<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Arkeoloji &#8211; BilgimNette</title>
	<atom:link href="https://www.bilgimnette.com/kategori/arkeoloji/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgimnette.com</link>
	<description>İnternet Ansiklopedisi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 May 2019 19:41:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2016/08/cropped-cropped-logo1-1-2-150x150.png</url>
	<title>Arkeoloji &#8211; BilgimNette</title>
	<link>https://www.bilgimnette.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Epikuros Kimdir ?</title>
		<link>https://www.bilgimnette.com/epikuros-kimdir.html</link>
					<comments>https://www.bilgimnette.com/epikuros-kimdir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ordinaryus]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 May 2019 19:41:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgimnette.com/?p=333</guid>

					<description><![CDATA[<p>Epikuros (Doğum İÖ 341, Samos [Sisam] &#8211; Ölüm İÖ 270, Atina, Yunanistan), Eski Yunanlı filozof. Haz ve yarar ilkesine ve arzuların sınırlandınlmasına dayalı, tinsel dinginliği (ataraksia) amaçlayan etik kuramıyla tanınır. Kurduğu felsefe okulları, İÖ 4. yüzyıldan İÖ 4. yüzyıla değin kesintisiz olarak varlığını sürdürmüştür. Yaşamı Atinalı bir ailenin oğlu olarak Samos Adasında dünyaya geldi. Öğretmen olan [&#8230;]</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/epikuros-kimdir.html">Epikuros Kimdir ?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Epikuros</strong></em> (<em>Doğum İÖ 341, Samos [Sisam] &#8211; Ölüm İÖ 270, Atina, Yunanistan</em>), Eski Yunanlı filozof. Haz ve yarar ilkesine ve arzuların sınırlandınlmasına dayalı, tinsel dinginliği (ataraksia) amaçlayan etik kuramıyla tanınır. Kurduğu felsefe okulları, İÖ 4. yüzyıldan İÖ 4. yüzyıla değin kesintisiz olarak varlığını sürdürmüştür.<span id="more-333"></span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-336" title="Epikuros" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2011/12/Epikuros-213x300.jpg" alt="epikuros" width="213" height="300" /></p>
<p><em><strong>Yaşamı</strong></em><br />
Atinalı bir ailenin oğlu olarak Samos Adasında dünyaya geldi. Öğretmen olan babası Neokles ile annesi Khairestrate, aynı köydendi. Kendi anlatımına göre Epikuros felsefe eğitimine 14 yaşında başladı. Bazı kaynaklarda felsefeye yönelmesinin nedeni olarak, öğretmeninin, Hesiodos&#8217;un kaos kavramını açıklayarnaması gösterilir. Ilk öğretmeninin Platoncu düşünür Samoslu Pamphilos olduğu söylenir. Ama  Epikuros&#8217; un üç yıl (İÖ 327-324) boyunca İonya&#8217;daki Teos (<em>Sığacık</em>) kentinde Demokritos&#8217;un izleyicilerinden Nausiphanes&#8217;in öğrencisi olması onun gelişimi açısından çok daha önemlidir. Epikuros&#8217;un, doğa olaylarını açıklamaktan çok, etik amaçlara yönelen felsefi bir sisteme temelolarak kullandığı atom kuramının kaynağı da bu eğitim olabilir. Epikuros I8 yaşında, Atina yurttaşlığı için gerekli olan iki yıllık askerlik eğitimini tamamlamak üzere Atina&#8217;ya gitti. Orada, Platon&#8217;dan sonra Akademia&#8217;nın başına geçen Ksenokrates&#8217;in ve o dönemde Atina&#8217;da bulunan Aristoteles&#8217;in derslerini izlemiş olabilir. Bir yıl sonra, Lamia Savaşı&#8217;nın (10 323-322) sonunda Makedonyalıların Samos Adasını Atinalılardan alması üzerine Kolophan&#8217;a sürgüne gönderilen ailesinin yanına gitti. Bunu izleyen 10 yılı, Epikuros&#8217;un nasıl geçirdiği bilinmemektedir. Yolculuklara çıkmış, öğrenimini sürdürmüş olabilir; bu dönemde Platoncular ve Aristotelesçilerle tartışmalara girerek felsefi yaklaşımını geliştirip sağlarulaştırdığı da varsayılabilir. O sıralarda Teos&#8217;tan annesine yazdığı bir mektup, Oinoandalı Diogenes&#8217;in kayıtlan arasında bulunmuştur. Epikuros İÖ 311/310-307/306 arasında önce Mytilene&#8217;de (<em>Midilli</em>), sonra da Lampsakos&#8217;ta (<em>Lapseki</em>) kendi açtığı okullarda öğretmenlik yapmıştır. Çeşitli yerlerde Epikuros&#8217;un öğretisini benimseyen öğrencileri onun ardından Atina&#8217;ya geldiler ve Epikurosçu okulun olgunlaşmasına çok önemli katkılarda bulundular. Mytilene&#8217;de ilk öğrencisi olan Hermarkhos, Epikuros&#8217;tan sonra Atina okulunun başına geçti. Lampsakos&#8217;ta Epikuros&#8217;un izleyicileri arasına katılan Metrodoros ile Polyainos&#8217;un ölmesi üzerine oğullarının yetişmesini Epikuros üstlendi. Gene Lampsakos&#8217;ta Metrodoros&#8217;un ağabeyi Timokrates Leouteus ile eskiden kibar bir fahişe olan karısı Themista, Epikuros&#8217;un çok sevdiği için Kolotarion adını taktığı Kolotes, Metrodoros&#8217;un kız kardeşi Batis ile kocası Idomeneos, Epikuros&#8217;un öğrencisi olarak Atina&#8217;ya geldiler. Böylece Epikuros, Atina&#8217;da bulunduğu iki yıl dışında, yaşamının ilk 35 yılını Anadolu&#8217;da geçirdi. Ama bu, Atina&#8217;daki edebiyat çevrelerinden uzaklaştığı anlamına gelıniyordu. Yaşamı boyunca Anadolu&#8217;yla yoğun olarak sürdürdüğü ilişkilerin, daha çok sözcük ve üslup seçiminde, en önemlisi de felsefesinin kapsayıcı içeriğinde etkili olduğu görülmektedir.</p>
<p>Epikuros izleyicileriyle birlikte İÖ 306&#8217;da Atina&#8217;ya geldi. Bir ev satın aldı ve bahçesinde, daha sonra Ho Kepos (Bahçe) adını alan okulu kurdu. O dönemde Atina&#8217;nın kültürel yaşamını Platoncuların yönetimindeki Akademia ile Aristotelesçilerin yönlendirdiği Lykeieon belirliyordu. Kuramsal bilgiye açık en iyi öğrenciler, felsefenin siyasete ve kamu yaşamına uygulanmasıyla ilgilenenler bu okullara yöneliyordu. O dönemde ayakta kalmak isteyen her okulun (birkaç yıl sonra Stoacıların yaptığı gibi) Atina kentine yerleşerek, doğrudan Akademia ve Lykeieon ile yarışması gerekiyordu.</p>
<p>Epikuros&#8217;un Atina&#8217;ya getirdiği, bir okul ya da bir topluluk anlayışından çok bir yaşam biçimiydi. Iki ünlü okuldaki uygulamadan farklı olarak ilk kez kadınları da okula kabul etti; kölelerinden biri bile okula girebilmişti, Okulun temel öğretisi siyasal etkinlikten ve kamu yaşamından uzak durmaktı; ama Atina dışındaki okullardan gelen biri siyasete atılıp yükseldikten sonra gözden düşerse, okulona yardım elini uzatıyordu. &#8220;Epikurosçu&#8221; teriminin olağan çağrışımlarının tersine evde ve bahçede sade bir yaşam sürülürdü. Kişi başına günde yarım bardak şarap verilmekle birlikte, genellikle su içilir, arpa ekmeği yenirdi. Bir kıtlık sırasında Epikuros, her gün sayılı miktarda fasulye tanesi dağıtarak öğrencilerini &#8216;ölümden kurtarmıştı. Pythagorasçı okullarda olduğu gibi mülkiyet ortak değildi. Okul üyeleri arasındaki ilişkiler (<em>o dönemdeki ya da sonraki anlamıyla</em>) &#8220;platonik&#8221; değildi; ama okulun Stoacı muhalifleri dışında, okulda cinsel başıboşluk olduğunu öne süren de yoktu. Epikuros 72 yaşında prostat iltihabından öldüğü gün, İdomeneos&#8217;a ve Lampsakos&#8217;taki bütün arkadaşlarına hitaben duygulu ve dokunaklı bir mektup yazdırdı. Mektup, onun ölüm döşeğindeyken bile dinginlik ve huzur felsefesine nasıl bağlı kaldığını gösteriyordu. Vasiyetnamesinde evi, bahçeyi ve bazı gelir kaynaklarını okulun mütevellilerine bıraktı. Geriye kalan kaynaklar Epikuros&#8217;un ölmüş aile üyelerini onurlandırmak, her yılonun doğum gününü kutlamak ve her ay onu anmak için ayrıldı. Köleleri azat edildi. Vasiyetnamede Metrodoros&#8217;un kızının, Hermarkhos&#8217;un da onayıyla, Atina okulundan biriyle evlendirilmesi şart koşuluyordu.</p>
<p><em><strong>Görüşleri</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em> Etik Epikuros&#8217;un felsefesinin temelini oluşturur. Oteki alanlara duyduğu ilgi gene etik kaygılara dayanır; örneğin fizikle bile bütünüyle etik amaçlı olarak ilgilenir. Bu amaç zihnin dinginliğini ve imanın sarsılmazlığını güvenceye alacak bir yaşam anlayışına varmaktır. Epikuros&#8217;a göre iyi ve kötünün tek ölçütü duyum, mutlu bir yaşamın başlangıcı ve sonu hazdır. Ama her haz kendi içinde iyi olsa da, bazısından uzak durulmalıdır; çünkü bunları elde etmek için çekilen sıkıntı, sonunda alınan hazdan çok fazladır. Epikuros&#8217;un haz anlayışı, daha çok acıdan kaçınmaya dayanır. Bedensel ve ruhsal acının bulunmadığı mutlu yaşamda insanlar arasındaki bütün ilişkilerin özü yarar ilkesidir. Bu ilke en yüce ifadesini arkadaşlıkta bulur ve gene arkadaşlık aracılığıyla aşılır. Mutluluğa ulaşmak için insan arzularını sınırlamalı, erdemli olmalı, kendi dünyasında sakin bir yaşam sürmelidir. Erdemler doğru yaşamanın araçlarıdır; kendi başlarına değerleri yoktur; mutlu yaşama hizmet ettikleri ölçüde değerlidirler. Bir erdem olan bilgelik, insanın yaşamını düzenlemesine, arkadaşlık kurma ve gereksinimlerini sınırlama yoluyla dış dünyaya karşı kendini güvenceye almasına yardımcı olur.</p>
<p>Epikurosçu atom ve boşluk öğretisi, bütünüyle Demokritos&#8217;un öğretisinden kaynaklanır. Buna göre evren, nesnelerden ve bunların içinde hareket ettikleri boşluktan oluşur. Nesneler ya bileşik yapılardır ya da daha büyük nesnelerin bileşiminde bulunan öğelerdir. Bu öğeler bölünemez (atomon) ve değişemez, Atomların sayısı ve boşluğun kapladığı yer gibi evrenin kendisi de sonsuzdur. Atomların boyutları değişik olabilir; ama hiçbiri gözle görülecek kadar büyük olamaz. Tıpkı düşünce gibi, sürekli ve hepsi aynı hızla hareket eder. Içsel bir sapma atomların çarpışmasına yol açar. Böylece birbirlerinden uzaklaşan ya da birbirlerine yaklaşan atomlar yoğunluğu daha az ya da çok olan bileşik nesneler oluşturur. Birbirine uyan atomların bir araya gelmesiyle dünyalar oluşur. Epikuros&#8217;a göre, ruh küçük parçalardan oluşan maddi bir nesnedir ve bütün bedene dağılmıştır. Bedenin korumasında bulunduğu sürece, duyumsama ve duyumları bedene iletme yetisine sahiptir. Bedenden ayrıldığı zaman dağılır; bu durumda beden de duyumdan yoksun kalır.</p>
<p>Epikuros&#8217;a göre duyusal algı bütünüyle maddi bir süreçtir. Bütün nesnelerin yüzeyinden dışarıya, sürekli olarak görüntüler saçılır; bunlar çok ince, içi boş tabakalardan oluşur ve nesnelerin kusursuz kopyaları biçimindedir. Bu görüntülerin duyumsanması bilginin tek kaynağıdır ve bütün duyusal algılar gerçektir. Yanılgı yalnızca, zihnin duyumsananın ötesinde çelişik ya da doğrulanmamış kanılar oluşturmasıyla ortaya çıkabilir. Epikuros, ruhun bedeni terk ettiği anda atomlarına ayrıştığını, dolayısıyla ikinci bir yaşamın olmadığını, ölümden de korkulmaması gerektiğini ileri sürer. Tanrı korkusundan kurtulmanın yolu da konuya gene felsefi açıdan yaklaşmaktır. Epikuros tanrıların varlığını yadsımaz; doğrudan kavranabildikleri için var olduklarının bilindiğini ileri sürer. Hamurları insanoğlundan daha ince, daha nitelikli olan tanrılar uzayın uzak yerlerinde yaşar; ne insanların işlerine karışır ne de onların kendilerini rahatsız etmelerine olanak verirler. Tanrılardan yayılan görüntüleri algılayabilmek için insan huzur içinde olmalıdır ve ne kadar huzurluysa, tanrısal varlıkların dinginliğinden pay almayı da o kadar hak edecektir.</p>
<p><em><strong>Yazıları</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em> Epikuros&#8217;un yazıları açık seçik, ama sistemsizdir. Atina ve öteki okullardaki öğrencileriyle mektuplaşmıştır. Çoğu yalnızca toplumsal ve kişisel konular üzerine olan mektuplarının bazısı da öğretiyle ilgilidir. Epikuros&#8217;u verimli bir yazar olarak tanımlayan Diogenes Laertios, onun üç  mektubu ile Kyriai dokhiai (<em>Temel Öğretiler</em>) adlı yapıtını koruyarak günümüze ulaştırmıştır. Herodotos&#8217;a yazdığı mektup fizik  ile ilgilidir; meteoroloji üzerine Pythokles&#8217;e  yazdığı mektup bir öğrencisi tarafından  kısaltılmıştır; Meokeus&#8217;a mektubu ise etik  ve ilahiyatla ilgili konuları içerir. Kyriai,  özdeyiş biçiminde 40 kısa önermeden oluşur. Epikuros&#8217;un felsefesiyle ilgili bir başka ana kaynak, Herculaneum&#8217;da 1752-54 arasında yapılan kazılarda Papiri Evi&#8217;nden çıkan papirüslerdir. Bunlar arasında, Epikuros&#8217;un aslı 37 kitaptan oluşarı büyük yapıtı Peri physeos&#8217;tan (<em>Doğa Üzerine</em>) bazı bölümlerin yanı sıra, arkadaşlarıyla yazışmalarından çok sayıda parça da bulunmaktadır .</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/epikuros-kimdir.html">Epikuros Kimdir ?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgimnette.com/epikuros-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Julius (Gaius) Caesar Kimdir ?</title>
		<link>https://www.bilgimnette.com/julius-gaius-caesar-kimdir.html</link>
					<comments>https://www.bilgimnette.com/julius-gaius-caesar-kimdir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ordinaryus]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 May 2019 11:05:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[2. Dünya Savaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgimnette.com/?p=290</guid>

					<description><![CDATA[<p>Julius (Gaius) Caesar,   ( Doğum to 12/13 Temmuz 100, Roma &#8211; Ölüm LO 15 Mart 44, Roma), ünlü Romalı komutan, devlet adamı ve diktatör (İÖ 46-44). Galya&#8217;yı fethettikten (İÖ. 58-50) ve iç savaşı (İÖ. 49-46) kazandıktan sonra, bir dizi siyasal ve toplumsal reformu gerçekleştirmeye çalışırken bir grup soylunun suikastına uğramıştır. Yoz ve çürümüş aristokrasi yönetimine son vererek, [&#8230;]</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/julius-gaius-caesar-kimdir.html">Julius (Gaius) Caesar Kimdir ?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><em><em>Julius </em>(Gaius) </em>Caesar,  </em> ( Doğum to 12/13 Temmuz 100, Roma &#8211; Ölüm LO 15 Mart 44, Roma), ünlü Romalı komutan, devlet adamı ve diktatör (İÖ 46-44). Galya&#8217;yı fethettikten (İÖ. 58-50) ve iç savaşı (İÖ. 49-46) kazandıktan sonra, bir dizi siyasal ve toplumsal reformu gerçekleştirmeye çalışırken bir grup soylunun suikastına uğramıştır. Yoz ve çürümüş aristokrasi yönetimine son vererek, Roma&#8217;nın çöküşünü geciktiren otokratik bir yönetimin yolunu açmıştır. Almancadaki Kaiser, Slav dillerindeki çar ve İslam dünyasındaki kayzer gibi hükümdarlık sanları Caesar adından gelir.</p>
<p><strong><em>Aile kökeni ve ilk yılları</em></strong></p>
<p>Caesar&#8217;ın ailesi, sayıları giderek azalan patrici(*) kabilelerden Julius&#8217;ların ayakta kalmış son üyesiydi. Yeni düşüncelere açık olan bu köklü aile, varlıklı ve etkili olmaktan uzaktı. En güçlü soylu ailelerden bazıları patrici kökenli olmakla birlikte, tribunus plebis (Eski Roma&#8217;da plebleri yöneticilerin keyfi eylemlerinden korumakla görevli memur) makamına seçilme hakkı bulunmayan patriciler eski siyasal üstünlüklerini yitirmişlerdi. Bir soylunun önemli kamu görevlerine seçilmesi, önde gelen varlıklı ve nüfuzlu ailelerin desteğini kazanmasına bağlıydı. Siyasal bir konum elde etme çabası sert bir rekabete yol açmıştı. Praetor&#8217;luk (yüksek yönetici) vekonsüllük gibi önemli makamlara ulaşmanın yolu, geniş yağma olanakları sunan eyalet valiliklerinden geçiyordu. Bu sırada Roma ordularının başlıca ,insan kaynağı, II. Kartaca Savaşı&#8217;nın (İÖ. 218-201) yol açtığı yıkımı izleyen ekonomik altüst oluşta önemli ölçüde mülksüzleşen Roma köylüleriydi. Gerek içerde, gerek dışarda Roma yönetici sınıfına karşı yoğun tepkiler vardı. Kitlesel patlamalar sürekli birbirini izliyordu. Yönetim bozukluğu ve siyasal çekişmeler mülksüzleştirilmiş köylülerin destekleyeceği bir askeri diktatörlük için elverişli bir zemin hazırlıyordu.<span id="more-290"></span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-291" title="Julius Caesar" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2011/12/caesar-222x300.jpg" alt="Julius Caesar" width="222" height="300" srcset="https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2011/12/caesar-222x300.jpg 222w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2011/12/caesar-311x420.jpg 311w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2011/12/caesar.jpg 337w" sizes="(max-width: 222px) 100vw, 222px" /></p>
<p>Caesar&#8217;ın ailesi, bu iktidar mücadelesinde önemli bir yer tutmarnakla birlikte, birkaç konsül çıkarmıştı. İÖ. 90&#8217;da konsüllüğe seçilen uzak akrabası Lucius Caesar, yönetime bağlı ltalya halklarına yurttaşlık hakkı tanınmasına ön ayak olmuştu. Halalarından biri de, soylu olmamasına karşın askeri yeteneğiyle konsüllüğe kadar yükselen Gaius Marius ile evlenrnişti. Bu nedenle ailenin soylulara karşı olan partiyle bağları çok eskiye dayanıyordu.</p>
<p>Servetinin yetersizliğine karşın daha başından siyasette yükselmeyi hedef alan Caesar, İÖ. 84&#8217;te Marius&#8217;u desteklerniş bir soylunun kızı olan Corrıelia ile evlenerek, radikal tutumunu açıkça ortaya koydu. Ertesi yıl Doğu&#8217;dan dönerek yönetime egemen olan Lucius Cornelius Sulla&#8217;nın, karısını boşama- sı için verdiği emri dinlemediğinden servetinin yanı sıra yaşamını da yitirme tehlikesiyle karşı karşıya geldi. Roma&#8217;dan uzaklaşarak Anadolu ve &#8220;Kilikya&#8217;da askeri hizmete girdi. Sulla&#8217;nın İÖ 78&#8217;de ölmesi üzerine geri döndü. Halk savcısı olarak, önde gelen bir Sulla yandaşina karşı açtığı davayı kazanamayınca, ünlü hitabet öğretmeni Molon&#8217;dan ders almak amacıyla Rodos&#8217;a gitti. Yolda korsanlara tutsak düştü. Gerekli fidyeyi verip serbest kaldıktan sonra, kendi başına bir filo oluşturarak bu korsanları ele geçirdi ve hepsini çarmıha gerdi. İÖ. 74&#8217;te Pontus kralı Mithradates VI. Eupator Roma&#8217;ya savaş açınca, özel bir ordu toplayarak çarpışmalara katıldı.</p>
<p>Yokluğunda siyasal ve dinsel nitelikli rahipler kuruluna seçilen Caesar, dönüşünde tribunus militum&#8217;luğa (Eski Roma&#8217;da piyade komutanı) getirildi, Sulla&#8217;nın kurduğu yöntemi yıkmak için, onun ölümünden sonra saf değiştiren Gnaeus Pompeius ile işbirliği yapmaya başladı. İÖ. 69 ya da 68&#8217;de <em>quaestor</em>&#8216;luğa (konsül yardımcısı) seçildi. Aynı yıl ölen karısı ile Marius&#8217;un dul eşi halasının cenaze törenlerinde Cinna ve Marius&#8217;u övücü konuşmalar yaptı. Daha sonra Pompeius&#8217;un uzak bir akrabası olan Pompeia ile evlendi.</p>
<p>Bugünkü Andalucia ve Portekiz&#8217;i içine alan Uzak Ispanya eyaletindeki <em>quaestor</em>&#8216; luk görevinin ardından, İÖ. 65&#8217;te &#8220;curule aedilis (yüksek belediye görevlisi), İÖ. 63&#8217;te de <em>pontifex maximus</em> (başrahip) oldu. Marcus Licinius Crassus ile birlikte Catilinus&#8217;un başarısız darbe girişimine kanşmakla suçlandı. Praetor&#8217;luğa seçildiği 10 62&#8217;nin sonla- rına doğru bir skandal nedeniyle karısından boşandı. Ardından iki yıllığına Uzak İspanya valiliğine getirildi. Daha önceki görevlerinde savurganca harcamalar yüzünden büyük bir borç altına girdiğinden, Roma&#8217;dan ancak Crassus&#8217;un borçlarının dörtte birine<br />
kefilolmasıyla ayrılabildi. Eyaletin kuzeybatı sınırlarının ötesinde giriştiği askeri seferlerde yüklü bir ganimet toplayarak mali durumunu bir ölçüde düzeltti. Roma&#8217; ya döndüğünde İÖ. 59 yılı için konsüllüğe adayoldu.</p>
<p><strong><em>Birinci triumvirlik ve Galya&#8217;nın fethi</em>.</strong></p>
<p>Senato&#8217;daki karşıtlarının çeşitli girişimlerine karşın konsüllüğe seçilmeyi başaran Caesar, Doğu&#8217;da düzeni sağladıktan sonra Roma&#8217;ya dönen ve terhis ettiği askerlerine toprak dağıtma girişimi Senato&#8217;nun engeliyle karşılaşan Pompeius ile gizli bir anlaşma yaptı. Pornpeius&#8217;a karşı düşmanlık güden Crassus&#8217;u yumuşatarak bu ittifaka katılmasını sağladı. Tek çocuğu Julia&#8217;yı Pompeius ile evlendirerek, <em>triumvirliği</em> (üçler meclisi) pekiştirdi. Kamu topraklarının dağıtılması tasarısını önleyen muhalefeti, Pompeius&#8217;un terhis edilmiş askerleri aracılığıyla karışıklıklar çıkararak sindirdi. Bu arada Gallia Cisalpina ve Illyricum valiliklerinin dört yıllığına kendisine verilmesini sağladı. Gallia Transalpina için atanan valinin ölmesi üzerine, Pompeius&#8217;un yardımıyla bu eyaleti de aldı. Böylece kuzeybatı sınırları ötesindeki fetihler için gerekli asker kaynağını ve sıçrama tahtasını elde etmiş oldu.</p>
<p>Bu sırada Roma&#8217;nın kuzeybatı sınırı Alpler&#8217; den başlayarak yukarı Rhöne lrmağının sol yakasına ve Pireneler&#8217;e kadar uzanıyordu. İÖ. 58&#8217;de bu sınırı geçerek batıya doğru göç eden Helvetileri geri püskürten Caesar, ardından kiralık bir Germen komutanı olan Ariovistus&#8217;u yenilgiye uğrattı. to 57&#8217;de kuzeydeki Gal kökenli Belgae halklarına boyun eğdirdi. Komutanlarından Publius Licinus Crassus da bugünkü Normandiya ve Bretanya topraklarını ele geçirdi. İÖ. 56&#8217;da Bretanya&#8217;nın güneyinde yaşayan Venetiler, Dover Boğazının Galya kıyılarında oturan Moriniler ile Aşağı Ren&#8217;in güney kıyısındaki Menapilerin desteğiyle ayaklandı. Caesar güçlükle bastırdığı Venetilere karşı barbarca bir misillemeye girişti. Ama Morini ve Menapileri tam anlamıyla sindiremedi. Ertesi yıl Menapileri yurtlarından kovan göçmen Germen kabilelerini kılıçtan geçirdi. Kobıenz&#8217;in hemen aşağısında bir köprü kurarak, Germen topraklarına akınlar düzenledi. Ardından. Manş Denizini geçerek Britanya&#8217;ya çıktı. 10 54&#8217;te yeniden Britanya&#8217;ya bir sefer düzenledi ve Galya&#8217;nın kuzeydoğusundaki ciddi bir ayaklanmayı bastırdı.</p>
<p>İÖ 52&#8217;de Arvernius&#8217;lu Vercingetorix&#8217;in önderliğinde birleşen Orta Galya halkları, Alpler&#8217;in ötesinde kışlamakta olan Caesar&#8217; ın ordularıyla bağlantısını koparmaya yöneldiler. Vercingetorix, ekinleri yakma ve süvari baskınları yoluyla Romalıları ikmalsiz bırakarak yenmeyi tasarlıyordu, Ama Galyalıların kentlerini savunmada diretmesi, Roma ordularının saldırıya geçmesine fırsat verdi. Vercingetorix&#8217;in çekildiği Gergovia önünde ilk doğrudan yenilgisini alan Caesar, sonunda Galya önderini Alesia&#8217;da desteksiz bırakarak teslim olmaya zorladı. Birbirinden kopuk son direnişleri sert yöntemlerle kırdıktan sonra, İÖ 50&#8217;de yeni fethedilen toprakları düzenlemeye girişti,</p>
<p><strong><em>İç savaş</em></strong></p>
<p>Galya&#8217;daki fetihleri sırasında Roma&#8217;daki konumunu güçlendirmeye de önem veren Caesar, giderek artan servetinin bir bölümünü siyasetçileri kazanmaya ayırdı. Karşılıklı güvensizlikler nedeniyle çözülme belirtileri gösteren triumvirliğe, İÖ 56&#8217;da Luca&#8217;da düzenlediği bir toplantıyla yeniden işlerlik kazandırdı. Böylece Pompeius ve Crassus&#8217;un ertesi yıl konsüllüğe seçilmesi ve üçlünün elindeki valilik görevlerinin beş yıl uzatılması konusunda anlaşmaya varıldı. Ama Crassus&#8217;un İÖ 53&#8217;te Partlar karşısında ağır bir yenilgi alarak safdışı kalması ve Julia&#8217;nın ölümünün ardından Pompeius&#8217;un adım adım Caesar&#8217;dan uzaklaşarak soyluların safına geçmesi, <em>triumvirliğin</em> dağılması sonucunu getirdi.</p>
<p>Bu sırada Caesar için en önemli sorun, valilikten ve ordu komutanlığından ayrılmasından hemen sonra konsüllüğe getirilmesini sağlamaktı. Arada bir boşluğun doğması durumunda, sıradan bir yurttaş olarak düşmanlarının saldırılarına karşı koyması güç olacaktı. Bu nedenle daha Luca toplantısında komutanlığını devretmesi sorununun 1 Mart İÖ 50&#8217;den önce gündeme getirilmemesi için Pompeius ile gizli bir anlaşmaya varmıştı. Ama bu konu İÖ 51&#8217;den başlayarak birkaç kez Senato&#8217;da ele alındı. Caesar, Gaius Scribonius Curio ve Marcus Antonius gibi yandaşları aracılığıyla bu önerilerin veto edilmesini sağladı. İÖ 50&#8217;de konsüllerden Gaius Claudius Marcellus, Senato&#8217;dan Caesar&#8217;ın Pompeius&#8217;tan önce komutanlığı bırakması yönünde bir karar çıkartınca, siyasal bir bunalım doğdu. Curio 1 Aralık&#8217;ta her iki komutanın&#8217; aynı anda görevden ayrılmasını öngören bir karar aldırdıysa da, Marcellus Senato&#8217;nun onayını almadan Pompeius&#8217;a ltalya&#8217;daki bütün birliklerin komutanlığını ve yeni asker toplama yetkisini verdi, Caesar&#8217;dan emir havası taşıyan bir mesaj alan Senato, Caesar&#8217;ın &#8220;belirlenecek bir tarihte&#8221; komutanlığı bırakmaması durumunda halk düşmanı ilan edileceğini açıkladı. Geri adım atmanın sonu olacağını gören Caesar&#8217;ın İÖ 10-11 Ocak 49&#8217;da Roma üzerine yürümesi, kaçınılmaz iç savaşı başlattı.</p>
<p>Caesar, güç gösterisi niteliğindeki ilk çarpışmaların ardından karşıtlarını Otranto Boğazının doğusuna çekilmeye zorladı. İspanya&#8217;da Pompeius&#8217;un ordusunu dağıttıktan sonra, İÖ 49&#8217;un sonlarında Pompeius&#8217;u izleyerek Adriya Denizini geçti. Dyrrachium&#8217;da içine düştüğü kötü durumdan kısa sürede kurtularak, Pharsalus&#8217;ta kesin bir zafer elde etti (İÖ 9 Ağustos 48). Tesalya&#8217;dan Mısır&#8217;a kadar kovaladığı Pompeius, burada Kral Ptolernaeus&#8217;un bir subayınca öldürüldü, Kışı İskenderiye&#8217; de geçiren Caesar, halkın başlattığı bir ayaklanmayı bastırdıktan sorır.a Kraliçe Kleopatra ile eğlenceye daldı. İÖ 47&#8217;de Anadolu&#8217;nun kuzeydoğusunda babasından Pontus Krallığı&#8217;nı almak isteyen Bosporos kralı Pharnaces&#8217;ın yanında kısa bir süre çarpıştı. Caesar&#8217;ın ünlü sözü Veni, vidi, vici (&#8220;Geldim, gördüm, yendim &#8220;) bu seferle ilgilidir.</p>
<p><strong><em>Diktatörlük</em></strong></p>
<p>Roma&#8217;ya dönerek diktatör ünvanı alan Caesar, birkaç ay geçmeden karşıtlarının ayaklandığı Afrika&#8217;ya gitti, İÖ 46&#8217;da Thapsus&#8217;ta karşıt orduları yenilgiye uğratarak döndüğü Roma&#8217;dan, bu kez Uzak İspanya&#8217;daki yeni bir direniş için ayrılmak zorunda kaldı. Bu ayaklanmayı İÖ 17 Mart 45&#8217;te Munda&#8217;da ezici bir zaferle bastırdıktan sonra, sürekli Roma&#8217;da kalarak imparatorluğu yeniden düzenlemeye yönelik tasarılarını gerçekleştirrneye girişti.</p>
<p>İÖ 46&#8217;da yanlışlarla dolu Roma takvimini değiştirerek bugünkü Gregoryen takviminin temelini oluşturan bir sistem kuran Caesar, yerel yönetim birimleri municipium&#8217;ları tekörnek bir yapıya kavuşturdu. Kartaca ve Korinthos gibi büyük kentleri yeniden canlandırarak, terhis edilmiş askerleri ve Roma&#8217;daki işsizleri buralara yerleştirdi. Yabancı halklara Roma yurttaşlığı hakkını tanıdı. Senato&#8217;nun üye sayısını artırarak temsil niteliğini yükseltti. Barbarlara karşı acımasız davranışlanyla tanınmasına karşın, Romalı karşıtlarını bağışıayarak önemli görevlere getirdi. Partlardan İÖ 53&#8217;teki yenilginin öcünü almak ve Fırat&#8217;ın batısındaki toprakları ele geçirmek amacıyla yeni bir sefere hazırlanırken, Senato&#8217;da önceden hazırlanmış bir suikast sonucu öldürüldü. Sayıları 60&#8217;ı bulan suikastçılar arasında Caesar&#8217;ın yetkileri elinde toplamasından ve ayrıcalıklarını yitirmekten çekinen bazı eski Caesar yanlıları da bulunmakla birlikte, başı cumhuriyetçi eğilimleriyle tanınan ve Caesar&#8217;ın eski düşmanları olan Gaius Cassius Longinus ile Marcus Junius Brutus çekiyordu. Caesar, bağışladığı ve güvendiği Brutus&#8217;un bıçak darbelerine hedef olmaktan duyduğu üzüntüyü tarihe geçen Et tu, Brute (&#8220;Sen de mi Brutus?&#8221;) sözleriyle karşıladı. Suikast, Roma&#8217;yı 13 yıl sürecek yeni bir iç savaşa sürükledi.</p>
<p><strong><em>Kişiliği</em></strong></p>
<p><strong><em></em></strong> Komutanlık ve yöneticilikteki dehasının yanı sıra perde arkasından iş yürütmede ve propaganda sanatında da usta olan Caesar, aynı zamanda çağdaşları Hortensius ve Cicero çapında yetenekli bir konuşmacıydı. Gerek yendiği düşmanlara karşı gösterdiği hoşgörülü tutumda, gerek yazılarında, siyasal tutkularının gerektirdiği katılığı aşan bir yumuşaklık görülür.</p>
<p>Caesar&#8217;ın Galya seferleri ve iç savaşa ilişkin, eksik ve sonradan ekler yapılmış yazıları dışındaki bütün konuşma, mektup ve broşürleri kaybolmuştur. Galya seferine ilişkin kitabı Türkçede Gallia Savaşı adıyla yayımlanmıştır (1941). Yazılarında okuyucunun olaylara kendi istediği gibi bakmasını sağlayacak ince bir kurgu vardır; nesnel bir anlatım izlenimi uyandıran, olgulara dayalı özlü ve kuru bir rapor üslubu kullanır. İÖ 46&#8217;da inançları uğruna yaşamını veren siyasal rakibi Marcus Poreius Cato için Cicero&#8217; nun kaleme aldığı övgü yazısına yanıt niteliğini taşıyan Anticato adlı kayıp broşüründe ölü bir kahramanın gölgesini silmeye çalışması, bunu başaramamış olsa bile, siyasal uzak görüşlülüğünü yansıtır. Caesar&#8217;ın yazıları propaganda amacına yönelik olmakla birlikte, parlak bir sanatsal değer taşır.</p>
<p>En ilginç özelliklerinden biri de olağanüstü zihinsel ve bedensel enerjisiydi. Birçok yazısını seferler ve yoğun olaylar sırasında kaleme aLma fırsatını bulmuştur. İÖ 57-56 kışında kendisine bağlı iki eyaleti dolaşması, İÖ 55 ve 54 seferleri arasındaki boşluktan yararlanarak Gallia Cisalpina&#8217;da bayındırlık işleriyle uğraşması, İÖ 49&#8217;da aynı sefer mevsimi içinde Rubico&#8217;dan Brundisium&#8217;a, oradan da İspanya&#8217;ya uzanan bir yolu alması ve İskenderiye&#8217;de ileri yaşına karşın beklenmedik bir ölüm tehlikesini uzun bir mesafeyi yüzerek atlatması enerjik yapısının çarpıcı örnekleridir. Kamuoyunun tepkisini çekmeyi göze alarak Kleopatra&#8217;yı Roma&#8217;ya getirtmesi, aralarında Pompeius&#8217; un karısı Mueia&#8217;nın da bulunduğu sayısız<br />
kadınla düşüp kalkması ve yaygın bir söylentiye göre Bithynia kralı Nicomedes&#8217;le eşcinsel ilişkiye girmesi içindeki taşkınlığı bastıramamasıyla açıklanabilir.</p>
<p>Caesar&#8217;ın yozlaşmış aristokratik oligarşinin yerine güçlü bir otokratik yönetim kurması, barbar istilalarının ve Partların tehdidi altında olan Yunan-Roma uygarlığının uzun bir süre daha ayakta kalmasını sağlamıştır. Böylece Yakındoğu&#8217;da filizlenen Helenistik öğeler Hıristiyan ve Islam dünyası üzerinde önemli etkiler bırakırken, Akdeniz uygarlığıyla ilişkiye giren Galya da Frank istilası sırasında barbar kabileleri bünyesinde eritebilmiştir.</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/julius-gaius-caesar-kimdir.html">Julius (Gaius) Caesar Kimdir ?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgimnette.com/julius-gaius-caesar-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ebers Tıp Papirüsü</title>
		<link>https://www.bilgimnette.com/ebers-tip-papirusu.html</link>
					<comments>https://www.bilgimnette.com/ebers-tip-papirusu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Okuryazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 May 2019 14:47:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgimnette.com/?p=261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ebers papirüsü, Mısır&#8217;da İÖ yaklaşık 1550&#8217;lere tarihlenen tıp metinleri derlemesi. Tıp konusundaki bilinen en eski çalışmalardan biridir. Ruloda 700 büyü formülünden başka, timsah ısırmasından ayak tırnağı ağrısına kadar her derde deva olan; evleri sinek, fare ve akrep gibi zararlılardan arındıran halk ilacı reçeteleri yer alır. Dolaşım sisteminin anlatıldığı bölüm şaşılacak kadar doğru bilgiler içerir; bütün [&#8230;]</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/ebers-tip-papirusu.html">Ebers Tıp Papirüsü</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ebers papirüsü, Mısır&#8217;da İÖ yaklaşık 1550&#8217;lere tarihlenen tıp metinleri derlemesi. Tıp konusundaki bilinen en eski çalışmalardan biridir. Ruloda 700 büyü formülünden başka, timsah ısırmasından ayak tırnağı ağrısına kadar her derde deva olan; evleri sinek, fare ve akrep gibi zararlılardan arındıran halk ilacı reçeteleri yer alır. Dolaşım sisteminin anlatıldığı bölüm şaşılacak kadar doğru bilgiler içerir; bütün vücutta kan damarları bulunduğundan ve kalbin kanı dağıtan merkez olarak çalıştığından söz eder. Papirüsü, 1873&#8217;te Alman romancı ve Eski Mısır bilimi uzmanı George Maurice Ebers ele geçirmiştir.<span id="more-261"></span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-262" title="ebers-tip-papirusu" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2011/11/ebers-tip-papirusu.jpg" alt="ebers papirüsü" width="214" height="288" /></p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/ebers-tip-papirusu.html">Ebers Tıp Papirüsü</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgimnette.com/ebers-tip-papirusu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deneysel Arkeoloji Nedir ?</title>
		<link>https://www.bilgimnette.com/deneysel-arkeoloji-nedir.html</link>
					<comments>https://www.bilgimnette.com/deneysel-arkeoloji-nedir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 02:20:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgimnette.com/?p=173</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deneysel Arkeoloji, geçmişteki olayları yineleyerek ya da benzerini yaratarak geçmişin aydınlanmasını sağlamaya çalışan araştırma yöntemi. Arkeologların, özellikle de prehistoryacıların sık başvurduğu bir yöntemdir. Geçmişteki olayları tam anlamıyla yinelernek olanaksızsa da, deneysel taklitlerini gerçekleştirmek, olayların doğruluğunu kanıtlama ve saptama açısından eğiticidir. Çeşitli yöntemler deneyerek tarih öncesi insanının sırtlı bir dilgiyi nasıl yaptığını bulmak ya da ilkel [&#8230;]</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/deneysel-arkeoloji-nedir.html">Deneysel Arkeoloji Nedir ?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Deneysel Arkeoloji, geçmişteki olayları yineleyerek ya da benzerini yaratarak geçmişin aydınlanmasını sağlamaya çalışan araştırma yöntemi. Arkeologların, özellikle de prehistoryacıların sık başvurduğu bir yöntemdir. Geçmişteki olayları tam anlamıyla yinelernek olanaksızsa da, deneysel taklitlerini gerçekleştirmek, olayların doğruluğunu kanıtlama ve saptama açısından eğiticidir. Çeşitli yöntemler deneyerek tarih öncesi insanının sırtlı bir dilgiyi nasıl yaptığını bulmak ya da ilkel yöntemlerle çanak çömlek yapmak gibi uygulamalar deneysel arkeolojinin alanına girer.</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/deneysel-arkeoloji-nedir.html">Deneysel Arkeoloji Nedir ?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgimnette.com/deneysel-arkeoloji-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alahan Manastırı</title>
		<link>https://www.bilgimnette.com/alahan-manastiri.html</link>
					<comments>https://www.bilgimnette.com/alahan-manastiri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Apr 2019 16:53:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgimnette.com/?p=32</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alahan Manastırı, Alacahan Manastırı olarak da bilinir, Mut-Karaman yolu üstünde 5-6. yüzyıllarda yapıldığı sanılan Bizans yapı grubu. Gezgin Evliya Çelebi&#8217;nin Kal&#8217;a-i Takyanos, Leon Comte de Laborde&#8217;nin de Alacahan olarak adlandırdığı bu yapı grubundaki ilk kapsamlı çalışma 1890&#8217;da İngiliz Arthur C. Headlam tarafından yapılmış ve bu çalışmada adı Kocakalesi olarak geçmiştir; Uzun bir aradan sonra 1952&#8217;de Ankara [&#8230;]</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/alahan-manastiri.html">Alahan Manastırı</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Alahan Manastırı, Alacahan Manastırı olarak da bilinir, Mut-Karaman yolu üstünde 5-6. yüzyıllarda yapıldığı sanılan Bizans yapı grubu. Gezgin Evliya Çelebi&#8217;nin Kal&#8217;a-i Takyanos, Leon Comte de Laborde&#8217;nin de Alacahan olarak adlandırdığı bu yapı grubundaki ilk kapsamlı çalışma 1890&#8217;da İngiliz Arthur C. Headlam tarafından yapılmış ve bu çalışmada adı Kocakalesi olarak geçmiştir; Uzun bir aradan sonra 1952&#8217;de Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü&#8217;nden Michael Gough, ardından da 1955&#8217;te İstanbul Teknik Universitesi&#8217;nde öğretim üyeliği yapan Paolo Verzone tarafından incelenen yapı grubu Alahan olarak adlandırılmıştır. Prof. Dr. Semavi Eyice&#8217;nin 1964 ve 1967&#8217;de yaptığı araştırmalar 1971&#8217;de yayımlanmıştır. Manastır yapıları dağın ovaya bakan yamacında, kayaların oyulmasıyla oluşturulan dar bir teras üstünde yer alır. Yapı grubunun en eski bölümleri olan kayaya oyulmuş keşiş hücreleri ile mezar şapeli, yörenin başlangıçta bir inziva merkezi olduğu kanısını güçlendirmektedir.<span id="more-32"></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38" title="Alahan Manastır" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2011/11/Alahan-Manastır-300x224.jpg" alt="Alahan Manastır" width="300" height="224" /></p>
<p>1966-67&#8217;de Gough tarafından ortaya çıkartılan bazilika, Korent başlıklı iki sütun sırası ile apsis yönünde üç nefe ayrılmıştır. Bugün oldukça harap durumdaki bazilikanın en ilgi çekici yanı giriş kapılarının çerçeveleridir.Narteks&#8217;ten ana mekana geçişte kapının yan dikmeleri ile lentonun iç ve dış yüzeylerindeki kabartmalarda Tevrat&#8217;tan ve İncil&#8217;den sahneler betimlenrniştir. Yapının öbür bölümlerinde görülen akantus, asma dalı, üzüm ve balık örgelerinde antik bezerne ile Hıristiyanlık simgelerinin yerel bir üslupla birleştirildiği izlenir. Yapı grubunda bazilikadan başka bir vaftizhane, bir yanı arkadlı bir galeriden oluşan ve tören yolu olduğu sanılan bir avlu, mezarlar ve bazilikal planlı, kubbeli büyük bir kilise bulunur. Bu kilisenin ana nefinin ortasında, üstünün bir kubbe ya da külahla örtülü olduğu sanılan, ayak ve sütunlarla desteklenmiş dört kemerli, kare planlı kule ile bunun köşelerinde yer alan trompların (tonoz bingi) Anadolu Hıristiyan mimarlığı içinde özgün bir yeri vardır. Bu yapıdaki bezemelerde de antik örgelerle Hıristiyanlık simgelerinin birlikte kullanıldığı görülür.</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/alahan-manastiri.html">Alahan Manastırı</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgimnette.com/alahan-manastiri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurt Bittel Kimdir? Hayatı ve Yapıtları</title>
		<link>https://www.bilgimnette.com/kurt-bittel-kimdir-hayati-ve-yapitlari.html</link>
					<comments>https://www.bilgimnette.com/kurt-bittel-kimdir-hayati-ve-yapitlari.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ordinaryus]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Nov 2012 09:12:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgimnette.com/?p=7690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurt Bittel (Doğum 1907, Heidenheim, Almanya Ölüm 1991 ), Hitit arkeolojisi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Alman arkeolog. Öğrenimini Tübingen Üniversitesi&#8217;nde tamamladı. 1930&#8217;da Marburg Üniversitesi&#8217;nde doktora yaptı. Aynı yıl Frankfurt&#8217;ta Roma Germen Kurulu&#8217;nda çalışmaya başladı. 1931-33 arasında Kahire&#8217;deki Alman Arkeoloji Enstitüsü&#8217;nde görev yaptı. Mısır ve Anadolu&#8217;da kazılara katıldı. 1938-44 arasında İstanbul&#8217;daki Alman Arkeoloji Enstitüsü&#8217;nde yönetici olarak. çalıştı. 1946&#8217;dan [&#8230;]</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/kurt-bittel-kimdir-hayati-ve-yapitlari.html">Kurt Bittel Kimdir? Hayatı ve Yapıtları</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurt Bittel (Doğum 1907, Heidenheim, Almanya Ölüm 1991 ), Hitit arkeolojisi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Alman arkeolog.</p>
<p>Öğrenimini Tübingen Üniversitesi&#8217;nde tamamladı. <span id="more-7690"></span>1930&#8217;da Marburg Üniversitesi&#8217;nde doktora yaptı. Aynı yıl Frankfurt&#8217;ta Roma Germen Kurulu&#8217;nda çalışmaya başladı. 1931-33 arasında Kahire&#8217;deki Alman Arkeoloji Enstitüsü&#8217;nde görev yaptı. Mısır ve Anadolu&#8217;da kazılara katıldı. 1938-44 arasında İstanbul&#8217;daki Alman Arkeoloji Enstitüsü&#8217;nde yönetici olarak. çalıştı. 1946&#8217;dan 1953&#8217;e değin Tübingen Universitesi&#8217;nde ve 1951&#8217;den başlayarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi&#8217;nde yeni kurulan Prehistorya Bölümü&#8217;nde öğretim üyesi olarak ders verdi. 1954&#8217;te yeniden İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü yöneticisi oldu.1960&#8217;ta bu enstitünün Berlin&#8217;deki merkezinin başkanlığına getirildi.)972&#8217;de emekli olduktan sonra Tübingen Üniversitesi&#8217;nde bir süre daha ders verdi.</p>
<p>Bittel, Londra&#8217;daki Kraliyet Akademisi, Cambridge&#8217;deki Prehistorya Derneği, Dublin&#8217;deki ırlanda Kraliyet Akademisi, Arkeoloji Enstitüsü, Amerikan Arkeoloji Enstitüsü ve Türk Tarih Kurumu gibi bilimsel araştırma kuruluşlarının da üyesidir.<br />
Almanya ve Mısır&#8217;daki araştırmalanyla Tarihöncesi konusunda uzmanlaşan Bittel, Orta Anadolu&#8217;daki bu dönem kültürlerinin saptanmasına önemli katkılarda bulunmuştur.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7691" title="Kurt Bittel" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/11/Kurt-Bittel.jpg" alt="Kurt Bittel" width="306" height="407" srcset="https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/11/Kurt-Bittel.jpg 306w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/11/Kurt-Bittel-226x300.jpg 226w" sizes="auto, (max-width: 306px) 100vw, 306px" /></p>
<p>Çorum yakınındaki Boğazköy&#8217;de 20. yüzyıl başlarında yapılan kazılar, burada Hititlerin başkenti Hattuşa&#8217;nın görkemli buluntularının varlığını göstermişti. Bittel, bu bulgularını daha sağlıklı tarihleyebilmek amacıyla 1931&#8217;de yeniden kazılara başladı. Kentte en uzun süreli yerleşirnin Büyükkale denen yerde olduğu varsayımıyla araştırmalarına . oradan başladı ve daha ilk kazı çukurunda Hititlerin binlerce tabletten oluşan devlet arşivini buldu. Bu yazılı kaynaklar yalnızca Hitit uygarlığının aydınlatılmasını sağlamakla kalmadı, Hititlerin ilişkide bulunduğu Asur ve Mısır gibi başka uygarlıklar ve komşuları konusunda da önemli bilgiler verdi. Boğazköy kazıları 1987&#8217;de Peter Neve tarafından sürdürülmekteydi.</p>
<p>Bittel, ayrıntılı araştırmalarıyla Hititlerin erken dönemindeki yayılma alanlarını belirlemiş, Hitit öncesi yerleşmelerin de aynı yerlerde bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Boğazköy yakınındaki Yazılı kaya açık hava tapınağının ve burada kayalar üstündeki kabartmaların anlamına ilişkin açıklamalar getirmiştir. Gene Boğazköy yakınlarındaki Osman kayası mezar buluntularıyla Hititlerin Eski Krallık dönemindeki ölü gömme biçimlerini saptamıştır.</p>
<p>Hitit uygarlığı dışında, Selçuklu mezar taşları, Roma Dönemi yol şebekesi ve Avrupa Barok kilise yapıları üzerine de çalışan Bittel&#8217;in başlıca yapıtları şunlardır:</p>
<p><strong>Kurt Bittel&#8217;in Yapıtları;</strong></p>
<p>Die Felsbilder von Yazılıkaya (1934; Yazılıkaya Kaya Kabartmaları), Die Ruinen von Boğazköy, der Hauptstadt des Hethiterreiches (1937; Hitit ımparatorluğu&#8217;nun Başkenti Boğazköy Harabeleri), Hethitische Bestatungsbriiuehe (1940; Hitit Ölü Gömme Gelenekleri), Yazılıkaya, Arehitekıur, Felsbilder, Insehriften und Kleinfunde (1941; R. Naumann ve H. Otta ile birlikte, Yazılı kaya, Mimarlık, Kaya Kabartmaları, Yazıtlar ve Küçük Buluntular), Kleinasiatische Sıudien (1942; Küçük Asya Çalışmaları), On Asya Tarih Oncesi Çağları-Mısır, Filistin, Suriye (1945), Boğazköy (1951; Halet Çambel ile birlikte), Hethiter, I. Gesehihte, II. Religion (1959; Hititler, i. Tarih, II. Din), Hattusha, The Capital of Hittites (1970; Hattuşa, Hititler&#8217;in Başkenti), Boğazköy Führer (1971; Boğazköy Rehberi), Die Hethiter (1976; Hititler).</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/kurt-bittel-kimdir-hayati-ve-yapitlari.html">Kurt Bittel Kimdir? Hayatı ve Yapıtları</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgimnette.com/kurt-bittel-kimdir-hayati-ve-yapitlari.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikilitaş</title>
		<link>https://www.bilgimnette.com/dikilitas.html</link>
					<comments>https://www.bilgimnette.com/dikilitas.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Okuryazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 14:49:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgimnette.com/?p=5755</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dikilitaş, tek parça taştan, genellikle kare kesintili, yukarıya doğru yükseldikçe daralan ve tepesi piramit biçiminde sonuçlanan sütun. En eski örnekleri Eski Mısır tapınaklarının girişlerinin iki yanına dikilidir. Mısır dikilitaşları, genellikle Assuan taşocaklarından getirilen kırmızı granitten yontulurdu. Tepeleri, çoğunlukla elektrum denen bir altın ve gümüş alaşımıyla kaplanırdı. Gövdelerinin dört yüzünde Güneş Tanrısı&#8217;nı öven ya da yöneticilerin [&#8230;]</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/dikilitas.html">Dikilitaş</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dikilitaş, tek parça taştan, genellikle kare kesintili, yukarıya doğru yükseldikçe daralan ve tepesi piramit biçiminde sonuçlanan sütun. En eski örnekleri Eski Mısır tapınaklarının girişlerinin iki yanına dikilidir.<span id="more-5755"></span> Mısır dikilitaşları, genellikle Assuan taşocaklarından getirilen kırmızı granitten yontulurdu. Tepeleri, çoğunlukla elektrum denen bir altın ve gümüş alaşımıyla kaplanırdı. Gövdelerinin dört yüzünde Güneş Tanrısı&#8217;nı öven ya da yöneticilerin yaşamlarındaki önemli olayları belirten hiyeroglifler yer alırdı. Daha 4. sülale döneminde (İ.Ö 2613-2494) bile dikilitaşların yapıldığı bilinirse de, o zamandan günümüze hiçbir örnek kalmamıştır. 5. sülale dönemi (İ.Ö0 2494-2345) Güneş tapınaklarının dikilitaşları 3,3 m&#8217;yi aşmayan yükseklikleriyle oldukça tıknaz bir görünümdedir. Günümüze ulaşan en eski dikilitaş. I. Sesostris dönemine (İ.Ö 1971-28) aittir ve Kahire&#8217;nin hemen dışında, bir zamanlar Re adına yapılmış bir tapınağın bulunduğu Heliopolis&#8217;te dış mahallede yer alır. I. Tutmosis&#8217;in (hd İ.Ö y. 1525-12) Karnak&#8217;ta diktirdiği 24 m yüksekliğindeki bir çift dikilitaş, kenarları 1,8 m uzunluğunda kare bir tabana oturur ve 143 ton ağırlığındadır. Hatşepsut&#8217;un Karnak&#8217;taki dikilitaşının kaidesinde yer alan bir yazıt, bu tek parça taşın ocakta kesilmesinin yedi ay sürdüğünü belirtir. Teb&#8217;deki Hatşepsut Tapınağı&#8217;ndaysa dikilitaşın sallarla Nil&#8217;den aşağı taşmışını gösteren duvar resimleri vardır. Dikilitaş yerine ulaştığında, işçiler tarafından toprak bir rampadan yukarı çekilip, önceden hazırlanmış kaidesi üstüne devrilerek yerleştirilmiştir.</p>
<p><a href="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/05/dikilitaş.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5756" title="dikilitaş" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/05/dikilitaş-244x300.jpg" alt="dikilitaş" width="244" height="300" srcset="https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/05/dikilitaş-244x300.jpg 244w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/05/dikilitaş-324x400.jpg 324w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/05/dikilitaş-342x420.jpg 342w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/05/dikilitaş.jpg 486w" sizes="auto, (max-width: 244px) 100vw, 244px" /></a></p>
<p>Fenikeliler ve Kenanlılar gibi topluluklar da Mısır&#8217;dan örnek alarak dikilitaşlar yaptılar. Ama onlarınkiler genellikle tek bir bloktan yontulmuş değildi, Roma imparatorları Mısır&#8217;dan ıtalya&#8217;ya birçok dikilitaş getirttiler. Bunlardan en az bir düzine si Roma kentine götürüldü. Bugün San Giovanni in Laterano Kilisesi önündeki meydanda bulunarı dikilitaş. aslında III. Tutmosis (hd İ.Ö 1504-1450) tarafından Karnak&#8217;ta diktirilmişti, 32 m yüksekliğinde, bir kenarının boyu tabanında 2,7 m, tepesinde 1,88 m olan, yaklaşık 230 ton ağırlığındaki bu taş, bugüne kalmış eski dikilitaşların en büyüğüdür.</p>
<p>19. yüzyıl sonlarında Mısır hükümeti, bir çift dikilitaşın birini ABD&#8217;ye, öbürünü Birleşik Krallığa verdi. Bugün bunlardan biri New York kentindeki Central Park&#8217;ta, ötekiyse Londra&#8217;da Thames kıyısındaki toprak şetirı üstünde durmaktadır. Kleopatra&#8217;nın Iğneleri adıyla bilinen bu taşların aslında Mısır. kraliçesiyle hiçbir tarihsel ilintisi yoktur. İ.Ö 1500 sıralarında Heliopolis&#8217;te III. Tutmosis&#8217;in diktirdiği bu taşların üstünde, adı geçen firavun ile II. Ramses&#8217;e (İ.Ö 10 1304-1237) adanmış yazıtlar bulunur. Kırmızı granitten yontulmuş, 21,2 m yüksekliğindeki bu dikilitaşların taban kenarları 2,36 m, ağırlıkları 180 tondur. Gene III. Tutmosis&#8217;in Asya&#8217;da kazandığı zaferlerin anısına Heliopolis&#8217;te diktirdiği üstündeki hiyerogliflerden anlaşılan bir dikilitaş da ıstanbul&#8217;da Sultanahmet Meydanı&#8217;nda bulunmaktadır. 390&#8217;da I. Theodosius tarafından Mısır&#8217;dan getirtilerek kentin hipodromu nun ortasındaki spina denen duvarın üstüne, bugün bulunduğu yere yerleştirilmiştir. 6 m yüksekliğinde, dört yüzünde kabartmalar bulunan mermer bir kaidenin üstünde yer alan dört tane tunç takoza oturmaktadır. 19,59 m yüksekliğindeki dikilitaşın tepesindeki (Arz&#8217; i simgeleyen) tunçtan küre 865&#8217;teki bir depremde düşmüş ve bir daha yerine korımamıştır. Dikilitaşların ocaktan çıkarılması ve yerine dikilmesi, Eski Mısırlıların mekanik alanındaki de halarının ve ellerindeki sınırsız insan gücünün boyutlarını ortaya koyar.</p>
<p>Çağdaş dikilitaşların en tanınmış örneklerinden biri 1884&#8217;te Washington, D.C.&#8217;de inşa edilen George Washington Anıtı&#8217;dır. 169 m yüksekliğindeki bu anıtın tepesinde asansör ve merdivenlerle çıkılan bir seyir yeri bulunmaktadır.</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/dikilitas.html">Dikilitaş</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgimnette.com/dikilitas.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kybele Nedir?</title>
		<link>https://www.bilgimnette.com/kybele.html</link>
					<comments>https://www.bilgimnette.com/kybele.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ordinaryus]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Apr 2012 12:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgimnette.com/?p=5314</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kybele, BÜYÜK ANA TANRIÇA ya da KİBELE olarak da bilinir, Yakındoğu kökenli tanrıça. Luvi dilinde ve Kültepe tabletlerinde Kubaba olarak da geçer. Frigler bu adı Kubile (Matar Kubile) ve Kibebe (K ybebe) biçiminde kullanmışlardır. Sözcük bu sonuncu biçimde Lydia diline de geçmiştir. Ephesosluların Artemis&#8217;i ve Romalıların Mater Deum Magna Idaea&#8217;sı da (kısaca Magna Mater; Tanrıların [&#8230;]</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/kybele.html">Kybele Nedir?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kybele, BÜYÜK ANA TANRIÇA ya da KİBELE olarak da bilinir, Yakındoğu kökenli tanrıça. Luvi dilinde ve Kültepe tabletlerinde Kubaba olarak da geçer.<span id="more-5314"></span> Frigler bu adı Kubile (Matar Kubile) ve Kibebe (K ybebe) biçiminde kullanmışlardır. Sözcük bu sonuncu biçimde Lydia diline de geçmiştir. Ephesosluların Artemis&#8217;i ve Romalıların Mater Deum Magna Idaea&#8217;sı da (kısaca Magna Mater; Tanrıların ıda Dağlı Yüce Anası) aynı Ana Tanrıça&#8217;dır. Bu Ana Tanrıça&#8217;ya Anadolu&#8217;da 6. binyıldan beri tapınıldığı bilinmektedir. Çatalhöyük ve Hacılar&#8217;da bulunan pişrniş topraktan heykelciklerde Ana Tanrıça geniş kalçalı, göbekli ve dolgun göğüslü bir kadın olarak betimlenrniştir. Bazen hayvanlara hükmederken, bazen de tarih dönemlerinde Attis adını alacak olan sevgilisiyle birlikte gösterilmiştir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5315" title="kybele" alt="kybele" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/04/kybele.jpg" width="300" height="311" srcset="https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/04/kybele.jpg 300w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/04/kybele-289x300.jpg 289w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Ana Tanrıça kültü İO 14-13. yüzyıllarda Kuzey Suriye&#8217;de, Karkamış çevresinde Kubabaf adıyla yaygındı. İÖ 8. yüzyılın ikinci yarısında Friglerin de benimsediği bu tanrıçanın başında kuleye benzeyen bir taç vardı. Taç onun kentlere ve tarıma hükmetmesini simgeliyordu. Friglerin Kybele&#8217;ye gösterdiği büyük ilgi en iyi biçimde kaya anıtlarında görülür. Eskişehir ile Afyon arasındaki bölgede, çoğu ormanlık ya da yeşillik bir çevrede, bir kayaya oyularak yapılmış olan bu anıtlardan en tanınanı, Yazılıkaya da denen Midas Anıtı&#8217;dır. Üçgen bir çatı alınlığı, süslü bir cephe ve kapı biçiminde bir nişten oluşan, bazısında tanrıça heykelinin de yer aldığı kaya anıtları, büyük bir olasılıkla Ana Tanrıça&#8217;nın simgesel tapınaklarıydı.</p>
<p>Kybele&#8217;ye adanmış tapınma yerlerinden en büyüğü Gordion&#8217;un güneybatısında Dindymos (Agdistis) Dağı eteğindeki Pessinus&#8217; taydı (bugün Ballıhisar). Dağın adından türetilerek tanrıçaya Dindymene ve Agdistis de denirdi. Buradaki siyah renkli taşın, tanrıçanın gökten inmiş bir idolü olduğu kabul edilirdi. Büyük olasılıkla bu bir göktaşıydı. Kybele&#8217;nin en önemli özelliği evrensel analığı simgelemesiydi. O yalnızca tanrıların değil, insanların, hayvanların, yabanıl doğanın da yüce anası sayılır, Dağların Anası adıyla anılırdı. Kybele&#8217;nin efsanevi hizmetkarları vahşi, yarı canavar Korybantlardı. Kendilerini Kybele&#8217;nin hizmetine adayan rahiplere gallos (Latince gallus) denirdi. Bunlar rahipliğe başladıkları zaman kendi kendilerini hadım ederlerdi. Bu davranış Kybele&#8217;nin aşığı Attis&#8217;in bir çam ağacı altında kendi erkeklik organını kesmesini ve kanını akıtarak ölmesini anlatan efsanenin bir uzantısıydı.</p>
<p>Frigler Kybele&#8217;yi o kadar benimsemişlerdi ki, ülkelerinin tümünün Pessinus&#8217;taki Ana Tanrıça&#8217;nın mülkü olduğunu kabul etmişlerdi. Bunun sonucunda, aslında çok daha eski bir Anadolu tanrıçası olduğu halde, Kybele tarihe bir Frig tanrıçası olarak geçti. Unlü Frigya kralı Midas, tanrıçanın oğlu ve Pessinus&#8217;taki tapınağın kurucusu sayıldı. Frigya Krallığı yıkılıp (10 696) bu bölgede Lydia egemenliği başladıktan sonra da tanrıça ulusal karakterini korudu. Metragyrtoi denen Frig dilenci rahipleri bir misyoner gibi köyden köye, kentten kente gezerek bu gizemli dini halk arasında yaymaya başladılar. Böylece Ana Tanrıça kültü Anadolu&#8217;da uzun süre yaşadı.</p>
<p>İÖ 204&#8217;te Hannibal İtalya&#8217;yı istila edince Romalılar Ana Tanrıça&#8217;nın Roma&#8217;ya getirilmesi durumunda düşmanın yenilebileceği yolundaki bir kehanete uyarak, gökyüzünden indiği söylenen siyah taşı Pessinus&#8217;tan kentlerine taşıdılar. Taş, Palatium Tepesinde kurulan bir tapınağa yerleştirildi ve her yıl Ana Tanrıça&#8217;nın onuruna Megalensia denen bayramlar düzenlenmeye başladı. Romalıların Kybele&#8217;yi Maia, Ops, Rheia, Tellus ve Ceres gibi tanrıçalarla özdeşleştirrnesi, bu kültün sağlam bir biçimde yerle şrnesini sağladı.</p>
<p>Ana tanrıça figürleri hemen hemen bütün eski dinlerde görülür. Ama onlar genellikle yalnızca bereket ve çoğalma tanrıçalandır. Bu figürleri, tanrılara, insanlara ve hayvanlara can verdiğine inanılan Büyük Ana Tanrıça ile karıştırmamak gerekir.</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/kybele.html">Kybele Nedir?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgimnette.com/kybele.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arykanda</title>
		<link>https://www.bilgimnette.com/arykanda.html</link>
					<comments>https://www.bilgimnette.com/arykanda.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gezgin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2012 22:58:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Antik kentler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgimnette.com/?p=4900</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arykanda Antalya ili, Finike ilçesi, Arif köyünün Aykırıçay mahallesinde antik Lykia kenti. Yazılı kaynaklarda adına ancak Bizans Döneminde &#8220;Akalanda&#8221; olarak rastlanır. Adındaki &#8220;nd&#8221; harfleri yerli bir ad olduğunun göstergesidir. İÖ 5. yüzyıldan kalma Akuvami ve Limyra beyi Perikles&#8217;e ait sikkeler, ele geçenler içinde en eskil eridir. İÖ 2. yüzyılda Arykanda, Lykia Birliği&#8217;ne bağlı bir kent [&#8230;]</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/arykanda.html">Arykanda</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arykanda Antalya ili, Finike ilçesi, Arif köyünün Aykırıçay mahallesinde antik Lykia kenti. Yazılı kaynaklarda adına ancak Bizans Döneminde &#8220;Akalanda&#8221; olarak rastlanır. Adındaki &#8220;nd&#8221; harfleri yerli bir ad olduğunun göstergesidir.<span id="more-4900"></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-4902" title="arykanda1" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0354.jpg" alt="arykanda1" width="542" height="363" srcset="https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0354.jpg 968w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0354-300x201.jpg 300w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0354-768x514.jpg 768w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0354-696x466.jpg 696w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0354-627x420.jpg 627w" sizes="auto, (max-width: 542px) 100vw, 542px" /></p>
<p>İÖ 5. yüzyıldan kalma Akuvami ve Limyra beyi Perikles&#8217;e ait sikkeler, ele geçenler içinde en eskil eridir. İÖ 2. yüzyılda Arykanda, Lykia Birliği&#8217;ne bağlı bir kent olarak ilk kez kendi adına sikke bastı. İS 43&#8217;te Cladius Lykia Birliği&#8217;ne son verince Arykanda Roma Eyaleti&#8217;ne bağlandı. Arkeolojik kalıntılar ve Bizans kaynakları kentin 11. yüzyıla değin varlığını sürdürdüğünü gösterir. Daha sonra, belki ortaçağda, yer değiştirmiş olduğu sanılmaktadır. Teraslar üzerine kurulmuş olan Roma Dönemi kentinin kalıntıları Aykırıçay kaynağından başlar ve Şahin Kaya&#8217;nın dibinde yoğunlaşır. Kentin coğrafi konumu savunmaya elverişli olduğundan sur yoktur. Küçük ama iyi korunmuş olan tiyatrosu skene ve orkestradan oluşur. Odeon, agora, agora stoası, biri küçük olan iki hamam, gymnasion, bouleterion, samıç ve çeşme kalıntıları, bulunan öbür yapılardır. Kentin su gereksinimini karşılamak üzere Aykınçay&#8217;ın çıktığı yerden kayaya oyularak ve bazı yerlerde duvarla desteklenerek yapılmış su kanalı, en ilginç kalıntıdır. Gene aynı çayın çıktığı yerde birkaç kaya mezarı vardır.</p>
<p><a href="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0384.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-4901" title="arykanda" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0384-1024x685.jpg" alt="arykanda" width="574" height="383" srcset="https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0384-1024x685.jpg 1024w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0384-300x201.jpg 300w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0384-768x514.jpg 768w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0384-696x466.jpg 696w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0384-1068x715.jpg 1068w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0384-627x420.jpg 627w" sizes="auto, (max-width: 574px) 100vw, 574px" /></a></p>
<p>Doğu nekropolü kent merkezinin içinde, önünde lahitlerin bulunduğu tonoz örtülü oda mezarlarla kaplıdır. Batı nekropolü kentin batısından başlayıp Aykırıçay kaynağına kadar devam eder. Kentte tapınak ya da bazilika olduğu henüz belirlenemeyen bir yapı kalintısı da vardır.</p>
<p>Ankara Üniversitesi DTCF&#8217;den Profesör Dr. Cevat Bayburtluoğlu başkanlığında bir ekip tarafından kazılan ve onarılan Arykanda&#8217;dan ele geçen bulun tu lar Antalya Bölge Müzesi&#8217;nde sergilenmektedir.</p>
<p><a href="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0364.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-4903" title="DSC_0364" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0364.jpg" alt="" width="542" height="363" srcset="https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0364.jpg 968w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0364-300x201.jpg 300w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0364-768x514.jpg 768w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0364-696x466.jpg 696w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0364-627x420.jpg 627w" sizes="auto, (max-width: 542px) 100vw, 542px" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-4904" title="arykanda2" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0405.jpg" alt="arykanda2" width="542" height="363" srcset="https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0405.jpg 968w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0405-300x201.jpg 300w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0405-768x514.jpg 768w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0405-696x466.jpg 696w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0405-627x420.jpg 627w" sizes="auto, (max-width: 542px) 100vw, 542px" /></p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/arykanda.html">Arykanda</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgimnette.com/arykanda.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aryballos</title>
		<link>https://www.bilgimnette.com/aryballos-nedir.html</link>
					<comments>https://www.bilgimnette.com/aryballos-nedir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2012 22:42:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Vazolar]]></category>
		<category><![CDATA[Vazolar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgimnette.com/?p=4897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aryballos, küçük, dar boyunlu, yuvarlak ya da damla biçimli Eski Yunan vazosu. Genellikle esans ve yağ şişesi olarak, daha çok da hamamlarda atletler tarafından kullanılırdı. Aryballos İÖ 9. yüzyılda Geometrik üslupta yapılmış damla biçimli şarap şişelerinden (oinokhoi) kaynaklanır. İÖ 8. yüzyılda Erken Proto-Korent Dönemde asıl biçimini bulmuştur. Ele geçen örneklerden aryballos&#8217;ların İÖ 8-7. yüzyıllar arasındaki [&#8230;]</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/aryballos-nedir.html">Aryballos</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aryballos, küçük, dar boyunlu, yuvarlak ya da damla biçimli Eski Yunan vazosu. Genellikle esans ve yağ şişesi olarak, daha çok da hamamlarda atletler tarafından kullanılırdı.<span id="more-4897"></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-4898" title="Aryballos" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2012/03/Aryballos-166x300.jpg" alt="Aryballos" width="166" height="300" /></p>
<p>Aryballos İÖ 9. yüzyılda Geometrik üslupta yapılmış damla biçimli şarap şişelerinden (oinokhoi) kaynaklanır. İÖ 8. yüzyılda Erken Proto-Korent Dönemde asıl biçimini bulmuştur. Ele geçen örneklerden aryballos&#8217;ların İÖ 8-7. yüzyıllar arasındaki evrimini izlemek olanaklıdır. Önceleri yuvarlak olan bu kaplar ovale, sonradan da sivri uçlu, üst bölümü hantalolan bir biçime dönüşmüş, en sonunda gene yuvarlaklaşmıştır. Korent tipinin disk gibi, neredeyse kabın çevresi genişliğinde bir ağzı ve küçük bir kulpu vardır. Daha sonraki aryballos&#8217;usrın ağızları çan biçiminde olup dipleri yassıdır. Taban bölümünde hafif bir çıkıntı yapan ikişer kulpu bulunur.</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/aryballos-nedir.html">Aryballos</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgimnette.com/aryballos-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
