Cinsel İşlev Bozukluğu

0
700 okunma

Cinsel işlev bozukluğu, bedensel bozukluklar ya da ruhsal sorunlar nedeniyle, koşullar uygun olduğu halde kişinin cinsel istek duymaması ya da cinsel doyuma ulaşamaması. Cinsel işlev bozukluğunun en sık karşılaşılan biçimleri cinsel iktidarsızlık ve cinsel soğukluk olarak tanımlanagelmiştir. İktidarsızlık ve soğukluk terimleri aşağılayıcı ve yanıltıcı çağrışımlara açık olduğundan bir süredir bilimsel terminolojide yerini daha özgül terimlere bırakrnışsa da, günlük dilde her iki teri m de çeşitli anlam ve çağrışımlarla yüklü olarak yaygın biçimde kullanılmaktadır.

Cinsel İşlev Bozukluğu

Uzmanlarca tanımlanan başlıca cinsel işlev bozuklukları şunlardır: Cinsel isteğin geç ve güç uyandığı cinsel yetersizlik; normal cinsel uyarılarla orgazma ulaşamarna; cinsel birleşmeyi güçleştiren ya da engelleyen dölyolu (vajina) kasılmaları; ağrılı cinsel birleşme; kamışta (penis) sertleşme yetersizliği; erkeğin, kamışı sertleştiği ve başka yollardan orgazma ulaşabildiği halde, kadının dölyolunda orgazma ulaşamadığı boşalma yetersizliği; erkeğin ersuyunu (meni) dölyoluna girmeden önce attığı erken boşalma. Bu işlev bozukluklarından ilk ikisi, cinsel istek duymama ve orgazma ulaşamama, günlük kullanımda genellikle cinsel soğukluk adı altında birleştirilerek kadınlar için kullanılır; geniş anlamda cinsel istek eksikliğini ve erkeğin dölyolunda orgazma ulaşamamasını da kapsayan cinsel iktidarsızlık terimi ise, gene günlük kullanımda, yalnızca kamışın sertleşmernesini tanımlayacak biçimde daraltrruştır. Dölyolu kasılması ya da spazmı (vaginismus). Kadında üreme yollarının başlangıcı olan dölyolu ağzındaki kasların güçlü biçimde kasılması, çoğu kez kamışın girmesini, dolayısıyla cinsel birleşmeyi engelleyen bir cinsel işlev bozukluğudur.

Bazen kasılmalar öylesine güçlüdür ki, dölyolunun patolojik nedenlerle tıkalı olduğu sanılabilir. Üreme yollarında hafif bir örselenme ya da yara olduğunda, dölyolu kasılması bir korunma mekanizması olarak ortaya çıkabilir. Ama çoğu kez bu olay, cinsel birleşmenin çağrı ştırdığı ruhsal bir bunaltının ya da korkunun istemsiz olarak dışa vurmasıdır. Döl yolu kasılmalarının, cinsel birleşmeyi son derece güçleştirecek ya da tümüyle olanaksız kılacak kadar şiddetli olması, ağrılı cinsel birleşmeye yol açar. Ağrılı cinsel birleşme (disparöni). Kadında cinsel birleşmenin çok güç ve ağrılı olması işlevsel ve yapısal nedenlere bağlanabilir. İşlevsel nedenlerin sorumlusu, cinsel birleşmeyi güçleştiren ya da engelleyen ruhsal nedenler, hormon yetersizliği ya da yaşlarımanın doğal sonucu olarak dölyolunu kayganlaştıran sıvının yeterince salgılanamaması ve daha ender olarak eşler arasındaki anatomik uyumsuzluktur; yapısal nedenler ise, üreme organlarındaki oluşum bozukluklarından, yapısal kusurlardan ya da patolojik koşullardan kaynaklanır. çoğu kez hem işlevsel, hem yapısal nedenler bir arada bulunur. İlk cinsel birleşme deneylerinde duyulan ağrı, sonraki girişimlerde hiç ağrı duyulmasa bile, kadının cinsel birleşmeden korkmasına ve tiksinmesine yol açabilir. Ağrılı cinsel birleşmenin temelinde genellikle duygusal ve ruhsal sorunlar yatar; en yaygın neden de ağrı duyma korkusudur. Bu korku daha çocukluk çağında, henüz cinsel birleşmenin ne olduğu bile kavranamadan çok önce yerleşebilir. Gebe kalma korkusunun, cinsel birleşme sırasında ağrı duyumu biçiminde ortaya çıkması da çok yaygındır.

Çocukluk çağında yaşanan ve olumsuz izler bırakan cinsel deneyler de ileride bastırılamayan korkular ya da suçluluk duygusuna dönüşebilir. Saldırgan yapıdaki kadınlar, boyun eğmek zorunda kaldıkları için cinsel birleşme sırasında ağrı duyabilir ya da birleşmekten tümüyle kaçınabilirler; bu tür kadınların çoğu ancak saldırgan ya da baskın kişi rolünü üstlendikleri anda cinsel birleşmeden zevk duyabilir. Benzer biçimde, geç yaşta evlenen kadınlara da cinsel birleşmedeki içli-dışlı yakınlığı benimsemek güç ya da olanaksız gelebilir. Ağrılı cinsel birleşmenin üreme organlarındaki anatomik ya da patolojik nedenlerden kaynaklanması çok daha enderdir. Döl yolundaki kistler, url ar , açık ya da kapanmış yaralar doğalolarak ağrı duyumuna duyarlıdır. Dölyoluna yerleştirilen spiral gibi gebelik önleyici araçlar da dokuların örselenmesine yol açarak cinsel birleşme sırasında ağrı verebilir. Mikroorganizmaların etkisiyle iltihaplanıp şişmiş olan dölyolu duvarları sürtünmeyle ağrı duyumuna yol açabilir. Bunların dışında, üreme yollarındaki ya da anüsteki patolojik koşullar, örneğin basur da ağrılı cinsel birleşme nedeni olabilir.

Cinsel soğukluk (frijidile). Geleneksel tıp literatüründe bu terim, kadında özel bir cinsel işlev bozukluğu olarak kabul edilen orgazm yokluğunu tanımlamak için kullanılırken, tıp dışı çevrelerde ve günlük kullanımda aynı terim, davranışlardaki genel soğukluktan ya da bedensel yakınlaşmaya ilgi duymamaktan başlayıp cinsel birleşmeden tiksinmeye kadar uzanan bir dizi davranışı tanımlamak için kullanılagelmiştir. Aşağılayıcı ve küçültücü anlamıyla cinsel soğukluk, özellikle erkeklerin gözünde bugün bile, bir kadının cinsel yakınlaşmaya uygun biçimde yanıt verme yeteneğinden yoksun olmasıdır. Oysa cinsel tedavi uzmanlarına göre, benzer durumların çoğunda olduğu gibi cinsel soğuklukta da gerçek bir cinsel işlev bozukluğu söz konusu değildir. Nitekim, cinsel soğukluk teriminin çağrıştırdığı aşağılayıcı ve yanıltıcı kavramları belleklerden silip atabilmek için, cinsel tedavi uzmanlarının sözlüğünde bu terimin yerini çoktan hipojineizm terimi almıştır; bu uzmanların tanımıyla hipojineizm, koşullar uygun olmadıkça kadının cinsel doyuma ulaşamamasıdır. Günlük kullanımda cinsel soğukluk kapsamında tanımlanan cinsel istek ya da yanıt eksikliği ise, bu uzmanların gözünde hem kadına, hem erkeğe özgü bir cinsel yetersizliktir. Kadında bu eksiklik, ağrılı cinsel birleşmede ve dölyolu kasılmasında olduğu gibi bedensel ve ruhsal nedenlerden kaynaklanabilir.

Cinsel iktidarsızlık (empotans). Geleneksel tıptaki geniş anlamıyla cinsel isteğin uyanmaması ve cinsel uyarılara yanıt vermeme olgularını da kapsayan, bu nedenle hem erkek, hem kadın için söz konusu olabilen cinsel iktidarsızlık (güçsüzlük) terimi, günlük dilde yalnızca erkeğe özgü cinsel işlev bozukluklarını tanımlamak için kullanılır.Cinsel soğukluk terimi karşısındaki aynı yaklaşım ve kaygıyla yola çıkan cinsel tedavi uzmanları, bu tanımın yarattığı karışıklıktan ve aşağılayıcı çağrışımlardan kaçınabilmek için iktidarsızlık terimini de teknik sözlüklerden silip atmışlardır. Klasik tanımıyla cinsel iktidarsızlık, cinsel birleşme sırasında erkeğin kamışının sertleşememesidir; bedensel ya da ruhsal nedenlerden kaynaklanan bu olguyu uzmanlar sertleşme yetersizliği terimiyle karşılarlar. En sık rastlanan fiziksel nedenleri alkolizm, iç salgı bezi ve sinir sistemi hastalıklarıdır. Ruhsal nedenlerin başında, erkeğin cinsel eşi karşısında kaygı, bunaltı ya da düşmanlık duygusuna kapılması ve cinsel ilişki dışındaki duygusal çatışmaları ya da iş dünyasındaki stresieri gelir. Yaş ilerledikçe sertleşme yetersizliği daha sık görülmeye başlar; kişi bu yetersizliği doğrudan doğruya yaşlarıma süreçlerine yorumladığı halde, çoğu kez prostat bezi hastalıklarından olduğu gibi yaşlanmanın ikincil nedenlerine bağlıdır.

Boşalma yetersizliğinde erkeğin kamışı sertleşir, hatta sertliğini uzun süre korur, ama kadın orgazma ulaştıktan çok sonra bile erkek dölyolunda orgazm olamaz ve ersuyunu dölyoluna boşaltamaz, Bu yetersizlik hemen her zaman fiziksel değil duygusal nedenlere dayanır. Cinsel birleşmedeki geçici başarısızlıklardan bazen cinsel ilişki dışındaki duygusal çatışmalar da sorumlu olmakla birlikte, çoğu zaman, yukarıda tanımlanan cinsel işlev bozukluklarından her biri kişinin cinsel eyleme ya da eşine karşı duyduğu bunaltı duygusunun yansımasıdır. Kadının ya da erkeğin cinsel rolüne ısınıp rahatlamasına yardımcı olmayı amaçlayan cinsel tedavi yöntemleri çoğu kez bunaltının üstesinden gelip bozukluğu gidermekte etkili olur; gene de böyle bir tedavinin başarı derecesi, değişik gruptan cinsel işlev bozuklukları arasında belirgin farklılıklar gösterir. Kronik alkolizm, içsalgı sistemi bozuklukları, üreme organlarının damar ve sinir hastalıkları, erkekte prostat bezi hastalıkları gibi özel fiziksel koşulların cinsel işlev bozukluğuna ortam hazırladığı saptanmışsa, bu koşulların tıbbi tedaviyle ortadan kaldırılması gerekir. Daha ağır ruhsal rahatsızlıklardan ya da kişilik bozukluklarından kaynaklanan cinsel işlev bozuklukları ise genellikle özel ruhsal tedavi yöntemlerini gerektirir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here