Güçler Ayrılığı

0
661 okunma
Güçler Ayrılığı

Güçler ayrılığı, devletin yasama, yürütme ve yargı işlevlerinin ayrı ve bağımsız organlara bölünmesi. Yasaların yapılmasında, yürütülmesinde ve adaletin dağıtılmasında birbirinden ayrı üç organın varlığını gerektiren bu tür bir ayrılığın, iktidarın keyfilik ve aşırılıklarını sınırlayacağı ileri sürülmüştür. Güçler ayrılığı öğretisinin izleri eski ve ortaçağlardaki karma yönetim kuramlarında bulunabilir. Bu kuramlara göre, hükümet etme süreci monarşik, aristokratik ve demokratik çıkarlar gibi toplumdaki farklı öğeleri içine almak zorundadır. Yasama erkinin kral ile parlamento arasında bölüştürülmesi gereği 17. yüzyılda İngiliz düşünür John Locke tarafından ileri sürülmüşse de öğreti modem çağda ilk kez Fransız yazarı Montesquieu’nün pe l’esprit des lois (1748; Kanunların Ruhu Uzerine, 1963) adlı yapıtında formüle edildi. Özgürlüğün en etkili biçimde güçler ayrılığı ile korunabileceği yolunda Montesquieu’nün geliştirdiği görüş İngiliz anayasal sisteminden esinlenmişti; bununla birlikte, Montesquieu’nün Ingiliz siyasal gerçeklerine ilişkin yorumu öteden beri tartışma konusu olmuştur. Montesquieu’nün yapıtı geniş etkiler yarattı; özellikle Amerika’da anayasanın yapısını derinden etkiledi. Bu anayasa, devletin kilit organlarındaki görev sürelerinin çakışmasını da engelleyerek siyasal iktidarın tekelleşmesini önledi. Çağdaş anayasal sistemler yasama, yürütme ve yargı süreçlerinin düzenlenmesi bakımından büyük bir çeşitlilik göstermektedir.

Bunun sonucu olarak güçler ayrılığı öğretisi de katılığını ve saf kuralcılığını büyük ölçüde yitirmiştir. 20. yüzyılda, özellikle de II. Dünya Savaşı’ndan sonra devletlerin toplumsal ve ekonomik yaşamın birçok yönüne karışmaları yürütme gücünün etkinlik alanında bir genişlerneye yol açtı. Bunun bireysel özgürlükler bakımından yaratacağı sonuçlardan kaygılanan bazı düşünürler, güçler ayrılığı öğretisini yeniden etkili kılmaya çalışmaktansa. yürütme ve yönetim organlarının kararlarına karşı itiraz yollarının oluşturulmasını önermektedirler. Yurttaşların idare organlarıyla ilgili şikayetlerini değerlendiren ombudsman buna örnektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here