.

Hayır, ben yetim değilim.

Farkındayım,
korkunç derecede trajik.

Ama Glaux’un rahmeti sayesinde…

…kurtarıldınız ve buraya,
Aziz Aegolius’a getirildiniz.

Ve vakti gelince, size gösterilen
lütuf için minnettar kalacaksınız.

Bu lütfun karşılığı olarak
emek vereceksiniz.

Bazılarınız toplayıcı olacak.

Hayır, ben toplayıcı olmak istemem!

– Bazılarınız savaşçı olacak.
– Gylfie, yanımda kal.

Kendinizce hepiniz, Ulu Tyto’ya ve
Safkan Olanlar’a hizmet edeceksiniz.

– Bırakın gidelim!
– Sessizlik.

Safkan Olanlar’a hizmet
etmek istemiyoruz!

– Safkan Olanlar da ne?
– Sessizlik!

Ben Nyra,
Aziz Aegolius’un Ablah Generali…

…ve Lord Ulu Tyto’nun arkadaşıyım.

Biliyorum, hepiniz aile özlemi
çekiyorsunuz şu an…

…ama yakında Safkan Olanlar’ın, sizin
yeni aileniz olduğunu anlayacaksınız.

Safkan Olanlar, ailemiz değil!
Bırakın gidelim!

Kız haklı. Bırakın gidelim!

Bu ne böyle?

Tyto, vaktini boşa harcama.
Tüylerini kirletme.

Bırakın onu.

Cesur minik Tyto.
Çok dokunaklı.

O halde sen ve benekli arkadaşın,
birlikte kalacaksınız.

Toplayıcı olarak.

Gidelim. Çabuk.

Asaletini hatırladığın zaman Tyto,
belki seni savaşçı yapabiliriz.

– Hadi.
– Kardeşim ne olacak?

– Nerede o?
– Kludd!

Baykuşçuk, şuradaki,
onun kardeşi olduğunu söylüyor.

Ona katılmak ister misin?

Ben de sanmamıştım.

Kludd?

Gidiyoruz. Yürüyün. Yürüyün.

– Kludd!
– Anlaşılan, burada bir savaşçı var.

Teşekkür ederim.

Soren biliyorsun, burada benimle olmak
zorunda değilsin. Kardeşinle olmalısın.

Hayır, Gylfie. Hayatta o Tytoların
yanında olamazdım.

Bilmiyorum, Kludd niye o şekilde…

Hey! Onun nesi var?

Sanki dolunay…

Pekâlâ baykuşçuklar,
sallanmayın, yürüyün. Hadi!

Dediklerini harfiyen yapın, yoksa
bir daha gün doğumunu göremezsiniz.

– Bu iyiydi, Jutt.
– Biraz kasıntı gibiydi.

– On numaraydı.
– Sağ ol, Jatt.

Ve bu gece, sizlerden…

– Neydi o kelime Jatt?
– Dinlenmek.

Dinlenmenizi istiyoruz.

Geriye yaslanıp,
gaganızı yukarıda tutun…

…ve yüzünüzü ihtişamlı
dolunay ışığına çevirin.

Ve uyuyun.

Soren, uyumamalıyız.

Sanırım, bize dolunay çarpmasını
istiyorlar.

Dolunay çarpması mı?

Bazen çöldeyken,
baykuşlar bitap düşer ve yere yığılır.

Uyandıkları zamansa,
eskisi gibi olmazlar.

Kim olduklarını unuturlar sanki.

Gylfie, buradan kurtulacağız.

Bu yıldızları tanıyorum.

Bizi buradan kurtarabilirim…

…ama uçmamız gerekiyor
ve biz uçamıyoruz.

Henüz uçamıyoruz.

Ama nasıl yapıldığını öğreneceğiz.

Gözlerin, üzerimizde
olmadığı vakitlerde…

…yakaladığımız her fırsatta,
kanatlarımızı gereceğiz…

Bunu gerçekten yapabileceğimize
inanıyor musun, Soren?

Birlikte Gylfie. Kaçacağız.

Üşüdüm.

Birlikte.

Pekâlâ, minik, şirin baykuşçuklarım.
Bu kadar güzellik uykusu yeter.

Uyanın, uyanın. Kalkın ve ışıldayın.
İhtişamlı bir gün daha…

– Olamaz.
– Soren.

Bu doğru. Gidiyoruz. Yürüyün.

Soren.

Nereye gidiyoruz şimdi?

Gylfie, bize dolunay çarpmış
gibi hareket etmeliyiz.

Yürüyün.
Toplanacak bir sürü pelet var.

Belki fark etmişsinizdir,
aylaklığı sevmeyiz.

İçinde “lak” olan hiçbir şeye güvenmeyiz.

Hadi. Şu pençelerinizi sürüyün.

Ne kadar erken giderseniz,
o kadar erken başlarız.

Ne kadar erken başlarsak,
o kadar erken bitiririz. Yürüyün!

Yürüyün, sallanmayın.

Peletorium’a hoş geldiniz bakalım.

Kalan ömrünüzü
geçirmek için güzel bir yer.

Aşağıdakiler için üzülmemelisiniz.

Aşağılık tür olarak, ulu bir amaca
hizmet etmek, onlar için büyük talih.

Onların üst sınıfı,
Tyto baykuşları olarak…

…siz de bu planın bir parçasısınız.

Safkan Olanlar’ın yönetiminde,
baykuş krallıklarını çok yakında…

…düzene sokacak olan plan.

Yeni ve asil bir devir başlayacak.

Şimdi, azametinizi kanıtlayın…

…ve yükselin.

Yükseğe!

Yükseğe!

Hadi şu partiyi başlatalım!

Hadi toplayalım!

Hemen şu peletleri toplamaya başlayın.

Bu doğru. Eğlencesine bakın. Peletler.

Onları severiz.

Diğer baykuşların peletleri.

Belki de bize, dolunay çarpsaydı
daha iyi olurdu.

İşte başlıyoruz.
Buldum.

İyi iş çıkarttın, numara
sekiz, beş, yedi… Neyse artık.

Pekâlâ millet, toparlanın.

– Hey sen, boş bakışlı olan.
– Hepsi öyle zaten.

Kulak verin. O konuşuyor.

İşte bunlar,
toplamanız gereken peletler.

Fare postu, fare kemiği,
bunlar standart.

Ama asıl önemli olan şey,
Bay Fare’nin yediği bu parça.

– Bir metal parçacığı.
– Metal parçacığı.

Sezgileri kuvvetli biriyim.

– Öyledir.
– Öyleyim.

– Ve seziyorum ki…
– Güzel halloldu.

…bu parçacığı diğer parçacıkların
olduğu yere taşımak istiyorsun.

Hepiniz izliyor musunuz?

Hadi.

Soren.

Tamam, dolduracak daha çok kova.

İşinizin başına dönün.

Ne oldu?

Dinle Gylfie, o kuşlar çok fena
yanlış bir şey yapıyorlar.

Kludd’ı bulup buradan gitmeliyiz.

Siz ikiniz ne yaptığınızı
sanıyorsunuz bakayım?

Yeteri kadar parçacık
biriktirdiğimizde…

…bir tuzak kuracağız.

Sonra düşmanımızı, olmaları gereken
yere çekmek sana kalıyor.

Pençelerimizin ortasına.

Ardından, Batı Krallıkları ve Ağaç.
Bunlar benim olacak.

Sana söz veriyorum.

Bize ne yapmayı planlıyorsun?

Sessiz ol!

– Bu yer de neresi?
– Girin içeri.

Soru sormayı kesin.

Peletorium’a dönmemize izin vermezsen
Safkan Olanlar hiç de mutlu olmayacak.

Hayır.

Sizinle yapacağım şeyi öğrendiklerinde de
hiç mutlu olmayacaklar.

Size uçmayı öğreteceğim.

Uçmayı mı?

Artık nefes alabilirsin.

Evet, burası gittikçe kötüleşiyor.

Kendi kendime, buraya zeki ve direnecek
cesarete sahip birileri gelirse…

…onlara yardım edeceğim dedim.

Sanırım siz ikinizin bunu yapması gerek.

Ama siz bir…

Safkan Olan mı?
Hayır, onlardan nefret ediyorum.

Hemen hemen beni dönüştürdükleri
şey kadar nefret ediyorum.

Eskiden kanatlarımda,
bu renkli lekeler yoktu.

Safkan Olanlar krallığımı işgal
ettiği zaman, onlara direndim.

Bunu kullanabileceklerini düşünerek…

…benden ailemi çaldılar.

Ve emirleri uygularsam, onlara
zarar gelmeyeceğine söz verdiler.

Ve o zamandan bu yana
pis işlerini yapıyorum.

Şimdi, daha önce hiç uçmuş muydunuz?

Ben dala konmuştum.

Artık bir yuvadan süzülme
gibi bir lüksün yok.

Yetenekleriniz üzerinde çalışmalıyız.
Bildiğiniz bir şeyle başlayarak.

Bana, neler yapabildiğini göster.

Hadi.

Güzel, güzel.

Şimdi, her kanat çırpışında, bütün
kaslarını ve tüylerini hissetmeye çalış.

Ve it!

Pekâlâ siz ikiniz.
Bu kadar yeter. Hadi.

Egzersiz yapmaya devam.

En iyi olanınızı…

…en sağlam ve en zeki olanınızı…

…Lord Ulu Tyto’ya sunacağım.

Ne kadar geliştiğinizi görelim bakalım…

…uçucular olarak,
savaşçılar olarak.

Ee?

Aferin. Olağanüstü itaat
ve disiplin gösterdin.

Kocam, gelişiminden memnun kalacak.

Söyle bakalım, kardeşin de seninki gibi
uçma yeteneği var mı?

Kim, Soren mı?

Hayır, daha yavruyken ağaçtan
düşmüştü. Beceriksizin tekidir.

Savaşçı, işine gelmediğin için
bu şekilde davranmamalısın.

Bana, asla yalan söyleme.

Lord Ulu Tyto için, bulabildiğimiz
kadar güçlü uçucular bulmalıyız.

Gel. Kardeşine, gerçek ailesini
kabul edenleri…

…ne tür ödüller beklediğini anlatalım.

Hayır, daha çok kanat çırp,
derinden çırp.

Havanın şekli yok.

Aşağı doğru,
kanat çırpışlarınızla dengelemelisiniz.

Yapabilirsen, kanatlarını birbirine
değdirir gibi yap, duraksamadan.

Kanatlarımı yeterinde kıvıramam Grimble.
Çok kısalar.

Kiel fatihi Lyze’ın kanatları da
çok kısaymış derler.

Ama bu onu durdurmadı.

Ve Muhafızlara ulaşmak için
uçacak çok uzun bir yolunuz var.

– Ga’Hoole Muhafızları mı?
– Evet.

Ama gideceğimiz yeri nereden bileceğiz?

Hoolemere Denizi’ni aşmanız gerek…

…kadim sislerin gizlediği
Ağaca ulaşmanız.

“Sisler, güçlü bir amacı ve samimi
bir yüreği olmayan herkesten gizler”

Evet, aynen öyle.

Sizinle gelirdim…

…ama hâlâ ailemi, özgürlüğe
kavuşturma umudum var.

Gerçekten mi?

– Kludd.
– Gidin!

Kludd, bizimle gel!

Git, şimdi!

Yakalayın şunları!

– Kludd!
– Küçük baykuşçukların uzağa gidemez.

Soren! Ne yapacağız?

Soren, gitmemiz gerek!

Bekle. Kludd! Hadi!
Hala şansımız var!

Ne duruyorsun evlat?
Bu senin eve gitme şansın!

Ben…

…zaten evimdeyim.

– Ne?
– Olamaz.

Kraliçene zarar mı vereceksin Grimble!

Sen benim kraliçem değilsin!

Hemen atlamamız lazım, Soren!

Şimdi!

Hadi, Gylfie! Çırp!

Kanatlarını çırp!

Hayır!
Baykuşçukları takip edin.

Baykuşçukları takip edin.

Gidin, sizi aptallar!

Gidin! Gidin ve Muhafızlara
haber verin!

Bak! Tam orada!
Bir yol görüyorum!

Nerede?

Gylfie, hadi, beni izle!

Daha hızlı, Gylfie.
Haydi! Daha hızlı!

Yapamıyorum, Soren, olmuyor işte.
Dinlenmem gerekiyor.

Olmaz, Gylfie.
Hadi ama başka çaremiz yok!

Bekle biraz.
Sanırım onları atlattık.

Ne? Emin misin?

Galiba.

Ne oldu biliyor musun?

Ne?

Uçabiliyoruz

Umduğun kadar güzel bir duygu mu?

Hayır.

Çok daha güzel.

Peki şimdi ne yapacağız, Soren?

Ga’Hoole Muhafızlarını bulacağız.

Grimble’ın ölmesi, büyük talihsizlik.

Ama sen…

Ağabeyinin izinden gitme şansını
yakalamıştın ama kullanmadın.

Aslında burada kalmayı hak edebileceğini
düşünmeye başladım.

Bizden biri olarak.

İstediğim de bu.

Sana güç ve bir amaç sunuyoruz.

Peki ya sen bize ne verebilirsin?

Bana ne verebilirsin?

Benim…

– Bir kız kardeşim var.
– Devam et.

Genç ama doğuştan yetenekli…

…ve çok yakında güçlü bir Tyto’ya
dönüşecek.

Belki de onu bana
getirebilirsin.

Burada, genç olanlar,
bizim geleceğimiz.

Aç mısın?

Neden?

İzle ve gör.

İyi avlanmaydı!
Çoktan yakalanmış bir güveyi…

…yakaladığın için
kendinle gurur duyuyor olmalısın.

İyi de sen onu yakalamamıştın ki.

Çok yaklaşmıştım.
Hatta yakalamama şu kadarcık kalmıştı.

Harika.

Bana pusu kurmuşlar.
Eminim bunu beklemiyordunuz.

Üzgünüm.
Senin güveni avlamak istememiştik.

– Onun güvesi değildi.
– Evet, öyleydi.

Sadece saklanıp dinlenebileceğimiz
bir yer arıyorduk.

– Önce hangisi?
– Nasıl yani?

Önce saklanmanız mı yoksa
dinlenmeniz mi gerek?

Ne fark eder ki?

Çok şey! Önce saklanmanız gerekiyorsa,
başınız büyük bir belada derdim…

…ama aklınızdan dinlenmek geçiyorsa,
durum o kadar da vahim değil derim.

Hoolemere Denizi’ne doğru gidiyoruz.

Ga’Hoole Muhafızlarını bulacağız.

Gerçekten mi?

Sizin gibi iki küçük baykuşçuk,
denize asla ulaşamaz.

Yolunuza çıkabilecek
pek çok korkunç yaratık var.

Korkunç yaratık mı?

Eğer şahinlere öğle yemeği olmazsanız,
atmacalara olursunuz.

Eğer atmacalara yem olmazsanız…

…bu sefer de ağaç tepelerinde bekleyen
vahşi köpekler, sizi havada kap…

Kararımız kesin, baykuş.

Dinlenebileceğimiz bir yerin var mı?
Arkadaşım yaralı.

Adım Digger.

Kovuk bu tarafta.

Denize gidiyorsunuz demek?

Evet.

Denize doğru uçan baykuşlara
ne denir biliyor musunuz?

– Hayır.
– Kayıp.

Komik. Sizin için bir tane daha var.

Bir baykuşu ne diye çağırırsınız?

Twilight!
Misafirlerimiz var.

Beni hemen yere indir!
Şaka yapmıyorum!

Bu resmen saygısızlık!

Akşam yemeği hazır.

Ve konuşmadan duramıyor.

Bayan P!
Benim, Soren!

Soren!

İnanmıyorum.

Her yerde seni ve Kludd’ı arıyordum,
şu başıma gelene bak.

Bu korkunç canavarlar tarafından
yakalandım.

Canava…
Bu ne cüret!

Digger, bu küçük baykuşlar da neyin nesi
ve neden akşam yemeğimizle konuşuyorlar?

Benim adım “akşam yemeği” değil.

Bana kalırsa akşam yemeği duruma
daha uygun, öyle değil mi?

Bekle, o akşam yemeği değil.
Benim dadım.

Tıslamak zorunda kalmaktan nefret
ediyorum. Bir bayana hiç yakışmıyor.

Ne demezsin.

Bayan P, bunlar benim arkadaşlarım.
Bu Gylfie, bu da Digger.

Ve de Twilight, doğru mu?

Tanıştığıma iştahım açıldı,
akşam yemeği.

Yani Bayan P demek istedim.

Bu ikisi, Muhafızları bulmak için…

…Hoolemere Denizi’ne gidiyorlar.

– Gerçekten mi?
– Ne?

Olmaz Soren, seni eve götürmeliyiz.
Ailen meraktan öldü.

Hayır, anlamıyorsunuz Bayan P.
Kludd ve ben kaçırılmıştık.

– Tanrı aşkına!
– O, hâlâ ellerinde.

Muhafızları bulmalıyım.
Onu kurtarmanın tek yolu bu.

Macera kokusu alıyorum!

Tehlike. Entrika.

Bunlardan güzel şarkı sözü olur.

Hayır, olamaz.
Lavta olmamalıydı.

Şair kişiliğimin yanı sıra bir savaşçı
olduğum için…

…böyle şeylerle beni etkileyemezsin.

Eğer yapacaksan…

Dadısı hayır dese de…

Delikanlı bildiğini okur…

Tehlikenin üstüne üstüne uçar…

Tekmelenmek, yaralanmak ve
sakatlanmak için.

Sen söyledin diye şarkı olacak değil.

Bu dörtlük bir anda aklıma geliverdi,
inanabiliyor musun!

– Galiba inanabiliyorum.
– Bu bir lütuf.

Neyse tamam, önümüzde uzun bir yol var,
o yüzden…

Bayan P?

Babam da böyle olmasını isterdi.

İşte ben de bu yüzden seninle geliyorum.

Ne? Hayır!
Lütfen, bizi burada bırakmayın.

ay dönümünden beri gördüğümüz
ilk yeni canlılarsınız.

Onun, saçma sapan baykuş şakalarını daha
fazla dinlemek zorunda kalmaktansa…

– Ne? Gülmekten kırıp geçiriyorlar!
– Hayır öyle değiller.

Peki, onun “o bunu, şu bunu dedi”
şarkılarından birini daha dinlemektense,

kursağımı söker atarım daha iyi!

Bunu nasıl söylersin?
Hadi gidelim.

Lütfen.
Lütfen gitme!

Hoolemere Denizi’ne nasıl gidileceğini
biliyor musunuz?

– Twilight yolu biliyor.
– Tabii ki de yolu biliyorum.

Hooladans Denizi’ne doğru yola koyulduk.

– Doğrusu “Hoolemere.”
– Hoolemere.

Biliyor musunuz Bayan P,
uçabilen ilk yılan belki de sizsinizdir.

Sanırım öyleyim.

Ayrıca bu çok hoşuma gitti.

Tanrım!

Açığa çık.

Lordum.

Aziz Aegolius’daki
işimiz neredeyse bitti.

Son parçalar yola çıktı…

…ve size kalpleri heyecanla çarpan
bir teklifim var.

Yeni askerleriniz.
Test edildi, tamamen safkanlar.

İçlerinden biri özellikle ümit
vaat ediyor.

Buna ben karar veririm.

Sen.
Savaşçı.

Öne çık.

Evet, benim huzuruma çıktığın için
korkmakta haklısın.

Adın ne?

– Kludd.
– Yüksek sesle!

Kludd! Adım Kludd.

İşte böyle.
Çok daha iyi.

Unutma, zayıflık, aşağılık
türler içindir…

…asla bizim için değil.

Neden, biliyor musun Kludd?

Çünkü biz Tytolarız.

Bir tane daha var.

– Tık, tık.
– Sakın cevap verme.

– Kim o?
– Ona yüz verme.

– Baykuş.
– Baykuş kim?

– İşte başlıyoruz.
– Bildin, cevap buydu. Bay Kuş!

Sana söylemiştim.

– Çünkü baykuş, Bay Kuş’tur. Çok komik.
– Gerçekten sana acıyorum.

Gerçekten de zor bir tane ama…

Karanlık çöker, biz de öyle…

Uykuya dalarız…

Uykuya dalarız…

Uykuya dalmaya devam ederiz…

Uykuya dalarız…

…ve rüyalar üzerimize üzerimize…

Artık uykuya daldık…

Artık uykuya daldık…

Sanırım şu karga bizi takip ediyor.

Evet. Bir süredir gözüm onun üzerinde.

Bir baykuş, karga tarafından
gagalandığında ne der biliyor musun?

Digger, bunu gerçekten
yapmak zorunda mısın?

– Ah!
– Bildin. “Ah”!

Defolun gidin buradan!

İşte bu kadar.

Twilight! Lavtan!

Bırak onlarda kalsın.
Kurtulmuş olurum.

– Ne? Hayır, olamaz!
– Oldu bile!

Bayan P!

Haydi!

Bayan P! Geliyorum!

Soren, bak!

İmdat!

Çok hızlılar.

Seni yakınlaştıracağım.
Pençeleri kenetleyeceğiz.

– Ne?
– Güven bana! Ne yaptığımı biliyorum.

Peki, ama bunu da önce hiç denedin mi?

Hayır, ama hep denemek istemişimdir.

Sıkı dur!

Bayan P!

Hemen buradan defolup gidin!
Kaybolun!

Bayan P. Bir şeyiniz yok ya?

Ne yolculuktu ama.

Hadi bir daha yapalım.

Dostum, hakikaten de uçabiliyorsun.

Teşekkür ederim, Twilight.

İşte buradayız.

Hoolemere Denizi.

Ne kadar da büyükmüş.

Evet, ne biçim büyük su birikintisi öyle.

Hiçbir fikrim yok.

Gerçekten de Muhafızların orada
olduğunu mu düşünüyorsun?

Öyle olmak zorundalar.

Ekip!

– Nihayet.
– Kim var orada?

Geleceğiniz kehanette söylenmişti.

Kehanete göre davetsiz misafirler
sahilime ayak basacaklardı.

Dinle, kötü bir niyetimiz yok.

Evet. Önceden söylenmişti.

– Uzun zamandır uçuyorduk.
– Bu da söylenmişti.

– Çok yorulduk.
– Söylenmişti!

Her şeyi biliyorum.

Şimdi ne istediğinizi söyleyin, baykuş.

– Şey…
– Dur.

Madem gerçekten her şeyi biliyorsan
neden cevabı sen vermiyorsun?

Öyle ya! Şüphe eden birinin olacağı
söylenmişti!

Benden başka inanmakta güçlük çeken
kimse yok mu?

Ben, sanki biraz.

Babam “karıncayiyenin dikenleri
rehberliğinde” demişti.

Bekle! Demek sen bir karıncayiyensin!

Ben karıncayiyenim…

…ve kehanete göre, oraya ulaşabilmek
için yardıma ihtiyacınız olacağı söylendi.

O zaman Muhafızları aradığımızı
söylesem iyi olur.

Zaten bunu da biliyordur.

Elbette biliyorum, şüpheci.
Devam et.

Babam, dikenlerinin bize
yol göstereceğini söylemişti.

Öyle de olacak.

Şimdi, Ağaca ulaşabilmek için
Balina Yüzgeci ve Şeytan Gözü’nü izleyin.

Bu iki yıldızın dışına asla çıkmayın.

Artık gidin! Hepiniz.

Ekibin tereddüt edeceği
söylenmişti…

…ancak zamanla
bir aile haline gelecekler…

…ve bu ailenin üzerine düşen görevleri
yerine getirecek bireylere ihtiyacı olacak.

Savaşçı.

Şair-savaşçı, lütfen.
Teşekkür ederim.

Öyle olsun, güçlü ve asil.

Takipçi, azimli ve sadık.

Kılavuz, şüphe eden.

Lider, kursağı sağlam olan.

Ve son olarak, tabii ki de Kalp.

Ne, sen yılan mısın?

Evet, öyleyim.

Birbirinizi kollayarak buralara
kadar geldiniz.

Şimdi gidin.
Gökyüzüne bakın ve uçun.

Anlaşıldı.
Hadi gidelim.

Unutmayın, kanatlarınız zayıf düşüp…

…canınız çıktığında…

…ve uçabildiğiniz kadar uçtuğunuzda…

…yolu yarılamış olacaksınız!

Ne dedi?

Yolu yarılamışız!

Bu çocuk oyuncağı olacak.

Kaybolduk!

Pusulam şaştı.

Adayı bulmak zorundayız!

Sisin tam ortasındayız.

Ağaç diğer tarafta olmalı.
Kursağıma kadar hissedebiliyorum!

Kursağın mı?

Daha ne kadar uzakta olduğuna dair,
daha işe yarar bir fikri olan var mı?

Digger neden öyle uçuyorsun?

Nasıl? Nasıl uçtuğumu biliyorsun.

Ondan bahsetmiyorum!

Digger! Kanatların!

Sanırım…

Elveda.

– Digger.
– Digger!

Digger!

Digger? Digger.

Hayır, olamaz.

Benimle uçabilir misin?

Biz…

Biz beş kişiyiz.

Evet. Biliyoruz.

Ne olduğunu görebiliyor musun?

Çekilin önümden, göremiyorum.

Hiçbir şey duyamıyorum.

Ben de görmek istiyorum!

Şu konuştukları parça zımbırtısı
konusunda endişeliyim.

Silah olabilir.
Yeni bir kalkan ya da zırh.

Onları inceledik, Majesteleri…

…anlattıklarıyla test sonuçları
birbirini tutuyor.

Bu cesur baykuşçukların kendi başlarına,
buralara kadar bir peri masalının…

…peşinden geldiklerine inanmak
ahmaklık olur.

Lord Allomere, farklı mı düşünüyorlar?

Yüce Glaux.

Boron, Majesteleri,
doğru anladıysam eğer…

…Metal Gaga bir efsane değil…

…dolunay çarpmış baykuşlardan,
bir köle ordusu kuruyor…

…ve büyülü pelet parçalarıyla,
dünyayı ele geçirmeyi planlıyor.

Size saygısızlık etmek istemem…

…ve tabii başlarından onca şey geçen
bu küçük arkadaşlarımıza da…

…fakat bu hikayenin doğru olması
ihtimal dahilinde bile değil.

Ne harika kavram kargaşası,
değil mi Ezyl Usta?

Ne demezsin!

Bence harika olan, kendini korumak
için bu kuşları lekeliyor olman.

Belki de dostumuz Ezyl Usta, savaştığımız
günlere geri dönmek istiyordur.

Hayır, hayır.

Belki de saklandığı kovukta
şiir yazacaktır. Biz, geriye kalanlar…

Geriye kalanlarımızın da pençeleri
işe yaramaz hale gelene dek.

Uyarmadı demeyin…

…kayıplar çok büyük olacaktır.

Körü körüne savaşa girmenize
asla yardım etmezdim…

…fakat çocuğun anlattığı gibi durumlar
söz konusu olduğunda…

…barış için şiddet bu kadar
gerekliyse, bu denli zorluyorsa…

…elbette savaşırım!

Elden başka ne gelir?

Eğer bir korkak olduğumu düşünüyorsan,
onlara da söyle, seninle hemen savaşalım.

– Emredersin.
– Boron, kazananı sen belirleyebilirsin.

Sessizlik, baykuşlar.
Biz gerçeği öğrenmeye çalışıyoruz.

Gerçek mi?

Size gerçeği söyledim.

Safkan Olanlar gerçekten var.

Beni ve bir sürü yavru baykuşu
yuvalarından kaçırdılar.

Bizi, köleleri haline getirip,
dünyayı, acımasızca yönetmek istiyorlar.

Bunun tek kanıtı, sözlerimdir.

Muhafızların var olduğuna dair
elimdeki tek kanıt da sözcüklerdi…

…ama ben, yine de inandım.

Buna da karşı çıkacak mısınız?

Karşı çıkmayacağım.

Majesteleri,
arama kurtarma ekibim…

…önümüzdeki dolunayda, rutin
kontrolleri yapmak için hazırlar.

– Hayır.
– Belki de biz…

Biran önce yola çıksanız iyi olur.

En iyi baykuşlarını yanına al, Allomere
ve yola koyul.

Soren, başardık.

Evet, galiba başardık.

Dua edelim de Allomere,
baykuşçukları bulsun.

Senin gibi genç ve maceracı
bir baykuş…

…Ağaca ilk seferinde ulaştı.

Orada iyi iş çıkardın.

Bazılarının güçlü kursakları vardır.

Ağacın onlara her zaman
ihtiyacı olacaktır.

Ne garip bir baykuş ama.

Bence birkaç pençesi eksik.

Banyo yapmayı da unutmuş.

Pis kokan, yaşlı baykuş.

Onun liginden uzak dursan iyi edersin.

– Lig mi?
– Yemeğe giderken yolda anlatırım.

Çoktan geç kaldınız.

Dikkat!

Matron, burada işlerin nasıl yürüdüğünü
size özetlememi söyledi.

Temel eğitiminiz sırasında…

Ne? Temel eğitim mi?

Bir gecede Muhafız olunmaz.
Yıllar sürer. Yıllar.

– Merhaba.
– Sadece en iyilerimiz…

-…bunun için seçilir…
– Sen de kimsin?

Sözü mü kesmeye devam edecek misin?

Henüz öyle gibi durmasanız da
eğer yeteneğiniz varsa…

…ona uygun takım ya da lige göre
işaretlenir veya seçilirsiniz.

Takımlar; yön belirleme, iyileştirme,
arama ve kurtarma…

…silah yapımı, hava tahmini,
kömür madenciliğidir.

Ben kendimi yön belirleme liginde
görmek istiyorum.

Adım Otulissa, bu arada.

Ben… Ben Soren.

Sanırım arkadaşların oradalar.

Digger! Selam!

Yemek nasıldı, Digger?

“İyi” dedi ama biraz müzikle
daha iyi giderdi diye düşünüyor.

– Ne?
– Burası kalabalık gibi görünüyor.

Gerçekten de iyi olduğunu biliyorsun.

Sanırım öyle.
Tabii bu tarz şeyleri seviyorsan.

Burada, Büyük Ağaçta…

…her baykuş farklı dallarda eğitilir,
biz buna “lig” diyoruz.

İz sürmeyi öğreneceksin…

…yön bulmayı ve savaşmayı.

Belki de sen bir demircisin.

İşte geliyor, işte geliyor.

Digger!

Tut şunu!

Bekle, bekle.

Ateş, evlat. Ağacın yaşam kaynağı.

Daha tehlikeli ne olabilir ki?

Baykuşlar.

Şaka yapıyor olmalısın.

Saçmalık!

Gel buraya!
Hazırlıksız yakalandım.

Rüzgarı hissedin!

Beni takip edin.

Savaşçılarım, çocuklarım…

…birçoğunuz beni, karanlık gece
fısıltılarında duydunuz…

…ama sizi temin ederim ki
ben efsane değilim.

Gerçeğim.

Ver tek bir gerçekle karşınızda
duruyorum.

Zayıfları, güçlüler yönetecek.

Çok zaman önce, bu gerçeği savunurken,
Kiel fatihi korkak Lyze tarafından…

…vahşice saldırıya uğradım.

Bu miğferi, yaralarımı gizlemek
için takıyorum.

Ama metal güçlüdür.

Safkan Olanlar’ın gücünün
ve azminin simgesidir.

Baykuş krallıklarını saracak ve hakkımız
olanı geri almamızı saylayacak…

…bir ateş yakmanın vakti geldi.

Çünkü bizler Tytolarız!

Bizler, Safkan Olanlar’ız!

Ve ben de Metal Gaga’yım!

Metal Gaga.
Metal Gaga.

Metal Gaga.
Metal Gaga.

– Kludd?
– Metal Gaga.

– Kludd.
– Metal Gaga.

Annemi ve babamı özledim.

Korkuyorum.

Korkma.
Artık benimlesin.

Eglantine, burası bizim yuvamız.

Burada bizi hoş karşılıyorlar.

Kludd lütfen.
Gidip Soren’ı bulamaz mıyız?

Soren’ı unut.

Soren zayıf.
Biz Tytolarız.

Safkan Olanlar.

Kludd, söz veriyorum,
yaptıklarını kimseye anlatmayacağım.

Sadece eve gitmek istiyorum.

Öyle olsun Eg.

Yani gidebilir miyiz?
Ne zaman?

Yarın.

Ama önce, bu gece…

…sadece uyu.

Erken saatlerde kitap mı okuyorsun?

Evet.
Buz Pençeler’in Savaşı.

Babamın en sevdiği hikaye.

Eskiden bize hep anlatırdı.

Baban, yazarlar konusunda
zevk sahibi biriymiş.

Beğeniyor musun?

Dürüst olmak gerekirse,
hiç de babamın anlattığı gibi değil.

Hayır mı?
Nasıl anlatırdı?

Babam her zaman, kulağa destansı
gelmesini sağlardı.

Büyük bir zafermiş gibi!

Bu günlüklerde ise savaş,
kulağa daha çok…

Cehennem gibi mi geliyor?

Hadi ufaklık. Şafak sökmek üzere.

Yarın, senin için büyük gün.

Sana, gerçekten nasıl uçulacağını
öğreteceğim.

İliklerinize kadar hissedin!
Düşen her bir damlayı.

Bir yağmur kıran!

Bir kar delen!

Büzüşük tüyüşler!

“Büzüşük tüyüşler” mi?

En azından bize, bilinmeyen
kelimeler listesini verebilirdi.

İşte böyle, işte böyle öğrenilir.

Evet. Zaten ben de aynen bu şekilde
öğrenmek istiyordum.

Fırtına içinde.

Gördüğünüz gibi,
gök yüzünden okyanusa…

…hava akımları farlı sıcaklıkta.

Onlarla savaşamazsınız.

Onları, kursağınızla hissetmelisiniz.

Şunu gördünüz mü?

Soren görmeye çalış!
Burada.

Peşinden git.

İşte böyle.
Kursağını kullan delikanlı.

Ona güven.

İçinden uç.

Görebiliyor.

Görebiliyor.

Ona tutun.
Ona tutun.

Soren. Hey, hey!
Dikkatli ol.

Soren!
Soren!

Baykuş.
Kovuğuma gel.

Arkanıza yaslanın,
gagalarınızı yukarı kaldırın…

…ve yüzünüzü ihtişamlı dolunaya
doğru çevirin…

…sonra uyuyun.

Lord Allomere, çocuk haklıydı. Şu yavru
baykuşlar, onları kurtarmamız gerek.

Sakin ol. Körü körüne gidemeyiz.

Neyle karşı karşıya
olduğumuzu bilmiyoruz.

Şimdi, şu yarasaları görüyor musun?

Onları takip edelim. Kalıbımı basarım,
planlarının kalanını da öğreniriz.

Durun!

Yukarıdakini ben alırım.
Siz, aşağıdaki ikisini halledin.

Bu da ne?

Ne olduğunu anlamadım.

Buraya gelene kadar çok uzun bir
mesafe uçtum ama bunun gibi değildi.

Endişe duymanı gerektirecek
bir şey yok delikanlı.

Seni, kasıtlı olarak o hortumun
içine yönlendirdim.

Kursağını sınamak istedim.

İbret vericiydin.

İbret mi vericiydim?

Hayır, hayır, hayır.
Neredeyse kanatlarım kopuyordu.

Kursağım ve aklım,
farklı şeyler yapmamı söylüyorlardı.

Ve sen de aklına uydun.

Bu yüzden başaramadın.

Bekle.
Bu mühür senin mi?

Ne, bu mu?
Evet.

O zaman, Buz Pençeler’in Savaş
Günlükleri’ni sen yazdın.

Öyle sanıyorum.

Şey, aslında evet. Ben yazdım.

– Orada mıydın?
– Evet.

Nasıl, kâtip olarak mı?

Şey, hayır. Savaşçı olarak.

Şey gibi, şöyle diyebiliriz,
savaşçıların lideri olarak.

Kiel fatihi Lyze sensin.

Evet.

Kiel fatihi Lyze sensin.

Evet. Eskitme istersen.

Ama…

O eski şey mi?

Artık sadece kömür toplamaya yarıyor.

Ama, neden Ezyl Usta
ismiyle dolaşıyorsun?

Ağacın bütün baykuşları
kim olduğumu bilir.

Ama sen…

Lyze olduğum günler geride kaldı.

O savaş ise sönük bir anı.

Yine de senin gibi genç baykuşçuklar
için yeterince eğlenceli.

Neden bana söylemedin?

Kendime hangi isimle hitap
ettiğim neyi değiştirir?

Kiel fatihi Lyze benim kahramanım.

Kahramanınla karşılaşıp,
onun bir efsane değil de…

…gerçek olduğunu görmek,
zor olsa gerek.

Sen sadece…

Ne umuyordun?

Savaş pençeleri takmış, zırhı parlayan bir
Tyto Ablah, arkasından da ay yükseliyor?

Savaş meydanında çarpışırken
gerçekte olanlar bunlar.

Ne ihtişamlı ne de güzel.
Destansı bile değil.

Sadece doğru olanı yaparsın.

Tekrar tekrar yaparsın.
Günün birinde bu hale gelsen bile.

Bir şeyler yolunda değil.

Yaralı baykuşçuklar!
Yaralı baykuşçuklar!

– Çabuk gelin!
– Allomere döndü!

– Çabuk.
– Yol açın.

Yardım getirin.

Bu baykuşçuklara şifacı gerek.

Git getir. Acele et.

– Anne?
– Her şey yolunda.

Ne oldu?

Lord Allomere, iki baykuşçuğu kurtardı.

Yara almış gibi duruyor.

Bahsettiğin bazı Safkan Olanlar’la
çarpışmış olmalı.

Biliyor musun,
daha önce sana inanmamıştım.

Önemli değil. Ben olsam,
ben de kendime inanmazdım.

Soren! Soren, çabuk gel.
Biri Eglantine.

Eglantine?

Yol açın!
Müsaade edin geçeyim.

Dolunay çarpmış.

Olamaz.

Sence, onu iyileştirebilir misiniz?

Elimizden geleni yapacağız Soren.

Eglantine.

Eglantine.

Şiddetli bir savaştı.
Sayıca çok fazlaydılar.

Ben, sadece hafif yaralar aldım,
Glaux’a şükürler olsun. Ama diğerleri…

Esir düşen baykuşçukların sayılarını
tahmin edebilir misin Allomere?

Gördüklerimin sayısı çok fazlaydı.
Daha fazlası da olabilir.

Ve bunun, daha büyük bir emelin
parçası olduğuna inanıyorsun.

Şüphe yok.

Majesteleri, yarım yamalak
tedbirlerin vakti değil.

Bubo, savaş pençelerini bileyin.

Silah başına.

Silah başına.

İyi oturdu sayılır.

Ezyl Usta!
Lyze.

İkisi için de;
ne var?

Dinle, gitmeliyim.

Yanında beni de götürmelisin.

Tabi, muhakkak.

Ne de olsa senin gibi eğitimsiz bir geç,
savaş meydanında bir dakika dayanabilir.

İşte.

Hadi gel. Birinin pençe torbası
olması işimize yarar

Düşmana, ceset fırlatmak hoşuma gider.

Evet, ama ben…

Ya da burada kalıp…

…kız kardeşine bakar…

…ve işe yarar şeyler yaparsın.

Ama ben ne bilirim ki?
Yaşlı, yorgun bir nidayım o kadar.

Saklanın.

Eglantine.

Mümkün olsaydı, seninle yer
değiştirirdim. Gerçekten yapardım.

Senin yerine, orada uzanan
kişi olmayı dilerdim.

Soren.

Böylece bu diyarı,
kendi gözlerinle görebilirdin Eg.

Biliyor musun, babamın hikayeleri
gerçek. Hepsi gerçek.

Muhafızlar, Ga’Hoole Ağacı, ve…

Hepsi gerçek.

Hatta Kiel fatihi Lyze bile.
O bile gerçek Eg.

Gerçek.

Soren, söz vermiştin.

Eg?

Bir dahaki sefere, benim Lyze
olacağıma söz vermiştin.

– Eglantine.
– Eglantine.

Eglantine.

Soren?
Bayan P?

Biz… biz evde değiliz, değil mi?

Muhafızların Ağacındayız Eg.

Bak. Bak burası Ga’Hoole.

Hayır, olamaz.
Kludd… o…

Kludd yanılıyordu. Babam haklıydı.
Bütün anlattıklarında haklıydı Eg.

Hayır, Kludd oradaydı demek istiyorum.
Benimle birlikte.

Bunu bana o yaptı Soren.
Kludd, onlardan biri.

Ne?

Hayır, olamaz Eg.

Kafan karışmış olmalı.
Öyle olamaz.

Glaux’a şükür, Allomere seni kurtardı.

Ben kurtarılmadım.

Kludd, beni buraya getiren
baykuşa verdi.

Hayır, Eg, hayır.
Bu mümkün değil.

Eğer öyleyse, bu Allomere’in…

…hain olduğu anlamına gelir.

Olamaz, bu bir tuzak.

Allomere!

Allomere!

Balina Yüzgeci’ni takip ederiz.
Onlar da bu şekilde gitmiş olmalılar.

Bir şey görüyorum.

Orada.

Duman çıkan yeri kontrol etmeliyiz.

Soren. Bak.

Allomere.

İhanetinin sonuçlarını görmek
nasıl bir şey?

– Onların kanını, yarasalar akıtmalıydı.
– Tabi ki.

Parçaların gücü karşısında
direnebilecek kursak yok onlarda.

Zamanı geldi mi aşkım?

Onları, daha fazla bekletmek,
zalimlik olur.

Bitirin işlerini.

Onları aşağıda, acıyla kıvranır
halde bırakamayız.

– Değil mi?
– Hayır, anlamadın.

Aziz Aggie’deyken o şeylerin neler
yapabildiğine tanık olduk.

Kursağına çok acı verici şeyler
yapıyorlar. Doğru değil mi Soren?

Soren?

Buraya gelen yarasalar var.

Endişeye gerek yok. O kan emicilerden
yüzlercesini alt edebilirim.

Peki ya binlercesini?

Böyle, tüylerimizin üzerinde oturduğumuz
sürece öğrenemeyiz, değil mi? Hadi.

Dur.
Bekle biraz.

– Elbette.
– Soren, ne oldu.

Alevler. İşte bu.

Sanırım, Muhafızları kurtarmanın
bir yolunu buldum.

Hayır Soren.
Ateşin içinden uçamazsın.

Dinle Gylfie,
kursağıma güvenmek zorundayım.

Twilight, yarasaların icabına
bakabilir misin?

Dost, elimden geldiğince sana
vakit kazandıracağım.

Ama acele et.
Ve dikkatli ol.

Hadi!

Twilight, beraber savaşmaya
gidiyorsak eğer…

…bence, en sevdiğin
savaş şarkını söylemelisin.

– Ne?
– Hayır, ciddiyim. Birini duymak isterim.

Bize, en cesaretlendirici,
ilham verici savaş şarkını söyle.

Zekice bir fikir Digger!

Uçuyoruz, savaşa gireceğiz…

Evet, işte böyle.

Ne önemi var ki, hepimiz öleceğiz…

Ne? Bunun ilham
vermesi mi gerekiyordu.

Sabret. En güzel kısmına
gelmedim henüz.

Korkunç, vahşi bir ölüm çok acıtır…

Kanatlarımızı kökünden koparır…

Olamaz.
Olamaz!

Bütün Muhafızları
getirdiğini söylemiştin bize.

Ama onlar Muhafız değil.

Soren.

Parçalara karşı hiç şansları yok.

Yine de sana bundan sonra
güvenebileceğimizi sanmıyorum Allomere.

Hayır.

Hayır, hayır.
Bana söz verdin.

Ağacın Kralı olacağıma dair söz verdin.

Bilmen gerekiyor Allomere…

…sadece bir krala yer var.

Uzağa uç!

Kursağını kullan delikanlı.

İçinden uç.

Soren!

Hayır.

Soren.

Ayağa kalk Soren.

İbret vericiydi.
Ama henüz işimiz bitmedi delikanlı.

Evet.

Gelin bakalım.

Eminim bunu beklemiyordunuz.

Helal sana dostum.

Safkan Olanlar, saldırın.

Ezin onları!

Onlar toparlanamadan evvel!

Muhafızlar, yeminimize sadık kalmalıyız.

Savaşa!

Burada, arkadaşlarının yanında kalman…

…ve baykuşçukları koruman gerekiyor.

Gelin hadi!

Kludd?

Hayır.

Soren!

Kludd!

Merhaba kardeşim.

Efsanevi, Kiel fatihi Lyze.

Bir kez daha, sadece sen ve ben kaldık.

Ve şimdi, bana yaptığının
intikamını alabilirim.

Aksine bana teşekkür etmelisin.
Sana ayrı bir hava katmış.

Kıymetli Muhafızlarının
sonu geldi Soren.

Zafer, Safkan Olanların olacak…

…ve Tytolar, hak ettikleri gibi,
Baykuş Krallıklarını yönetecekler.

Şanlı olacak.

Şanlı mı?

Hayır, Safkan Olanlar çok zalim.
Ne yaptıklarına sen de şahit oldun.

Diğer baykuşları dolunayda bırakıp,
onları birer köleye çeviriyorlar.

Zayıfsın Soren.
Hayal aleminde yaşıyorsun hâlâ.

Beni güçlü kılan hayallerimdir, Kludd.

Muhafızlara ulaşmama yardım ettiler.

Yazık ki, bugünden sonra
Muhafızlardan kimse kalmayacak.

Aklım almıyor.

Bize yaptıklarından sonra,
Safkan Olanlar’a nasıl katılırsın?

Yaptıkları mı?

Bana, daha önce kimsenin
güvenmediği kadar güvendiler.

Metal Gaga,
güçlülerin kazanacağını söyledi…

…zarar görmüşler,
acılarından kurtulacak.

Ve onur…

Onur sadece,
zayıflar için başka bir kelime daha.

Hayır, Kludd! Gerçekten böyle
düşündüğüne inanmıyorum.

O zaman beni hiç tanıyamamışsın.

Soren! Kanadım kırıldı.
Bana yardım et!

Soren, ben senin kardeşinim.

Kludd, hayır!

Metal Gaga.

Bitir işi o zaman.

Hayır!

Bir ruhu daha incitmene
izin vermeyeceğim.

İzin vermeyecek misin?

Böylesine, güçlü, genç ve
kendine güvenen…

…bir Tyto’nun ziyan olması
ne kadar da üzücü.

Hayır, Soren!

O kederli, yaşlı baykuşu
tanıyorsun demek.

O, benim öğretmenim.
Kahramanım.

Öyleyse kahramanın,
kendi ölümünü izlettirerek…

…Safkan Olanlar’ın kuvveti hakkında…

Kımıldama.

…sana, son bir ders daha verebilir.

Safkan Olanlar!
Geri çekilin!

Benimle gelin!

Soren, doğru olanı yaptın.

Ve yaparken de oldukça iyiydin.

Belli ki, Günlükler’de değişiklikler
yapmak zorunda kalacağız.

Eski çağlarda olduğu gibi…

…bugün de öyle oldu.

Muhafızlar, o gece sözlerine
sadık kaldılar

Öyle olacağı söylenmişti.

Zayıfı güçlü kıldılar ve
zarar görmüşleri iyileştirdiler.

Ve o sabah güneş bir kez daha
doğduğunda…

…görülebilen tek şey,
bertaraf edilmiş olan kötülüktü.

Soren! Soren!

Eg.

Kayıplar oldu mu?

Seninle çok gurur duyuyoruz.

Baba, hikayeler…

…onlar gerçek.

Onları sen gerçek kıldın Soren.

Huzurun yeniden yayılmasıyla…

…kutlama yapmanın ve…

…kaderle fırtınanın
Ağaca sürüklediği…

…bu küçük baykuş grubumuzun,
Kral ve Kraliçenin yanında…

…genç birer Muhafız olarak
durduklarını ilan etmenin vakti gelmişti.

Bütün kalpleriyle…

…kadim yemine sadık kalmak
için hazırlar.

Zarar görmüşleri iyileştirmek…

…zayıfı güçlendirmek…

…ve bir an bile tereddüt etmeden…

…kötülüğü bertaraf etmek için.

Bildiğimiz kadarıyla…

…Nyra kaçtı…

…ve Kludd…

…Kludd hiç bulunamadı.

Dursam mı?

Ne?
Lütfen durma.

Kimse, kabus görsün istemem.

Hadi ama. Daha fazlası olmalı.
Kesinlikle olmalı.

Onlara kulak ver Soren.

Daha fazla hikaye istiyorlar.

Hadi, onları hayal kırıklığına
uğratmayalım.

Büyük bir fırtına yaklaşıyor.

Eğer şanslıysak,
bir sürü büzüşük tüyüşler olacak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here