Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image
Scroll to top

Top

No Comments

Boğazlar Sorunu

Boğazlar Sorunu, Japonya tarafından imzalanmiş olan bu belge, 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin yerine geçmiştir. Boğazlar Sorunu, Türk Boğazlan’ndan (İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı) yabancı gemilerin geçişine ilişkin olarak Avrupa diplomasisinde çeşitli dönemlerde gündeme gelen anlaşmazlık.

Rusya 18. yüzyılda Karadeniz’in kuzey kıyılarını ele geçirince,. Osmanlı yönetimi 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Rus ticaret gemilerine Boğazlar’dan serbest geçiş hakkı tanıdı. 23 Aralık 1798 ve 24 Eylül 1805 Osmanlı-Rus ittifak antlaşmalan ile Karadeniz bütün yabancı devletlerin savaş gemilerine kapatıldı ve Rus savaş gemilerine Boğazlar’dan serbest geçiş hakkı verildi. Yabancı savaş gemilerinin Karadeniz’e zorla girmek istemeleri durumunda da Osmanlı ve Rus donanmalarının birlikte karşı koymalan hükme bağlandı. Antlaşma 1807 Osmanlı-Rus Savaşı .ile yürürlükten kalktı ve Osmanlı Devleti Ingiltere ile imzaladığı Kala-i Sultaniye (Çanakkale) Arıtlaşması (5 Ocak 1809) ile Boğazları yabancı savaş gemilerine kapalı tutmayı taahhüt etti. 1829 Edirne Antlaşması ile Rusya Boğazlar’dan ticaret gemilerini geçirme hakkını yeniden elde etti; ayrıca Osmanlı Devleti Boğazlar’ı, barış içinde bulunduğu bütün devletlerin ticaret gemilerine açtı.

1833′te II. Mahmud Mısır sorununda aldığı yardım karşılığında Hürıkar Iskelesi Antlaşması’nı imzalayarak Boğazlar’ı Rusya lehine yabancı savaş gemilerine kapatmayı kabul etti. Bu antlaşma, bütün büyük Avrupa devletlerinin Boğazlar’ın . barış döneminde Osmanlı olmayan tüm savaş gemilerine kapalı tutulması kuralını benimsediği 15 Temmuz 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi ile iptal edildi. Buna karşırı Osmanlı Devleti’nin müttefiki olan Ingiltere ve Fransa, Kırım Savaşı (1853-55) sırasında Rusya’ya saldırmak üzere donanmalannı Boğazlardan geçirdiler. Londra Boğazlar Sözleşmesi, bütün savaş gemilerinin Boğazlardan serbestçe geçişine izin veren Lozan Boğazlar Sözleşmesi (24 Temmuz 1923) tarafından değiştirilineeye değin yürürlükte kaldı. Dünya Savaşı’nın sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi’nden (30 Ekim 1918) sonra Boğazlar’ın egemenliği fiilen Osmanlı Devleti’nin elinden çıktı ve bütünüyle İtilaf Devletleri’nin eline geçti.

Lozan Antiaşması’yla birlikte. aynı anda imzalanan Boğazlar Rejimine Ilişkin Sözleşme ile (bak. Lozan Boğazlar Sözleşmesi) Boğazlar askerden arındırıldı ve savaş gemilerinin geçişi herhangi bir izne bağlı olmaksızın tamamen serbest bırakıldı. Barış döneminde yabancı ticaret gemilerine geçiş serbestliği tanındı. Bir savaş döneminde Türkiye’nin tarafsız olması halinde gene barış dönemindeki kurallar geçerli sayıldı. Türkiye’nin taraf olduğu bir savaş halinde tarafsız gemilerin düşmana yardım etmemek koşuluyla Boğazlar’dan serbestçe geçmesi hükme bağlandı. Türk hükümeti Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin Türkiye’nin egemenlik haklarını kısıtlayan hükümler taşıması nedeniyle Boğazlar rejiminin statüsünde ilk kez 1933 Londra Silahsızlanma Konferansı’nda dile getirilen bir değişiklik talebinde bulundu.  İtalya dışında Lozan Boğazlar Sözleşmesi’ni imzalayan devletlerin katıldığı Montreux Konferansı sonunda Boğazlar’ı tahkim etme konusunda Türkiye’ye tam yetki veren ve Karadeniz’de kıyısı bulunmayan devletlerin savaş gemilerinin geçişini kısıtlayan Montreux Sözleşmesi imzalandı (20 Temmuz 1936).

1945′te Boğazlar Sorunu Yalta ve Potsdam konferansıarında Müttefikler arasında ele alındı, ancak somut bir anlaşmaya varılamadı. II. Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile birlikte, Boğazlar Sorunu yeniden uluslararası politika gündemine geldi. Sovyetler Birliği, savaştan sonra siyasal ve askeri dengelerin büyük ölçüde değiştiğini, bu nedenle Boğazlar rejiminde de yeni koşullara uygun bazı değişiklikler yapılması gerektiğini savundu. II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin Montreux Sözleşmesi’ne uymadığını öne sürerek kendi güvenliğinin sağlanması için Boğazlar’ın Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin savaş gemilerine kapatılmasını, Karadeniz’de kıyı sı olan devletlerin savaş gemilerine ise her zaman açık olmasını talep etti. Ayrıca Boğazlar’dan geçiş rejiminin yalnızca Türkiye ile Karadeniz’de kıyısı olan devletler arasında düzenlenmesi gerektiğini savundu. Ote yandan, Sovyetler Birliği düşmanca amaçlarla kullanılmasını engellemek için Boğazlar’ın Türkiye ile Sovyetler Birliği tarafından ortak savunulmasını da talep etti ve bu taleplerini 7 Ağustos 1946 ve 24 Eylül 1946 tarihli iki notayla Türk hükümetine bildirdi. ABD ve Ingiltere Boğazlar rejimi hakkında yeni bir düzenleme yapılmasına ilke olarak karşı değillerdi ve bu konuda Sovyet önerisini kabul ediyorlardı. Ama Batılı ülkeler Boğazlar rejiminin Montreux Sözleşmesi’nin kuralları içinde, uluslararası bir toplantıda görüşülmesi gerektiğini savundular ve Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında ikili görüşmeler yapıhnasını kabul etmediler.

Türkiye de Sovyetler Birliği’ne 22 Ağustos 1946 ve 18 Ekim 1946 tarihlerinde verdiği notalarda, Boğazlar rejiminde yapılacak bir değişikliği ilke olarak kabul ediyor, ama bunun ikili görüşmeler yoluyla değil de, uluslararası bir toplantıda ele alınması gerektiğini belirtiyordu. Bu notalarda ayrıca, Boğazlar konusunda ortak savunma talebinin kesinlikle kabul edilmeyeceği açıklanıyordu. Bu sırada meydana gelen önemli siyasal ve askeri gelişmeler, Boğazlar rejiminin yeniden değiştirilmesi konusunda bir uluslararası konferans toplanması girişimini sonuçsuz bıraktı. Dolayısıyla Boğazlar rejiminde bir değişiklik ohnadı ve Montreux Sözleşmesi günümüze değin feshedilmeden yürürlükte kaldı.

Boğazlar Sorunu

Yorum Yap