<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Külliye &#8211; BilgimNette</title>
	<atom:link href="https://www.bilgimnette.com/bilgi/kulliye/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgimnette.com</link>
	<description>İnternet Ansiklopedisi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jan 2023 15:01:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2016/08/cropped-cropped-logo1-1-2-150x150.png</url>
	<title>Külliye &#8211; BilgimNette</title>
	<link>https://www.bilgimnette.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mihrimah Sultan Külliyesi (Üsküdar)</title>
		<link>https://www.bilgimnette.com/mihrimah-sultan-kulliyesi.html</link>
					<comments>https://www.bilgimnette.com/mihrimah-sultan-kulliyesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jun 2013 01:33:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Külliye]]></category>
		<category><![CDATA[Mihrimah Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgimnette.com/?p=9397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mihrimah Sultan Külliyesi, Üsküdar Meydanı’nda yer almaktadır. Sinan’ın, Şehzade Camisi ile aynı zamanda bitirdiği bu külliye, İstanbul fizyonomisinin Anadolu yakasındaki önemli öğelerinden biridir. Caminin cümle kapısı üzerindeki Arapça kitabe, Zilhicce 954/Temmuz 1548’de I. Süleyman&#8217;ın (Kanuni) (hd 1520-1566) kızı “Hanım Sultan” (Mihrimah Sultan) tarafından yaptırıldığını yazmaktadır, İ. H. Konyalı, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde 957 tarihli ve Mihrimah [&#8230;]</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/mihrimah-sultan-kulliyesi.html">Mihrimah Sultan Külliyesi (Üsküdar)</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mihrimah Sultan Külliyesi, Üsküdar Meydanı’nda yer almaktadır. Sinan’ın, Şehzade Camisi ile aynı zamanda bitirdiği bu külliye, İstanbul fizyonomisinin Anadolu yakasındaki önemli öğelerinden biridir.<span id="more-9397"></span></p>
<p>Caminin cümle kapısı üzerindeki Arapça kitabe, Zilhicce 954/Temmuz 1548’de I. Süleyman&#8217;ın (Kanuni) (hd 1520-1566) kızı “Hanım Sultan” (Mihrimah Sultan) tarafından yaptırıldığını yazmaktadır, İ. H. Konyalı, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde 957 tarihli ve Mihrimah Sultanla Rüstem Paşa’nın vakıflarına ait defterde, külliyenin “cami, on altı hücre ve dershaneli medrese, sekiz bab misafirhane, ahur, bir kiler, bir anbar ve bir han&#8221;dan oluştuğunun yazılı olduğunu söyler. Burada sözü edilen tabhane (ya da mihmanhane), imaret ve han bugün yoktur. Peçevi, külliyenin Kanuni tarafından yaptırılmış olduğunu yazan “Mihrimah Sultan için Üsküdar’da lebideryada vaki iki bab kervansaray ve medrese, mektep, cami ve imaret serapa ol padişahın hayratından mahsup olup cümlesi kendi fermanı şerifleriyle ve ekser masarif ve levazımları canibi ailelerinden verilmekle bina olunmuştur&#8221;. Mihrimah Sultan Külliyesi, eski gravürlerde de görüldüğü gibi, kıyıya çok yakın bir set üzerinde denize açılan çift revaklı son cemaat mahallini örten büyük saçağı ve köşkü ile Boğaziçi&#8217;nin başlangıcında, bugünkünden de etkili olağanüstü bir mimari gösteriydi. C. Baysun bu külliyenin yakınında sultanın kendisine bir de saray yaptırdığını yazar.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone  wp-image-9398" title="Mihrimah Sultan" alt="Mihrimah Sultan" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/uskudar-mihrimah-sultan.jpg" width="640" height="464" srcset="https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/uskudar-mihrimah-sultan.jpg 800w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/uskudar-mihrimah-sultan-300x218.jpg 300w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/uskudar-mihrimah-sultan-768x557.jpg 768w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/uskudar-mihrimah-sultan-324x235.jpg 324w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/uskudar-mihrimah-sultan-696x505.jpg 696w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/uskudar-mihrimah-sultan-579x420.jpg 579w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>Üsküdar&#8217;daki Mihrimah Sultan Külliyesi&#8217;nin vaziyet planı;</strong><br />
1.Cami<br />
2.Medrese<br />
3.Mektep<br />
4.Sinaneddin Yusuf Türbesi<br />
5.Sadrazam İbrahim Ethem Paşa Türbesi</p>
<p><strong>Mihrimah Sultan Cami</strong>: Sinan’ın sultan ve vezirler için yaptığı bütün yapılar gibi Üsküdar İskelebaşında yaptığı bu cami de, onun sürekli mekân araştırmaları içindeki yeni bir sınamasıdır. Süleymaniye Camisi’nde Ayasofya şemasını, belki de sultanın isteğiyle, rasyonalize etmek, Şehzade Camisi’nde kubbeli strüktürün ideal bir çözümünü gerçekleştirmek ve kanımca, Kılıç Ali Paşa’nın kişisel isteğinin ifadesi olarak Ayasofya şemasının yinelendiği Tophane’deki Kılıç Ali Paşa Camisi dışındaki bütün camilerinde son cemaat mahallinden doğrudan doğruya kubbe altına girilir. Sinan, kubbeyle örtülü bir hacmin en güçlü etkisinin doğrudan kubbealtına girerek elde edildiğini kabul etmiş olmalıdır. Sinan&#8217;ın altıgen ve sekizgen şemaları kullanması da bu etkiyi değişik volümetrilerde denemek istediğini gösteriyor. Mihrimah Sultan Camisi’nin özelliği de, aynı zamanda yapılmakta olan Şehzade Camisi planının yerine burada giriş yarım kubbesinin kaldırılmış olmasıdır. Başka bir deyişle Şehzade Camisi merkezi planlı, kubbeli yapı fikrinin Sinan tarafından son denemesi ise, Mihrimah Sultan Camisi, Sinan’ın kendi yolunda mekân tasarımlarının ilk basamağıdır. Sinan bu planında sadece kubbenin daha etkili olduğu bir hacim elde etmenin yanında caminin kullanılışı, safların oluşması açısından her zaman yeğlenen enine bir namaz mekânı fikrini de gerçekleştirmiştir. Burada da alt yapı ile kubbeler arasında Şehzade Camisi’ndeki gibi orta kubbede pandantif, yarım kubbelerde mukarnas süslü tromplar kullanılmıştır. Fakat orta kubbenin 10 m’den küçük çapı nedeniyle, Şehzade Camisi’nde olduğu gibi, burada güçlü bir yan payanda sistemini saklayan dış revak sistemi söz konusu değildir. İç mekândaki iki filayağı, Sinan&#8217;ın başka yapılarında olmayan dört yapraklı yonca biçiminde tasarlanmıştır. Müezzin mahfili giriş kapısı üzerindedir. Son cemaat mahalline pencerelerle açılan mükebbire, caminin yapıldığı dönemden değildir. Namaz mekânının dış biçimlenişi açısından bu cami Sinan’ın geometrik kuruluşu en saf olan yapılarından biridir. Kaideleri üzerinde Türk üçgenleriyle yükselen tek şerefeli minareler de Sinan üslubunun daha sonraki dönemlerine göre daha ağır kulesel proporsiyonlara sahiptir.</p>
<p>Bezemesel program, kalan özgün öğeleriyle çağını yansıtır. Mermerden mukarnaslı mihrap ve mermer minber klasik dönem özelliklerini taşır. Enteryörde kakma tekniğiyle ve iyi bir işçilikle yapılmış kürsü ve pencere kapakları ve giriş kapıları vardır. Bezeme açısından ilgi çeken bir başka detay da, girişe göre soldaki minarenin son cemaat mahalline açılan kapısı üzerinde, bir mozaik gibi işlenmiş &#8220;kelime-i tevhid&#8221; yazıtıdır.</p>
<p>Mihrimah Sultan Camisi’nin en etkili öğesi klasik son cemaat mahallini çevreleyen geniş ikinci sıra revak ve denize doğru çıkan şadırvanlı köşküdür. Denize uzanan bir köşk altındaki bu mermer şadırvanın planı yirmi köşeli bir poligondur. Geometrik desenli şebekeleri vardır ve konumu itibariyle İstanbul’un en güzel abdest alma yerlerinden biridir. Köşkün altındaki çeşme 17. yy&#8217;da eklenmiştir. Vaktiyle hemen kıyıdan yükselen istinat duvarları üzerinde bu kompozisyon Sinan’ın arsanın konumuna ve çevreye duyarlı mimari tasarımının güzel tanıklarından biridir. Dış avlunun asimetrik girişleri ve merdivenleri de (gerçi bunların özgün dönemden kaldığını savunmak zordur) bugün bu yapının pitoreskini artıran öğelerdir.</p>
<p><strong>Mihrimah Sultan Medresesi:</strong> Girişi caminin dış revağından geliş yönüne göre yerleştirilmiş olan 16 hücreli medresenin cami ile paralel olabilecekken biraz daha kuzeye dönük yapılması vaziyet planındaki yerleşme düzeninin kıyı çizgisini izlediği kanısını uyandırıyor. Dershane ve onun iki yanındaki odaların önündeki avlu revağı cami tarafında avlu duvarının önünde dönmektedir. Sinan’ın birçok medresesinde bir tarafı serbest bırakılmış medrese avlusu düzenlenmiştir. Revaklar arkasındaki avlu duvarı pencereleriyle dış çevre ile bağlanan bu avlular dört tarafı odalarla çevrili olan avlulara göre mekân vurgusu daha etkili bir Sinan motifi olarak kabul edilebilir. Medresenin helaları dershanenin iki yanındaki tonozlu koridorlardan çıkılan küçük bir avludaydı. 1961 ’de sağlık merkezi olarak restore edilen medrese, revakların kapanması ve başka işlevsel müdahalelerle iç mekân özelliklerini yitirmiştir.</p>
<p><img decoding="async" title="mihrimah sultan camii" alt="mihrimah sultan camii" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/mihrimah+sultan+camii.jpg" width="576" height="383" /></p>
<p><strong>Mihrimah Sultan Sıbyan Mektebi:</strong> Caminin kıble tarafında ondan küçük bir yolla ayrılan darü&#8217;ssıbyan, kubbeli bir açık eyvan ve kapalı kubbeli bir dershaneden oluşur. Yokuş üzerinde inşa edildiği için kapalı dershanenin altına bir dükkân yapılmıştır. Merdivenle çıkılan yolun üst seviyesinden eyvana girilir. Caminin yapıldığı tarihte bu yol külliye sınırı içinde kalmış olabilirdi. Bu ilginç şema artık tümüyle kubbeli karelerden oluşan modüller üzerine kurulu işlevsel tasarım geleneğinin Sinan elindeki güzel uygulamalarından biridir.</p>
<p><strong>Mihrimah Sultan Hanı:</strong> Cami arkasında arazinin kuzeydoğuya doğru yükseldiği düşünülünce büyük bir olasılıkla külliyenin diğer yapıları da güneybatıya doğru, o sırada daha içerilere giren Üsküdar Koyu boyunca diziliyorlardı. 1933 tarihli <em>Pervititch</em> haritasında, yakın bir tarihte yıkıldığı yazılan bir Kurşunlu Han’ın konturları gösterilmiştir. Oysa l. Dünya Savaşı sırasında yapılan bir haritada, bu hanın arsası bir ada olarak durmakta, fakat üzerinde bir tarihi yapı işareti bulunmamaktadır. Melling’in Beyoğlu’ndan Üsküdar’ı gösteren bir gravüründe (18. yy sonu) deniz kenarında bir han görülmektedir.</p>
<p>Külliyenin tabhane odaları ve imaretinin izleri şimdiye kadar saptanamamıştır. Fakat bunların cami dış avlusunun ve şadırvanlı köşkün denize karşı konumları düşünülecek olursa, caminin güneybatısında yerleşmiş oldukları söylenebilir. 1772’de çıkan bir yangında çevresindeki dükkânlarla birlikte tabhanenin yandığı bilinmektedir.</p>
<p>Cami ile medrese arasında Mihrimah Sultan’ın iki oğlunun sandukalarını içeren bir türbe vardır. Bu türbe külliyeye sonradan eklenmiştir. Bunun güneyindeki yeni türbe ise Sadrazam İbrahim Edhem Paşa’nındır (ö. 1893). Son cemaat yerinin güneybatı bölümünde ise revak altında, oldukça az rastlanan bir uygulama olarak Rüstem Paşa’nın başka bir karısından olan ve 984/1576-77’de ölen oğlu Osman Bey’in sandukası bulunmaktadır. Külliyenin haziresi ise caminin kıble tarafındadır. Burada klasik dönemden kalan değerli mezar taşları ve sandukalar vardır. Cağalazade ailesine ait çok sayıda mezar bu hazirededir. Fakat bu hazirenin en önemli yapıtlarından biri Rüstem Paşa’nın kardeşi Kaptan-ı Derya Sinan Paşa’nın itinalı bir işçilik ve muhteşem bir tasarımla yapılmış olan sandukasıdır.</p>
<p>Üsküdar İskele Meydanı&#8217;nın açılmasından önce yapılan gravürlerde caminin deniz tarafına yapışmış ahşap dükkân sıraları görülür. Beşiktaş’tan Üsküdar’a geçen deniz ulaşımının çıktığı yer olan Üsküdar İskelebaşı’ndaki çarşı, 16. yy’da Mihrimah Sultan Hanı&#8217;nın buraya yapılmasıyla gelişmiş olabilir.</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/mihrimah-sultan-kulliyesi.html">Mihrimah Sultan Külliyesi (Üsküdar)</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgimnette.com/mihrimah-sultan-kulliyesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahmut Paşa Külliyesi</title>
		<link>https://www.bilgimnette.com/mahmut-pasa-kulliyesi.html</link>
					<comments>https://www.bilgimnette.com/mahmut-pasa-kulliyesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Jun 2013 15:45:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Külliye]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgimnette.com/?p=9373</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mahmut Paşa Külliyesi, Eminönü İlçesi&#8217;nde, Nuruosmaniye Külliyesi&#8217;nin kuzeydoğusunda, Mahmutpaşa Mahkemesi Sokağı, Mengene Sokağı ve Şeref Efendi sokağı’nın çevrelediği yapı adası üzerindedir. Fetih sonrasının ilk büyük vezir külliyesi olan Mahmud Paşa Külliyesi, Fatih Külliyesi’nden sonra 15. yy’ın en önemli yapı grubudur. Yerleşmenin en yoğun olduğu çarşı bölgesinde çevresi yüzyıllarca başka yapılarla sarıldığı ve birçok öğesini kaybettiği için [&#8230;]</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/mahmut-pasa-kulliyesi.html">Mahmut Paşa Külliyesi</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mahmut Paşa Külliyesi, Eminönü İlçesi&#8217;nde, Nuruosmaniye Külliyesi&#8217;nin kuzeydoğusunda, Mahmutpaşa Mahkemesi Sokağı, Mengene Sokağı ve Şeref Efendi sokağı’nın çevrelediği yapı adası üzerindedir.<span id="more-9373"></span></p>
<p>Fetih sonrasının ilk büyük vezir külliyesi olan Mahmud Paşa Külliyesi, Fatih Külliyesi’nden sonra 15. yy’ın en önemli yapı grubudur. Yerleşmenin en yoğun olduğu çarşı bölgesinde çevresi yüzyıllarca başka yapılarla sarıldığı ve birçok öğesini kaybettiği için diğer külliyeler gibi göze çarpmayan ve sadece cami, türbe ve onlarla bütünleşmeyen hamamı ve diğer hanlar içinde kaybolan Kürkçü Hanı ile bilinen bu külliye, yapıldığı dönemde sultanınkinden sonra en zengin vakfiyeleri olan büyük bir sosyal kompleks olarak hizmet vermiştir. Özgün programı ve tasarımını irdelemek, İstanbul’un imarı ve Osmanlı kent imgesinin ve kent yapısının oluşumunu anlamak açısından aydınlatıcıdır.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone  wp-image-9385" title="Mahmut Paşa Külliyesi" alt="Mahmut Paşa Külliyesi" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/Mahmut-Pasa-Kulliyesi.jpg" width="576" height="445" srcset="https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/Mahmut-Pasa-Kulliyesi.jpg 640w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/Mahmut-Pasa-Kulliyesi-300x232.jpg 300w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/Mahmut-Pasa-Kulliyesi-544x420.jpg 544w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></p>
<p>Camisi ve diğer yapılarının tamamlanması on yılı aşan bir süre içinde (1463-1474) gerçekleşen külliye, bir cami, bir medrese, bir imaret, bir hamam, bir sıbyan mektebi, kurucusunun türbesi, büyük bir handan oluşmakta ve yapısal niteliği pek bilinmeyen bir de mahkeme içermekteydi. Bu büyük külliye, gelirleriyle yaşamasını sağlayan yüzlerce dükkân ve hücre arasında zor bir arazi üzerinde inşa edilmişti. Çarşı bölgesi birçok yangınlar geçirdiği için külliye yapılarının birkaç tanesi iz bırakmadan yok olmuştur. Özellikle 1753 büyük çarşı yangınından harap olan bu külliyenin medresesinin sadece dershanesi kalmış (geri kalan bölümün yerine bir ilkokul yapılmıştır), imareti, sıbyan mektebi ortadan kalkmıştır. Buna karşın külliye ile birlikte yapılan ve Kürkçü Hanı diye bilinen kervansaray, 15. yy’dan kalan tek han örneğidir.</p>
<p>Mahmud Paşa Külliyesi&#8217;nin bugüne kadar kalan öğeleri olan cami, han, hamam ve türbe genel özellikleriyle fetih öncesi mimarisinin İstanbul’daki uzantılarıdır. Fakat türbe dışında, büyük ölçüde bezemesel özelliklerini ve mimari öğelerinin özgün biçimlerini kaybetmişlerdir. Oysa Tarih-i Sultan Mehmed Han-ı Sani (1912; yb İstanbul’un Fethi, 1967) adlı eserin yazarı Mihael Krito-bulos, Mahmut Paşa’nın külliyesi ve diğer imar etkinlikleri hakkında ayrıntılı bilgi verir.</p>
<p>16. yy&#8217;ın ortasında Pierre Gilles, İstanbul’a geldiğinde Çemberlitaş çevresini anlatırken, Atik Ali Paşa Camisi’nin biraz altında yarımadanın ikinci vadisine egemen bir yükselti üzerinde bir başka cami olduğunu ve bunun girişinde bulunan iki porfir, iki mavi çizgili beyaz mermer ve iki tane de beyaz lekeli yeşil sütunlu bir giriş revağından söz eder.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-9387" alt="Mahmut-Pasa-Kulliyesi_2" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/Mahmut-Pasa-Kulliyesi_2.jpg" width="675" height="450" srcset="https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/Mahmut-Pasa-Kulliyesi_2.jpg 750w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/Mahmut-Pasa-Kulliyesi_2-300x200.jpg 300w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/Mahmut-Pasa-Kulliyesi_2-696x464.jpg 696w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/Mahmut-Pasa-Kulliyesi_2-630x420.jpg 630w" sizes="auto, (max-width: 675px) 100vw, 675px" /></p>
<p>18. yüzyıl yangınlarından sonra bir taş gömlekle kapanmış olan bu ilginç sütunlar Mahmud Paşa Camisinin son cemaat mahalli sütunlarıdır. Evliya Çelebi, yeni bedesten yakınındaki bu caminin en eski vezir camisi olduğunu, üç kubbesi (!) ve üç kapısı ile büyük bir bahçesi bulunduğunu yazar. Bu konuda fazla bir şey söylememesi ve söylediği kubbe sayısının da yanlış olması, idam edilmiş bir vezir hakkında fazla bir şey söylemek istememesine ve bu camiyi pek tanımadığına yorulabilir. Hadîkatü’l-Cevami&#8217;de, caminin inşa edildiği arsada vaktiyle bir kilise olduğu ve bu kilisenin yıkılarak yerine cami yapıldığı yazılıdır. Fakat bu konuda herhangi bir bilgi yoktur.</p>
<p>İstanbul’un fethinden hemen sonra birçok yeni yapının yıkılan Bizans binalarının yerine yapılması doğaldır. Fatih Camisi de Havariyun Kilisesi yıkılarak yapılmıştır. Gerçi simgesel nedenlerle özellikle kiliseyle yer değiştirerek cami yapılması konusunda belirli bir tavır alındığını gösteren bir belge şimdiye kadar ortaya çıkmamıştır. Ne var ki Fatih Camisi’nde bu simgesel tavır açıktır. Sadrazamının da aynı gösteriyi yapmak istemesi düşünülebilir. Topkapı kitaplığındaki Menakıb-i Mahmud Paşa adlı yazmada &#8220;Mahmud Paşa Camisi&#8217;nin yeri ol zamanda bir azim kilise imiş, Ayasofya menendi..&#8221; diye abartılmış bir rivayetten söz edilmektedir. Hadîka, külliyenin öğeleri olarak &#8220;medrese ve mahkeme ve mektep ve çeşme ve çifte hamam ve sair hayratı vardır. (Mahmud Paşa) Müstakil türbesinde medfundur&#8221; diye yazar.</p>
<p>Birçok öğeleri özgünlüğünü yitirmiş olan bu külliye yapıları, çok kez onarılmış ya da yenilenmiştir. Cami, giriş kapısı üzerindeki Arapça kitabesine göre 867/1462&#8217;de tamamlanmıştır. İnşaatın bundan bir-iki yıl önce, yönetimin İstanbul’a taşınmasından kısa bir sıire sonra yapılmasına taşlandığı anlaşılmaktadır. Hamamı 1466 1467’de, medresesi 877/1472’de, türbesi ise 1473 te tamamlanmıştır. Mahmud Paşa 1474&#8217;te idam edilmiştir. Bu külliyenin parçası olduğu söylenen mahkemenin ayrı bir yapı mı, yoksa caminin içinde ne işe yaradıkları kesin olarak bilinmeyen odalarda hizmet gören bir kurum mu olduğu şimdiye kadar anlaşılmamıştır. O dönemde bağımsız mahkeme yapıları olduğuna ilişkin bilgimiz olmadığı gibi, kalan bir yapı örneği de bulunmadığı için Hadîka&#8217;da sözü edilen mahkemenin yapı olarak niteliği anlaşılmamaktatır. Fakat muhtelif divan kayıtlarında özellikle loncalara ve ticarete ilişkin kayıtlarda Mahmud paşa mahkemesinin adı geçmektedir. Bu külliye ile birlikte yapılmış olduğu kabul edilen Kürkçü Hanı&#8217;nın inşaatının bittiği tarih belli değildir. Fakat büyük bir olasılıkla Mahmud Paşa&#8217;nın birinci sadrazamlığı sırasında (1453-1467), hamamla birlikte yapılmış olduğu düşünülebilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-9388" alt="" src="http://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/mahmut-pasa-kulliyesi-3.jpg" width="922" height="612" srcset="https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/mahmut-pasa-kulliyesi-3.jpg 1024w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/mahmut-pasa-kulliyesi-3-300x199.jpg 300w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/mahmut-pasa-kulliyesi-3-768x510.jpg 768w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/mahmut-pasa-kulliyesi-3-696x462.jpg 696w, https://www.bilgimnette.com/wp-content/uploads/2013/06/mahmut-pasa-kulliyesi-3-632x420.jpg 632w" sizes="auto, (max-width: 922px) 100vw, 922px" /></p>
<p>Cami, III. Osman döneminde (1754-1757) ya da ondan önceki yıllarda İstanbul’u kavuran yangınlardan sonra tümüyle onarıldığından, genel strüktürü dışında, yapılış döneminden bir şey kalmamıştır. Pierre Gilles’in özellikle belirttiği son cemaat mahalli sütunları, büyük bir olasılıkla yangında çatladıkları için kalın bir taş gömlekle çevrilmiştir. Mihrap ve minberi o onarımla birlikte yenilenmiştir. Caminin avlusundaki çeşme ve sebilin, Darüssaade Ağası Mustafa Ağa, mahfel-i hümayunun ise II. Mahmud tarafından yaptırıldığı Hadîka’da yazılıdır. Minaresi, 1937 restorasyonundan sonra bugünkü şeklini almıştır.</p>
<p><a title="Mahmut Paşa Camii" href="http://www.bilgimnette.com/mahmut-pasa-camii.html" target="_blank"><strong>Mahmut Paşa Camii</strong></a></p>
<p><a title="Mahmut Paşa Türbesi" href="http://www.bilgimnette.com/mahmut-pasa-turbesi.html" target="_blank"><strong>Mahmut Paşa Türbesi</strong></a></p>
<p><strong>Mahmut Paşa Medresesi:</strong><br />
Mahmud Paşa’nın son sadrazamlığı sırasında bitirildiği anlaşılan medresenin sadece dershanesi kaldığı için, biçimini bilmiyoruz. İstanbul’un büyük ve önemli medreselerinden biri olduğunu önce ellili ve 1652&#8217;de altmışlı medrese yapılmasından anlıyoruz. Ayverdi, medresenin, vakfiyede öğrencilere verilecek 30 akçeye göre on beş öğrencisi olabileceğini söyler.</p>
<p><strong>Mahmut Paşa Hamamı:</strong><br />
Caminin kuzeyinde bulunan hamam, 1466 tarihi ile İstanbul&#8217;daki en eski hamamlardan biridir. Bu hamamla yakın tarihlerde yapılmış olmaları gereken Tahtakale Hamamı&#8217;nın erkekler bölümü birbirlerine yakın büyüklükte ve planimetride tasarlanmıştır. Soğukluğun 17 m çapındaki kubbesi mukarnaslı nişlerle duvarlara oturur. Ortasında bir aydınlık feneri vardır. Ilıklık yan eyvanları, odaları, ayakyoluna geçen küçük kubbeli geçişi ve özellikle yivli yarım kubbesi ile ilginç bir mekân düzenlemesidir. Bu hamamda soğukluktan helalara geçiş sağlayan giriş de az rastlanan, fakat işlevsel bir uygulamadır. Bu dönemde yapılan hamamların büyük bir çoğunluğu gibi sıcaklık, dört köşesinde nişler olan bir sekizgene açılan yan eyvanlar ve köşe halvetiyle oluşturulmuştur. Hamam 18. yy’daki büyük yangından sonra onarım görmüştür. Aslen bir çifte hamam olan yapının kadınlar kısmı 19. yy’da tahrip olmuştur. Soğukluktaki iki katlı ahşap soyunma galerileri 18 ve 19. yy&#8217;larda yenilenmiş olmalıdır. 1953’te büyük bir tamir görmüş olan yapı kısa bir süre hamam olarak kullanılmaya devam edilmiş, sonradan terk edilerek bir depo haline dönüşmüş, doksanlı yıllarda ise görkemli mimarisiyle hiç uyuşmayan niteliksiz bir onarımla çarşıya dönüştürülmüştür.</p>
<p>Mahmud Paşa Kulliyesi nîn yapıldığı büyük alanın fetihten sonra II. Mehmed tarafından Mahmud Paşaya verildiği söylenebilir. Mahmud Paşa&#8217;nın özgün kopyası bulunmayan, fakat vakıf tahrir defterinde bir özeti bulunan 1473 tarihli vakfiyesinde, külliye için yapılan vakıfların oldukça büyük bir bölümü külliye yapılarının çevresindedir. Mahmud Paşa Külliyesi’nin çevresindeki arazide kendine ait ortalama 100 dükkân, 27 ev, tek ve çift katlı 50 kadar hücre, mahzen ve ahır vardır. Vakfiyede cami bahçesindeki tek katlı hücrelerden söz edildiğine göre, dış avlunun pazar çevresinin karakterine uygun, fazla düzenli bir alan olmadığı söylenebilir.</p>
<p>Tarihçilerin övdüğü, halkın &#8220;veli&#8221; sıfatı verdiği &#8220;Adın mahlasıyla şiir yazan Mahmud Paşa, çağının kültürlü devlet adamlarından biriydi. İmparatorluğun birçok kentinde yapıtlar bırakmıştır. Fatih tarafından idam ettirildiği zaman halkın gerçekten üzüldüğü devlet adamlarından biri olan Mahmud Paşa hakkında mersi yeler yazılmıştır. Halkın bu sadrazama olan özel ilgisini Mükrimin Halil Yinanç’a atfen nakledilen şu hikâye ile belirtebiliriz: &#8220;Halk, Enderun&#8217;dan çıkan ilk sadrazam olan Mahmud Paşa&#8217;yı devletin devamlı sadrazamı sayarmış. Devlet kapısında işi olanlar, özellikle işinden ayrılmış olanlar, iş için dilekçe yazdıklarında, dilekçeyi, Mahmud Paşa Türbesi&#8217;nin türbedarına, küçük bir ücret vererek, bir gece türbede bırakırlarmış. Böylece onun yardımını sağlayacaklarına inanırlarmış&#8221;. Fetihten sonra İstanbul’u şenlendirmek için yapılan bu görkemli külliye, kendi yapılarının yaygınlığı, işlev çeşitliliği ve çevresinde kendi vakfını oluşturan yüzlerce yapı ile İstanbul&#8217;un en ünlü semtlerinden biri olan Mahmutpaşa’yı oluşturmuştur. Bugün gerek çevresi, gerek yapılarıyla bakıma ve yeni bir restorasyona ve çevre düzenlemesine gereksinme duymaktadır.</p>
<p>Kaynak: İSTANBUL YAZILARI / DOĞAN KUBAN / YAPI-ENDÜSTRİMERKEZİ YAYINLARI</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/mahmut-pasa-kulliyesi.html">Mahmut Paşa Külliyesi</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgimnette.com/mahmut-pasa-kulliyesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Külliye Nedir? Külliye Kavramı</title>
		<link>https://www.bilgimnette.com/kulliye.html</link>
					<comments>https://www.bilgimnette.com/kulliye.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Jun 2013 19:03:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Külliye]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.bilgimnette.com/?p=9361</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde külliye sözcüğü, bir cami çevresinde yapılmış medrese, sıbyan mektebi, türbe, tabhane ve başka işlevli yapılardan oluşan bir kompleks anlamında kullanılmaktadır. Oysa Arapça kökenli bu sözcük geçmişte böyle bir amaçla kullanılmamıştır. İslam mimarisinde de böyle bir terim yoktur. Vakfiyelerde, Evliya Çelebi’de, Hadîka&#8217;da bu terim kullanılmamıştır. 1861 tarihli Redhouse sözlüğünde de bu sözcük yoktur. Ferit Develioğlu, [&#8230;]</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/kulliye.html">Külliye Nedir? Külliye Kavramı</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde külliye sözcüğü, bir cami çevresinde yapılmış medrese, sıbyan mektebi, türbe, tabhane ve başka işlevli yapılardan oluşan bir kompleks anlamında kullanılmaktadır. Oysa Arapça kökenli bu sözcük geçmişte böyle bir amaçla kullanılmamıştır. İslam mimarisinde de böyle bir terim yoktur. Vakfiyelerde, Evliya Çelebi’de, Hadîka&#8217;da bu terim kullanılmamıştır. 1861 tarihli Redhouse sözlüğünde de bu sözcük yoktur.<span id="more-9361"></span> Ferit Develioğlu, “külliye&#8221; sözcüğünün Osmanlı döneminde bazı Arap medreseleri için kullanıldığını yazar. Büyük bir olasılıkla bu sözcük 20. yy&#8217;ın başında bir yapı kompleksi karşılığı olarak uydurulmuş, daha doğrusu bu amaçla kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<p>İslam mimarlık tarihinde cami, değişik işlevlerle birlikte kavramlaşmış, peygamberlerin evi olan ilk camiden bu yana birçok işlevi bünyesinde barındırmıştır. Osmanlı mimarları, İslam dünyasının hiçbir ülkesinde olmayan bir kapsamda hemen hemen bütün sosyal işlevleri yan yana getirdikleri onları cami çevresindeki farklı yapılara yerleştirdikleri halde, kavram olarak camı, bu işlevleri doğal olarak içeren bir genel ibadet ve kamu yapısı olarak kabul edilmiştir. Onun için Osmanlı yazarları sadece camilerden söz eder ve külliyenin diğer yapılarını saysalar bile, bazen diğer yaptların adını bile etmezler. Örneğin Evliya Çelebi oldukça büyük ve ilginç bir külliye olan Haseki Külliyesi’nin ya da Piyale Paşa Külliyesi&#8217;nin öğelerinin sadece adlarını saymakla yetinmiştir. Bayram Paşa Külliyesi’ni anlatırken sadece camiden bahseder, medrese, türbe, sebil ve çeşmeden söz bile etmez.</p>
<p>Osmanlılar&#8217;ın bugün “külliye&#8221; dediğimiz yapılar topluluğuna ‘imaret’ dediklerini belirten Osman Nuri Ergin&#8217;dir. Gerçi bu sözcüğün, bugünkü anlamda. bir yapı kompleksi anlamı taşıdığı söylenemez. Fakat ona en yakın kavramı belirler. Osmanlı&#8217;nın imar kavramı da, kent içinde imaretler yapmak, yani bir yapı eylemi gerçekleştirmek şeklinde anlaşılmalıdır. Geleneksel kültür için karakteristik bir tutumla, fiziksel bir olgu değil, bir işlevsel etkinlik söz konusu edilmiştir. İmaretin külliye anlamına kullanıldığının en açık örneği Süleymaniye Külliyesi ile ilgili olarak, inşaat sırasında İstanbul’dan imparatorluğun çeşitli bölgelerine gönderilen, malzeme ve usta gereksinimini karşılamaya ilişkin emirlerdir. Bunlarda her zaman “Mahsure-i İstanbul’da bina olunan İmaret-i Âmire&#8221; terimi kullanılmıştır. Fakat bu genel terimle birlikte “cami-i şerir, özellikle vurgulanmıştır. ikisi birlikte kullanıldığı zaman “cami-i şerir ve “imaret-i âmire&#8221;, cami ve çevresindeki yapılar anlamına gelmektedir. Ne var ki imaret sözcüğünün, bugün anlaşıldığı anlamda, halka yemek dağıtan ve gelene gidene konaklama olanağı sağlayan yer olarak da kullanıldığı Fatih Vakfiyesi&#8217;nde görülmektedir. Külliyedeki bellibaşlı hizmetleri ve hizmetlileri tanımlayan bölümde cami, medrese, darüşşifa, darü&#8217;t-talim ve ’imaret-i âmire&#8221; ayn ayrı ele alınmıştır. Burada imaret-i âmire mutfakları, kilerleri, darüzziyafeyi, ahırları, misafirlerin kaldığı hanı içerdiği gibi, müezzinler, kayyumlar gibi imarette hizmet yapmayanlar da, aynı başlık altında vazifelendirilmiştir. Başından bu yana imaret, yaygın bir şekilde, halk için yapılan bir bayındırlık etkinliği, bir sosyal hizmet olarak kabul edilmiştir. Fakat giderek “imaret&#8221; sözcüğü, halk için, külliyenin en önemli işlevi olarak görülen yemek dağıtımında yoğunlaşmış ve imaret, eskilerin “darüzziyafe” dedikleri bölümle eşanlamlı olarak kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Birkaç işlevi bir araya getiren ve bazen yaptıranın türbesini de içeren yapılar, İran’da Selçuklular ve Mısır’da Memlûklar tarafından yapılmışsa da, bunları tek yapı kavramı içinde düşünmek daha doğru olur. Bir cami çevresinde eğitim ve sosyal amaçlarla bir vakıf olarak kurulan, çok ya da sınırlı amaçlı külliyeler, İstanbul’un fethinden önce Osmanlılar tarafından Bursa’da kurulmuştur. Bunların en eskisi I. Bayezid&#8217;in (Yıldırım) külliyesidir. Gerçi Hüdavendigâr Camisi de medrese ile camiyi birleştiren ve yakınında sultanın türbesini de içeren bir kompleks ise de, kentsel bir düzenleme olarak Yıldırım’ın kent dışında türbe, medrese, köşk, imaret, hamamdan oluşan külliyesini bir öncü olarak sayabiliriz. Çelebi Mehmed’in ve II. Murad’ın Bursa&#8217;daki külliyeleri, yine II. Murad’ın Edirne&#8217;de yaptırdığı Üç Şerefeli Cami ve yanındaki Saatli Medrese, külliye kavramının erken uygulamaları olarak görülebilir. Fakat II. Mehmed&#8217;in (Fatih) (hd 1451-1481) fetihten hemen sonra inşaatını başlattığı külliye, o zamana kadar İslam dünyasında tasarlanmamış bir kentsel vizyonla ve büyük bir işlevsel zenginlikte kurulmuştur. İstanbul mimarisinde külliye imgesini ilk oluşturan bu büyük kompleks, kendinden sonra gelen sultan külliyelerine örnek olduğu gibi, bir kentsel tasarım geleneği de kurmuştur.</p>
<p>Külliyeleri İstanbul kent yaşamı içindeki işlevleri ağsından iki gruba ayırmak olasıdır: Fatih Külliyesi’nden başlayarak. büyük sultan külliyelerinin çoğu kent bütünü düşünülerek boyutlandırılmıştır. Fatih, Bayezid, Haseki, Şehzade, Süleymaniye, Atik Valide, Sultanahmed, Nuru-osmaniye, Laleli külliyeleri bu ilk gruba girer. Bunlarda ibadet, eğitim, sosyal yardım (genellikle gezginleri misafir etmek, fakirleri doyurmak ve hastalara ilaç vermek) ve bazen de ticaret bir araya gelmiştir. Ticari amaçlı dükkânlan (arasta) bir külliyeye ilk katan Mimar Sınan olmuştur. Bunun ilk örneği de Süleymaniye’dedir. Fatih, Saraçhane Çarşısı&#8217;nı yaptırmış, fakat külliyeye dükkân koydurmamıştır. Beyazıt Külliyesi&#8217;nde de, zaten çarşı ortasında olduğu için tasarıma dükkan katılmamıştır.Gerçi İslam geleneği için karakteristik bir davranışla, büyük camilerin avlu ve çevreleri, her zaman ahşap dükkânlarla sarılmıştır. Evliya Çelebi, Beyazıt Camisi’nin dış avlusunun üç tarafında dükkânlar ve içinde çok sayıda satıcı olduğunu yazar. Bu gelenek günümüze kadar uzanmıştır. Fatih Külliyesi çevresinde de büyük bir çarşı oluşmuştu. İslam kentlerinin karakteristik özelliklerinden biri olan ulu cami ile çarşının kent merkezini ya da merkezlerini oluşturması, İstanbul külliyeleri için de  doğrudur. Büyük külliyeler toplumun bütün hizmetlerinin görüldüğü, bazen binlerce hizmetliye iş dağıtan, sosyal hizmetlerin tümüne yanıt vererek kentsel uygarlığın oluşmasına olanak veren kurumlardır. Süleymaniye Külliyesi ortalama dokuz hektarlık bir alan işgal eden ve cami çevresinde öğretimin her kademesi için hizmet verdiği gibi, bir de tıp medresesi içeren, bir bimarhane (darüşşifa), bir darüzziyafe (imaret), bir tabhane (misafirhane), bir kervansaray, bir hamam, arastalar (çarşılar) ve Kanuni ile Hürrem Sultan’ın türbelerinden oluşan çok büyük bir sosyal kuruluştu. 16. yy’da ne İslam dünyasında, ne de dünyanın başka ülkelerinde, böylesine örgütlü, bütün işlevlerin bir araya getirildiği, sistematik olarak kontrol edildiği ve topluma hizmet veren, bir cami çevresinde olmakla birlikte, seküler başka bir sosyal kompleks bilmiyoruz. Abarttığı kabul edilse bile, kendi döneminde imaretlerden beslenenlerin sayısının 30 bin kişi olduğunu yazanı Evliya Çelebi, sistemin önem ve yaygınlığına işaret etmektedir.</p>
<p>İkinci grup külliyeler, Murad Paşa Külliyesi&#8217;nde olduğu gibi; birkaç mahalleye hizmet etmek için kurulmuştur. İlk dönemlerde sadrazam ve vezirler, hanım sultanlar tarafından yaptırılanlar (Murad Paşa, Atik Ali Paşa, Davud Paşa, Mihrimah Sultan külliyeleri gibi), 18. yy’da ise Koca Ragıb Paşa Külliyesi’nde olduğu gibi sadece bir kitaplık ve bir sıbyan mektebi, bir türbe ve bir sebil ya da çeşmeden oluşanlar da vardır. Külliye uygulaması, ağırlıklı olarak. Mimar Sinan&#8217;ın mimarlık dönemine ve hemen onu izleyen mimarbaşılar dönemine rastlıyor. 18. yy&#8217;da klasik dönem geleneğini canlandırma çabası olduğu söylenebilir. Üsküdar’da Yeni Valide, suriçinde Hekimogju Ali Paşa, Nuruosmaniye ve Laleli külliyeleri, Osmanlı&#8217;nın Batıyla hesaplaşma döneminde yapılmışlardır. Fakat artık klasik dönemin fetih gelirleri kalmadığı için boyutlar küçülmüştür.</p>
<p>İstanbul&#8217;un bütün büyük Osmanlı külliyeleri kentin tarihi aksları, büyük forumlan üzerindedir. Fatih Külliyesi Beyazıt &#8211; Edirnekapı aksı üzerinde, fakat simgesel bir tutumla, Constantinus’un mezarının ve I. lustinianos&#8217;un büyük kilisesinin arsasına kurulmuştur. Evliya Çelebi. Fatih Camisi’nin inşasından önce Havariyun (Ayii Apos-toli) Kilisesi’nin temelleriyle birlikte ortadan kaldırdığını ve inşaatta Müslüman olmayan hiçbir işçinin çalışmadığını, hattâ kendi gününe kadar hiçbir Yahudinin külliye kapısından girmediğini, bu yüzden bu külliyenin kutlu bir yer olduğunu yazar. Süleymaniye Külliyesi inşa edilirken ise, çalışanlar arasında çok sayıda Hıristiyan olduğuna bakarak, böyle bir endişenin duyulmadığı anlaşılıyor. Beyazıt Külliyesi Tauri Forumu üzerinde, Haseki Külliyesi Aksaray’dan Arkadios Forumu’na giden Mese’nin hemen kuzeyinde. Şehzade Külliyesi Beyazıd &#8211; Edirnekapı yolu üzerindedir. Sadece Süleymaniye Külliyesi Beyazıt’ta Eski Saray’ın varlığı nedeniyle daha kuzeyde bir platforma yerleşmiştir. Yine de kentin Haliç&#8217;e paralel tepeler çizgisi üzerindedir. Sultanahmed Külliyesi Hipodrom üzerinde, Nuruosmaniye Külliyesi Constantinus Forumu yanında, Laleli Külliyesi Beyazıt &#8211; Aksaray aksı üzerindedir. Daha küçük külliyeler de Ayasofya &#8211; Beyazıt, Beyazıt &#8211; Edirnekapı ve Beyazıt &#8211; Aksaray, Aksaray &#8211; Kocamustafapaşa aksı üzerinde, kısaca eski Mese ve forumlar üzerinde ve civarındadır. Osmanlı döneminin külliyeler aksı Ayasofya &#8211; Edirnekapı arasıdır. Bu kadar kesin ve sürekli bir yerleşme düzeni, suriçinin topografik yapısına ve bu yapının kentin işlevsel düzenini etkilemesine bağlı olduğu kadar, Roma döneminden bu yana bazı bölgelerin simgesel bir statü kazanmasının da sonucudur. Roma ve Bizans dönemlerinin forumlarına, Osmanlı döneminde büyük külliyeler tekabül eder. Bu, iki dönem arasında köklü bir toplumsal yapı değişiminin göstergesidir.</p>
<p>Külliyelerin toplum içinde nasıl değerlendirildiklerini anlamak için, Osmanlı yazarlarının bunları anlatırken hangi özellikleri vurguladıklarını incelemek gerekir. Burada yine Evliya Çelebi’nin betimlemelerinden bir-iki örnek alınabilir: Cami, bütün betimlemenin temel öğesini oluşturur. Camilerin inşaatları, özellikle vurgulanan törenlerle başlarken, ulemadan ya da büyük şeyhlerden ve müneccimlerden seçilen, imparatorluğun en büyük dini kişileri dua ederler. Evliya Çelebi, bazı külliye öğelerinin yapım süreci sırasında hangi amaçlarla kurulduğunu da anlatır, örneğin Fatih Külliyesi yapılırken çalışan işçilerin yıkanması için önce Irgat Hamamı yapılmıştır. Fatih Külliyesi&#8217;nin medreseleri ünlüdür ve avlularında kalabalık bir öğrenci ve molla grubu vardır. Camilerin hemen hepsiyle ilgili bir efsane vardır. Örneğin Beyazıd Camisi’nin kıblesi en doğru yönlenmiş olanıdır. Çünkü II. Beyazıd (hd 1481-1512) bu caminin inşaatından önce Kabe’yi görmüştür. Bu, camiyi özellikle kutlu bir cami yapar.</p>
<p>Yönünün doğruluğundan ötürü muvakkithanesi denizciler arasında ünlüdür. Çünkü kıblesi bir kerametle saptanmışır. Zaman ve yön açısından en doğru bilgi veren muvakkithane bu camidedir. Her yanı dükkân ve çarşı olan ve avluları satıcılarla dolu Beyazıt Külliyesi’nin imareti esnaf için yapılmışır. Dış avlusu özellikle dut ağaçlarıyla doludur. Bunların altında Hindistan&#8217;dan bile gelenlerin olduğu bir kalabalık barınır. Caminin avlu dışındaki büyük medresesinde dönemin en büyük din adamları ders verir. Çok sağlam vakıfları olan bu külliyeye 2.040 kişi hizmet etmektedir. Bu yapılar hem strüktürlerinin sağlamlığı, hem işçiliklerinin eşsizliği, hem de zenginlikleriyle övülür. Betimlemenin büyük bir bölümü camiye, onun süslemelerine, içindeki zengin eşyalara ve yazılarının ustalarına ayrılır. Evliya Çelebi, bu büyük anıtların methinde, herkesin aciz kaldığını yazar. Süleymaniye, dünyanın en sağlam yapısıdır. Caminin büyük avlu kapısı çok sanatlı bir mutluluk kapısıdır. Usta demirci, pencere demirlerini yaparken, Davud Peygamber gibi sanat gösterip öyle bir renk vermiştir ki, hâlâ cilasına bir toz konmamıştır. Demirleri Nahçıvan çeliği gibi parlaktır. Evliya Çelebi, caminin çevresinden de kısaca söz eder. Caminin dış avlusu kumluktur. Çınar, servi, ıhlamur ve kuşdili ağaçlarıyla doludur. Kuzeye açılan set duvarı üzerinden bütün İstanbul, hattâ bütün cihan seyredilir. Bu caminin 3 bin hizmet edeni vardır. Vakıfları bütün Akdeniz adalarıdır. Mütevellisinin 5 yüz adamı vardır. Evliya Çelebi, külliyenin yapılarını sayar, fakat anlatmaz. Külliye Galata’dan &#8220;gömgök” kurşun örtülü bin kubbesiyle etkilidir.</p>
<p>İmparatorluğun başka hiçbir yerinde bu yoğunluk ve büyüklükte külliyeler yapılmamıştır. İstanbul dışında 15. yy’da bir-iki örnek sayılabilir. İstanbul külliyelerinin yapımında imparatorluğun bütün ekonomik olanakları seferber edilmiştir. Bunlar inşa edilirken sultanların öncelikli işleri olmuşlardır. Klasik dönemin ünlü külliyeleri hep fetih mallarıyla yapılmıştır. Evliya Çelebi, örneğin Süleymaniye’nin Belgrad, Malta ve Rodos ganimetleriyle yapıldığını yazar. Fatih&#8217;in, Süleymaniye’nin, Nuruosmaniye&#8217;nin inşaat süreçlerine ilişkin bilgiler büyük külliyelerin başkent ve Osmanlı yaşamındaki ağırlığını çok açık anlatırlar. I.Mahmud (hd 1730-1754) Nuruosmaniye inşaatını hemen her gün kontrol etmiştir. Donanma, özellikle taşıma, iskele kurma işlerinde görevlendirilmiştir. Acemioğlanları külliye inşaatına yardım eder ve çalışırlar. Süleymaniye şantiyesinde uzun yıllar binlerce işçi çalıştırılmıştır. Bunlara dışarıdan malzeme getirenler dahil değildir. Külliyeler kentin sosyal yaşamının kaburgasını oluşturur. Doğrusu istenirse, içlerindeki etkinlikler açısından, saray ve çarşı ile birlikte külliye, İstanbul yaşamının temel sahnelerinden biridir. Simgesel ve fiziksel olarak da camileriyle birlikte toplumun ve kentin en egemen etkinlik ve gösteri odaklarıdır.</p>
<p>Osmanlı döneminde, batıyla karşılaştırıldığı zaman, bir kent planlama geleneği olduğu söylenemez. Fakat İstanbul&#8217;da bir kent yaratma iradesi oluşmuştur. Bu, işlevsel olduğu kadar sultanlara ilişkin simgesel bir karakter de taşımıştır. İstanbul’u fiziksel olarak tanımlayan, Türk öncesi ve Türk dönemlerine ilişkin birçok veri içinde büyük külliyeler, temel öğeleri oluştururlar. İstanbul’un merkezinde Süleymaniye Külliyesi ile taçlanan eşsiz siluet bugüne kadar bu gerçeği vurgulamıştır. OsmanlI kent vizyonunun en büyük gösterisi bu olduğu kadar, Osmanlı mimari kompozisyonunun da en büyük yaratmaları külliyelerdir. Burada tek yapıyı aşıp bir kompleks tasarımına erişmiş bir mimari gelenekten söz etmek gerekir. Süleymaniye’nin, Sultanahmed’in, Hekimoğlu Ali Paşa’nın külliye olarak kompozisyonları, İstanbul kentinin hem dışarıdan, hem de içeriden en görkemli ve en etkili mimari verileridir.</p>
<p>Kaynak: İSTANBUL YAZILARI / DOĞAN KUBAN / YAPI-ENDÜSTRİMERKEZİ YAYINLARI</p>
<p>&lt;p&gt;The post <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com/kulliye.html">Külliye Nedir? Külliye Kavramı</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.bilgimnette.com">BilgimNette</a>.&lt;/p&gt;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgimnette.com/kulliye.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
